• DOLAR
    7,9701
  • EURO
    9,4633
  • ALTIN
    487,38
  • BIST
    1,1861
Zindaşti’nin organize örgütle ilgili iddianamesi kabul edildi

Zindaşti’nin organize örgütle ilgili iddianamesi kabul edildi

İstanbul’daki organize suç örgütüne yönelik operasyon kapsamında tutuklanan ve soruşturma kapsamında tahliye edilen İran uyruklu Naci Şerifi Zindaşti ve 20 şüpheliyle ilgili hazırlanan iddianame, gönderildiği mahkemece kabul edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede, ikisi mağdur-müşteki olmak üzere, ikisi de tutuklu 20 şüpheli ismi yer aldı.

Büyükçekmece’de 26 Eylül 2014’de seyir halinde bulunan 34 GN 1926 plakalı Porsche marka araca düzenlenen silahlı saldırı sonucunda şüphelilerden Naci Şerifi Zindaşti’nin kızı olan Arzu Şerifi Zindaşti ve Devrim Öztunç’un öldükleri bilgisi verilen iddianamede, olayın failleri olarak degerlendirilen Hacı Osman Sezen ile Turgay Akar isimli sahısların da 22 Aralık 2014’te Küçükçekmece Fatih Mahallesi’ndeki bir adreste bulunan Faruk Balıkçılık isimli is yerinde ugradıkları silahlı saldırı sonucu öldürüldükleri ve faillerinin tespit edilemedigi kaydedildi.

Zindaşti’nin, Sarıyer’de 26 Mart 2016’da karıstıgı olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca devam eden soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde “tasarlayarak öldürme” olaylarıyla ilgisi olabilecegi degerlendirilen bazı bulgulara rastlandıgı belirtilen iddianamede, Zindaşti ile cinayet sorusturmasının yapıldıgı dönemde Istanbul Asayis Sube Müdürlügünde görevli polis memuru süpheli Ergül Kapukaya arasında söz konusu cinayetlerle ilgili bilgi ve belge paylasımı yapıldıgının anlaşıldığı dile getirildi.

İddianamede, Arzu Zindaşti’nin faili olarak degerlendirilen Hacı Osman Sezen’in kimlik bilgilerine iliskin fotograflarının, Sezen öldürülmeden önce polis memuru olan şüpheli Ergül Kapukaya tarafından Naci Zindaşti’ye gönderildiği anlatılırken, Kapukaya’nın 4 Aralık 2014 tarihi itibariyle bazı mesajlar yazdığı, bu mesajlasmadan 18 gün sonra 22 Aralık 2014’te Hacı Osman Sezen ve Turgay Akar’ın, Faruk Balıkçılık isimli is yerinde öldürüldüklerinin tespit edildiği ifade edildi.

Zindaşti’nin 24 Eylül 2007’de Büyükçekmece’de düzenlenen bir operasyonda 77.300 kilogram eroinle yakalandıgı ve tutuklandıgı aktarılan iddianamede, bu olayda “Kemal Şerifi Seydani” ismiyle islem gören şüphelinin cezaevine girdikten sonra Büyükçekmece Jandarma Bölük Komutanlıgına hitaben ihbar niteligi tasıyan, uyusturucu madde trafiginin ne sekilde ilerledigi yönünde bilgiler aktardıgı, bu bilgilere itibar edildiği ve muhbir statüsü kazandırılan bu kişi lehine hem kamuoyunda hem de yargı makamlarında olumlu algı yaratılmaya çalısıldıgı dile getirildi.

İddianamede, Zindaşti’nin 15 Haziran 2010’da, kapatılan CMK 250. madde ile yetkili Istanbul Cumhuriyet Bassavcılıgı soruşturması sonunda açılan dava kapsamında kapatılan CMK 250. madde ile yetkili İstanbul 14. Agır Ceza Mahkemesinde, ‘Kemal Serifi Seydani’ sahte kimligiyle yargılandıgı anlatılarak, bu kişinin tutuklu bulundugu cezaevinden getirtilerek, FETÖ mensubu oldugu tespit edilen ve hakkında yakalama kararı çıkarılan Zekeriya Öz tarafından, Avukat Ali Hadi Emre’nin ofisinde arama sonucu elde edilen mektupla ilgili ifadesinin alındıgı, ifadesinde birçok hususu açıklamak istemedigini beyan etmesine ragmen mahkemenin 18 Ağustos 2010 tarihli celsesinde, hiçbir yasal dayanak bulunmamasına ve muhalefet oyu olmasına karsın, etkin pismanlık hükümlerinden faydalandırılmak suretiyle oy çokluguyla tahliye edildigi kaydedildi.

Zindaşti’nin ‘Kemal Şerifi Seydani’ ismiyle verdiği ifade sonrası 18 Ağustos 2010’da tahliye olduguna dikkat çekilen iddianamede, “Aynı ifadenin içeriginin, Ergenekon sorusturması kapsamında FETÖ firarisi eski savcı Zekeriya Öz tarafından 21 Ekim 2010’da ifadesi alınan gizli tanık ‘Terazi’nin ifadesinde de geçmesi dikkat çekicidir. 9 Kasım 2010’da bu kez ‘Naci Zindaşti’ ismiyle Istanbul Organize Suçlarla Mücadele Sube Müdürlügünde alınan ifadesinde de, Ergenekon sorusturması kapsamındaki ifadelerine benzer anlatımda bulundugu görülmüştür. Şüphelinin alınan bu ifadeleri sonucunda hakim Erkan Canak (tahliye eden mahkeme başkanı) yerine Rüstem Eryılmaz, hakim Zafer Baskurt yerine de Ömer Diken’in atandıkları, atanan her iki hakim hakkında da, ‘FETÖ üyesi olmak’ suçundan 15 Temmuz sürecinde adli islem yapıldıgı ve yine her iki sahsın da tutuklandıkları, Erkan Canak ve Zafer Baskurt’un ise haklarında yapılan inceleme nedeniyle o dönemdeki HSYK tarafından baska adliyelere atandıkları tespit edilmiştir.” denildi.

