• DOLAR
    5,7010
    %0,06
  • EURO
    6,3052
    %-0,12
  • ALTIN
    269,61
    %-0,04
  • BIST
    107.047
    %-0,45
Av. Pelin Y. KABASAKAL
Av. Pelin Y.  KABASAKAL
epostagizlidir@adaletmedya.net
Trafik Kazalarının Oluş Nedenleri
  • 17 Ağustos 2019 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

TUİK verilerine göre Türkiye’de 2018 yılında meydana gelen trafik kazası sayısı, 2017 yılına göre yüzde 2,2 artarak 1 milyon 229 bin 364 olarak gerçekleşmiştir. Trafik kazaları sonucu 6 bin 675 kişi ölmüş, bu kişilerden 3 bin 368’i kaza yerinde, 3 bin 307’si yaralanıp sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra kazanın sebep ve tesiriyle 30 gün içinde hayatını kaybetmiş, 307 bin 71 kişi yaralanmıştır. Söz konusu kazaların 1 milyon 42 bin 832’sini maddi hasarlı, 186 bin 532’sini ise ölümlü-yaralanmalı kazalar oluşturmuştur.

Karayolu ağında geçen yıl gerçekleşen trafik kazalarında ölen kişilerin yüzde 42,9’u sürücü, yüzde 34,9’u yolcu, yüzde 22,2’sinin yayalardan oluştuğu, Kazalara neden olan kusurların yüzde 89,5’inin sürücü, yüzde 8,4’ünün yaya, yüzde 0,9’unun yolcu, yüzde 0,6’sının taşıt ve yüzde 0,6’sının da yol kaynaklı olduğu tespit edilmiştir.

Yani, Türkiye’deki yollarda her gün yaklaşık 18 kişi trafik kazaları nedeniyle hayatını kaybetmekte, 841 kişi de yaralamaktadır. Yaralananların bazıları ise ömürleri boyunca sakat kalmaktadır. Kaza kurbanlarının çoğu gençtir. Bu durum bu kişilerin ve ailelerinin yaşamlarını önemli derecede etkilemektedir.

“Türkiye için Ulusal Trafik Güvenliği Programı 30 Aralık 2001 Ana Rapor”unda Tüm çarpışmaların büyük bir bölümünde, bir veya daha fazla trafik ihlali yapıldığı, trafik ihlallerinin, kazaların ve kazazedelerin oluşumu üzerinde büyük bir katkısı olduğu belirtilmektedir. Söz konusu raporda;

  • Genel olarak yol kullanıcı davranışlarının olumsuz ve agresif sürüş tarzına sahip olduğu,
  • Hız sınırlarının çok sık ihlal edildiği,
  • Sürücülerin kırmızı ışık, dur levhası ve tek yön düzenlemelerini, sık sık ihlal ettiği, yaya geçitlerinde çoğunlukla durmadıkları ve yayalara çok az dikkat ettikleri
  • Sürücülerin, nadiren işaretlenmiş sürüş şeritlerine uydukları ve sık sık şerit değiştirme kurallarını ihlal ettikleri,
  • Sinyalize kavşaklarda sürücüler tarafından dur çizgilerini sıklıkla ihlal edildiği, yaya geçitlerinde bile çoğunlukla yayaları dikkate almadıkları
  • Resmi sürücülerin genellikle temel trafik kurallarını gözardı ettikleri,
  • Motosiklet ve motorlu bisiklet, bisiklet sürücüleri arasında kask kullanım oranının çok düşük olduğu,
  • Sürücüler, yolcular için emniyet kemeri ve çocuklar için araç içi sabitleme sistemleri kullanım oranının çok düşük olduğu,
  • Yayaların, geniş ana arterler de dahil olmak üzere her noktadan geçiş yaptıkları
  • Sürücüler park kurallarına uygun hareket etmedikleri için yayaların bu nedenle genellikle taşıt yolunda/caddede yürümek zorunda kaldıkları
  • Sürücülerin, bazen tehlikeli kesimlerin yanı sıra karşı tırmanma şeritlerinde solama yaptıkları, bölünmüş çok-şeritli yollarda sık sık önlerindeki taşıtı sağından geçtikleri,
  • Yollarda ve kavşaklarda taşıt sürücülerinin genellikle yakın takipler yaptıkları
  • Ehliyetlerine el konulan sürücülerin büyük çoğunluğunun kanlarında önemli miktarda alkol konsantrasyonun bulunduğu,
  • Traktörlerin bazen gerekli ışıklandırma olmadan karanlıkta karayolları üzerinde sürüldüğü, birçoğunun yansıtıcı araçlarının istenilen nitelikte olmadığı veya hiç bulunmadığı,
  • Bazı taşıtların belirleyici işaretlerinin (okul, servis araçları gibi) bulunmadığı veya standart dışı olduğu

tespitlerine yer verilmiştir.

