• DOLAR
    $2.540,9700
  • EURO
    $0,6364
  • ALTIN
    $36.244,2500
  • BIST
    $114,6000
Ölümlü Trafik Kazasına İlişkin Etkili Soruşturma Yürütülmemesi Nedeniyle Yaşam Hakkının Usul Boyutunun İhlal Edilmesi

Ölümlü Trafik Kazasına İlişkin Etkili Soruşturma Yürütülmemesi Nedeniyle Yaşam Hakkının Usul Boyutunun İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 17/11/2021 tarihinde, Aydın Keskin (B. No: 2019/4746) başvurusunda, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar 

Başvurucunun eşi B.K. geçirdiği bir trafik kazası sonucu vefat etmiştir. Olay sonrası trafik ekipleri Kaza Tespit Tutanağı düzenlemiş, Cumhuriyet Başsavcılığı resen ve derhâl soruşturma başlatmıştır. Yapılan ölü muayenesine göre B.K.nın ölüm sebebinin kazaya bağlı kafa travması ve sağ bacaktaki yaralanma sonucu ciddi kan kaybı olduğu değerlendirilmiştir.

Müteveffaya çarpan ilk aracın sürücüsü olan M.E.N.nin kolluk nezdinde alınan şüpheli ifadesinde; petrol istasyonu önünde yolun orta refüjünden aniden koşarak önüne çıkan yayaya vurmamak için fren ve manevra yaptığını, aracın sol ayna kısmıyla çarptığını beyan etmiştir. Sonrasında aracını park edip yayanın olduğu yere giderken beyaz renkli 34 plakalı X marka bir aracın yerde yatan yayanın üzerinden geçtiğini belirtmiştir.

İl Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından düzenlenen Araştırma Tutanağı’nda, olay günü 21.44 ile 22.37 saatleri arasında 34 plakalı beyaz X marka 3 aracın olay yerinden geçtiği tespit edilmiş olup şahıslar başka illerde ikamet ettiği ve kendilerine ulaşılamadığından şüpheli olarak ifadelerinin alınamadığı yer almıştır.

Kolluk nezdinde müşteki olarak beyanı alınan başvurucu, eşine çarpan ilk aracın ve sonrasında üzerinden geçip kaçan ikinci aracın sürücülerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, araştırması sonucu elde ettiği olay anına dair görüntüleri içeren CD’yi Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçesi ekinde iletmiş ve eşine çarptıktan sonra kaçan 34 plakalı beyaz X marka aracın sürücüsünün de tespit edilerek hakkında soruşturma açılmasını talep etmiştir.

Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda müteveffanın asli kusurlu olduğu, çarpan ilk aracın sürücüsü M.E.N.nin ise kusursuz olduğu tespitine yer verilmiştir. Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk aracın sürücüsü olan M.E.N. hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun söz konusu karara itirazı Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucu, meydana gelen ölümlü trafik kazasına ilişkin olarak etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 

Mahkemenin Değerlendirmesi 

Somut başvuruda başvurucu, ölüm olayının kasıtlı bir eylem sonucunda meydana geldiğine dair herhangi bir iddia ileri sürmemiş, yalnızca taksirli eylem sonucu gerçekleşen ölüm olayı hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliğinden şikâyet etmiştir. 

Somut başvuruya konu soruşturmanın yetkili makamlarca ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerin tespit edilip edilmediği yönünden incelenmesi neticesinde soruşturma kapsamında ölü muayenesi yapıldığı, şüphelilerden M.E.N.nin ifadesi ile müşteki ve tanık beyanlarının alındığı, olay yeri incelemesinin yapıldığı anlaşılmıştır.

Öte yandan olayın gerçekleşmesine tanık olan müteveffanın yakınları ve ölene çarpan ilk arabanın sürücüsü olan şüpheli M.E.N.nin arabada bulunan eşi tarafından da teyit edildiği üzere ilk aracın çarpması sonucu yola düşen müteveffanın üzerinden ikinci bir aracın geçtiği sabittir. Başvurucu, bu aracın sürücüsünün de tespit edilerek hakkında soruşturma yürütülmesini Cumhuriyet Başsavcılığından birden fazla kez talep etmiştir.

Başvurucunun taleplerine, olay anına dair görüntüleri bizzat temin edip Cumhuriyet Başsavcılığına iletmesine ve olay anının görüntü kayıtlarının izlenmesiyle çarpan ikinci aracın niteliklerine uygun üç plakanın tespit edilmiş olmasına rağmen Cumhuriyet Başsavcılığının “müteveffanın meydana gelen trafik kazasında asli kusurlu olduğu, ilk çarpmanın etkisiyle yere düşen müteveffanın bacağının üzerinden geçen diğer araç sürücüsünü tespit etmeye çalışmanın … herhangi bir sonuç doğurmayacağı” gerekçesiyle yalnızca çarpan ilk aracın sürücüsü hakkında soruşturma yürüttüğü, ikinci aracın sürücüsünün tespiti amacıyla soruşturma yürütmediği görülmüştür.

Oysa ölü muayenesi sonucunda ölüm nedenlerinden birinin de sağ bacaktaki yaralanmaya bağlı ciddi kan kaybı olduğu tespiti, Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağı’nda da belirtildiği üzere ilk aracın müteveffaya yan aynasıyla çarpması sonucu B.K.nın yola düşmesi, başvurucunun görüntülerden görüldüğünü belirterek iddia ettiğine göre ikinci aracın B.K.nın etrafında toplanan kalabalığa rağmen müteveffanın üzerinden geçmesi karşısında ikinci aracın sürücüsünün belirlenmemesi soruşturmada tazminat davasının etkililiğini zedeleyecek bir eksiklik olarak tespit edilmiştir.

Ceza soruşturmasında ikinci sürücünün kimliği tespit edilmediği için tazminat davasındaki husumetin yöneltileceği sorumluların netleştirilmemesi nedeniyle olaydaki sorumlulukların belirlenmesine ve zarara ilişkin uygun giderim sağlanmasına imkân veren tazminat yolunun etkililiği zedelendiğinden başvurucunun tazminat yolunu tükettikten sonra bireysel başvuruda bulunmasının beklenemeyeceği değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

+ AdaletMedya İnstagram Hesabımızı Takip Edin
ads