Mahkemenin 10 Haziran 2013 tarihli durusmasında Zindaşti’nin, gerçek kimliginin Naci Zindaşti olması, kimligi hakkında süphelerin ortadan kalkması ve suçu islemediginin sabit olması gerekçesiyle beraat edildiği kaydedilen iddianamede, Zindaşti’nin gerçek kimliğini yurt dısı gidis-gelislerinde ve birçok resmi yerde kullandıgı, sorusturmaya konu ihbarlarda, bu kimlikle Iran’da 175 kilogram eroinle yakalandıgı, Iran Islam Devleti Inkılap Mahkemesince idam cezasına çarptırıldıgı, Tahran’daki Evin Cezaevi’nde infazı beklenirken firar ederek Türkiye’ye, ‘Kemal Şerifi Seydani’ sahte kimligiyle geçis yaptıgının ihbar edildiği bilgisi verildi.

Zindaşti’nin kullandığı ‘Kemal Şerifi Seydani’nin, gerçekte 1980 yılında traktör çarpması sonucu Seyyedan köyünde ölen bir İranlı olduğunun tespit edildiği de vurgulanan iddianamede, söz konusu kimlik bilgilerinin 1994 yılında Zindaşti tarafından, adına pasaport çıkartılarak kullanıldığı, bu tespitle ilgili köyün Islami Surası tarafından tutanak tanzim edildigi ve bu tutanagın sorusturma evrakına dahil edildigi dile getirildi.

Silahlı suç örgütünün hiyerarsisinde yer alan süphelilerin genel olarak hukuki durum ve konumlarının sıralandığı iddianamede, Zindaşti ile ilgili, şu bilgiler paylaşıldı:

“Süpheli Naci Zindaşti’nin örgüt lideri oldugu, uzun yıllar Türkiye’de uyusturucu ticareti faaliyetleri yürüttügü, bu yönde hakkında birçok adli islem yapılmıs oldugu ve bunların bazılarının sahte kimlik bilgileriyle sorusturuldugu, FETÖ mensubu eski savcı kaçak Zekeriya Öz’e verdigi ifade ve bilahare yasanan süreçte desifre olan ‘Terazi’ kod ismiyle alınan gizli tanık ifadesi sonrası ülke gündeminde uzun süre yer aldıgı, kamuoyunda ‘Ergenekon’ olarak bilinen sorusturmanın hukuk ayagı operasyonlarının baslatılmasına beyanlarıyla araç oldugu, bu ifadelerle FETÖ’nün hedefleri dogrultusunda karar çıkarma gayesiyle kamuoyunda, ‘Balyoz’ ve ‘Hrant Dink’ davaları olarak bilinen kamu davalarının hakimlerinin degistirilerek yerine FETÖ’ye mensup hakim ve savcıların atanması suretiyle kovusturmaları bu kisilerin yürütmesinin saglandıgı, Zindaşti’nin verdigi bu ifade sayesinde cezaevinden sahte kimlikle çıktıgı ve suç faaliyetlerine devam ettigi, süphelinin gerek adli takibattan, gerekse faaliyet gösterdigi suç camiasındaki rakip ve düsmanlarından gizlenebilmek adına rahatlıkla sahte kimlik edinebildigi anlaşılmıştır.”

Diğer şüphelilerle ilgili eylemlerin de sıralandığı iddianamede, suç tarihinde emniyet mensubu kamu görevlileri olan süpheliler Ergül Kapukaya, Gönen Karakaya ve Fatih Yılmaz’ın da, adli görevlerini kötüye kullanarak, üstlendikleri kamu görevinin niteliklerine uygun olmayacak sekilde silahlı suç örgütü lideri Zindaşti ile kisisel yakınlık kurdukları ifade edildi.

– Ceza talepleri

Şüpheli Naci Şerifi Zindaşti’nin, 3 kişiyi “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, bu kişinin ayrıca, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçundan 3 yıldan 9 yıla, “birden fazla kişiyle silahla tehdit” suçundan 1 yıldan 2,5 yıla, “silahla kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan 3 aydan ile 9 aya ve “resmi belgede sahtecilik” suçundan da 2 yıldan 5 yıla olmak üzere toplam 6 yıl 3 aydan 17 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Şüphelilerden Ali Koçak’ın 2 kişiyi “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ikişer kez, Ekrem Öztunç, Ilker Daglı, Tolga Hakan Ceyhan, Efkan Öveç ve Cem Dursun’un da aynı suçtan birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, polis memurlarının da aralarında bulunduğu diğer şüphelilere de “örgüt üyeliği, örgüt adına suç işlemek, suç üstlenme, verileri aykırı olarak ele geçirme, silahla tehdit ve görevi kötüye kullanma” gibi suçlardan 9 ay ile 22 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezaları verilmesi talep edildi.

İddianame, gönderildiği İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Sanık konumuna gelen şüpheliler, ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkacak.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

+ AdaletMedya İnstagram Hesabımızı Takip Edin
ads