Ayrıca karayollarında ağır yük taşımacılığının güvenli olmadığı Türkiye’de yük taşımacılığının yüzde 89’unun karayollarıyla yapılması ve ana yollar üzerindeki bütün taşıtların yüzde 40’ından fazlasının ağır yük taşıtları olması nedeniyle bu ciddi bir durum oluşturduğu, yük taşımacılığındaki en büyük sorunun ise oldukça az sayıda büyük nakliye şirketinin olması ve çok sayıda bireysel işletmecinin bulunması olarak tanımlanmakta, mal sahiplerinin iş için rakipleri ile rekabet uğruna her zaman izin verilenin üzerinde sürelerle çalışma ve daha fazla yük yükleme eğiliminde olduklarının, bunun yanı sıra denetimlerin yetersiz olması nedeniyle trafik güvenliği açısından sorunlar yarattıkları belirtilmektedir.

Diğer başka hususun ise karayolları üzerinde çok fazla yolcu otobüsünün bulunduğu aynı yük taşımacılığında olduğu gibi iş için rekabet eden ve bazen çalışma saatleri vb. konusundaki kuralları göz ardı etme eğiliminde olan çok fazla sayıda otobüs sahibi ve şirketi bulunduğuna yer verilmektedir.

Yukarıda belirtilen tüm bu saptamalar çerçevesinde trafik kazalarının oluş nedenleri açıkça ortaya konulmaktadır. Sürücüler ile diğer yol kullanıcıları tarafından yapılan en tipik hatalar hemen hemen hepsinde ortak olup, sadece bir kaçı ile sınırlı değildir.

İnsan olgusu dikkate alındığında tüm yol kullanıcıların trafik kazalarına sebep olabilecek hataları yapmaları her zaman mümkündür. İnsan hataları nedeniyle meydana gelen ölümlü kazalar ile ciddi yaralanmalara yol açan karayolu trafik sistemi kabul edilemez olduğundan 2918 sayılı Kanun’da yapılan yeni düzenlemeler ve ceza sistemi ile kazaların azaltılması insanların trafik kuralları bilincine eriştirilmesi ve bu kuralların yerleştirilmesi amaçlanmıştır.

2918 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeler ile, trafik kurallarına uyulması, doğan trafik kazalarının önüne geçilmesi ve trafikte belli bir düzen oluşturulması, sürücülerin can ve mal kaybının önlenmesi, uyulmadığı takdirde önemli miktarlarda caydırıcı nitelikte para cezaları ile yeni uygulamalar getirilmiştir.

Kanunda; oluşan yaralanmalı veya ölümlü trafik kazaları sonrasında kayba uğrayan kişilerin haklarının korunmasına yönelik haklara da yer verilmiştir. Trafik kazası sonrası, mağdurun korunmasına yönelik olarak 2918 sayılı Kanununun 97. Maddesinde ‘’Zarar görenin, zorunlu Trafik sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde sigorta tahkimine başvurabilir.’’ hükmü düzenlenmiştir.

Kanun hükmünde de belirtildiği üzere sigorta şirketinin başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde dava açılabilmektedir. Eğer trafik kazasında kusurlu olan kişinin kasko poliçesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası) birbirinden farklı iki sigorta şirketinden yapıldı ise bu durumda her iki sigorta şirketine dava yöneltilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak Kanun sadece trafik kurallarının yerleştirilmesi yönünde değil aynı zamanda kişi haklarının korunmasını sağlayıcı hükümleri de birlikte barındırmaktadır.

 

Kaynakça:

http://www.kgm.gov.tr/SiteCollectionDocuments/KGMdocuments/Trafik/UzmanRaporlari/KITGIUzmanRaporlari.pdf “T.C.Karayolu iyileştirme ve Trafik Güvenliği (KİTGİ) Trafik Güvenliği Projesi “Türkiye için Ulusal Trafik Güvenliği Programı Aralık 2001 Ana Raporu “

http://www.tuik.gov.tr/

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?