• DOLAR
    8,3465
  • EURO
    9,6728
  • ALTIN
    504,34
  • BIST
    1,1649
Av. Ömer MERTOĞLU
Av. Ömer  MERTOĞLU
mailgizlidirr@adaletmedyaa.net
Ticareti Terk Suçu
  • 15 Mayıs 2020 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Ticareti terk suçu, İcra İflas Kanunu 44. Maddesinde düzenlendiği üzere; ’’Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.’’

Bu mecburiyeti yerine getirmeyenler aynı kanunun 337/a maddesinde ticareti terk edenlerin cezası başlığıyla şöyledir;

‘’44’üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’’

‘’Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.’’


Ticaret sicil müdürlüğüne verilen ilandan itibaren; m.44’te 2. fıkrada geçtiği üzere ‘’bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.’’

m.44, 3 fıkraya göre; ‘’ Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.’’

Son fıkrasında ise; Üçüncü şahısların zilyetlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar saklıdır. Ancak karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiasında bulunulamaz.

(Değişik beşinci fıkra: 17/7/2003-4949/11 md.)

Mal beyanını alan icra mahkemesi, keyfiyeti tapu veya gemi sicil daireleri ile Türk Patent Enstitüsüne bildirir. Bu bildiri üzerine sicile, temlik hakkının iki ay süre ile tahdit edilmiş bulunduğu şerhi verilir. Keyfiyet ayrıca Türkiye Bankalar Birliğine de bildirilir. Bozulmaya maruz veya muhafazası külfetli olan veya tayin edilen kanuni müddet içinde değerinin düşmesi kuvvetle muhtemel bulunan mallar hakkında, tacirin talebi üzerine, mahkemece icra memuru marifetiyle ve bu kanun hükümleri dairesinde bu malların satılmasına ve bedelinin 9 uncu maddede yazılı bir bankaya depo edilmesine karar verilebilir.

Tüm bu maddeler; borçlunun ticari iş yerini usulsüzce terk ederek ve iş yerindeki hacze kabil malları başkasına devrederek alacaklısını zarara uğratmaması adına düzenlenmiştir.

Öyle ki m.44’ün gerekçesinde“Ticareti terk etmek suretiyle alacaklıların takibinden kurtulmak isteyen kimselerle mücadele etmek kaçınılması imkânsız bir zaruret halini almıştır. Bilhassa son senelerde ticareti terk eden kötü niyetli borçluların işyerlerini terk ettikleri ve ellerinde malları başkalarına devrederek alacaklılarını zarara uğrattıkları sık sık görülen hakikatlerdendir. Ticareti terk ederek alacaklıların takibinden kurtulmak isteyen kimselerle tesirli bir şekilde mücadeleyi temin için İcra ve İflas Kanunu sistemi içinde madde tadil edilmiş ve ayrıca bu maddeye muhalefet 337/a maddesiyle cezalandırılmıştır”

açıklamasına yer verilmiştir.

Ticareti terk suçu gerçek kişiler için uygulanırken son dönemlerde Yargıtay kararlarına dayanılarak (Örneğin; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E. 2011/16-505 K. 2012/28 sayı ve 14.2.2012 günlü Kararı)  yönetim kurulu üyeleri, şirket yetkilileri ve müdürleri gibi tüzel kişilere de uygulandığını söylemek gerekir. Böylelikle 337/a maddesinin tüzel kişilerce de uygulanmasının önü açılmıştır.

9 Ağustos 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6728 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 545’inci maddesine “Bu kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz.” ibaresi geçmiştir ancak buradan anlaşılmalıdır ki bu hüküm usule uygun tasfiyeler için geçerlidir. Burada bu şirketlerin ne şekilde sona erdiği sorusu önemlidir. Usule aykırı tasfiyelerin yani şirketi terk eden, şirketini usulsüzce kapatan ve şirketin adresten kaybolması gibi durumlarda, sırf alacaklısını zarara sokmak maksadıyla yapılan hallerde şirketin bu maddeden yararlanamayacağını söyleyebiliriz. Ancak alacaklı tarafın şirketin adres değişikliği yaptığından haberi olmaması bu suçun oluşması için yeterli değildir.

Ve yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E. 2013/11-821 K2014/478 sayı ve 04.11.2014 günlü kararına bakmak gerekirse;

İİK’nun 44. maddesinde “ticareti terk eden tacir” ifadesi kullanılmış olup, bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hüküm konulmamıştır. O halde, tacir sayılan limited şirketleri temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde aynı maddedeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı kanunun 337/a maddesi gereğince cezalandırılmalarına engel bulunmamaktadır. Diğer yandan, İİK’nun 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların bu davranışlarının önlenmesi” amacı ile getirildiği de gerekçede açıkça ifade edilmektedir. Ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin, ticareti terk suçunu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİK’nun 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekecek, ancak aynı fiili işleyen ve İİK’nun 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticaret şirketi müdür ve yetkililerinin cezai sorumluluktan muaf bulunmaları anlamına gelecektir ki, bunun kanuni bir dayanağı da bulunmamaktadır.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2011 gün ve 505-28, 513-29, 509-30 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.

Uygulamada yerel mahkemelerin ticareti terk suçunun haciz tutanaklarında tespit edildiği şekliyle dikkate alarak şikayetin süresinde yapılıp yapılmadığını ve eğer zabıta adres araştırılması, ticaret sicil müdürlüğüne sorulması ve vergi dairesine vergi mükellefiyetinin sorulması yapılmamışsa bunların sorulması ardından ticareti terk ettiği suçu sabit olmuşsa bu yönde ceza verdiği ve bu cezaların da Yargıtayca onandığı birçok kararda aşikardır.

Öyle ki; Yargıtay’ın  E. 2012/16. HD-527, K. 2013/14 sayı ve 2014 tarihli kararından anlaşılacağı üzere

Borçlu şirketin yeni taşındığı adresinin tespit edilememesi nedeniyle Ticaret Sicilinde kayıtlı olan adresinde 16.01.2008 tarihinde yapılan ikinci hacizde, borçlu şirketin herhangi bir adres bırakmaksızın adresi terk etmiş olması ve başkaca tespit edilebilecek bir adresinin de olmaması nedeniyle ticareti terk suçu yönünden 3 aylık şikayet süresinin 16.01.2008 günü itibariyle başladığının, dolayısıyla müşteki vekili tarafından 28.01.2008 tarihinde yapılan şikayetin süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir.  

Bu itibarla, şikayetin süresinde yapılmadığından bahisle müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar veren yerel mahkemenin direnme hükmü isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.

Yukarıda bahsi geçen kararlardan anlaşılıyor ki;

– Ticareti terk eden tacir ifadesiyle gerçek kişi, tüzel kişi ayrımı yapılmamıştır.

– Şirketler tasfiye yoluyla sona erer ancak bu da ticareti terk kapsamında değerlendirilebilir, öyle ki usulsüz ve usulüne uygun terk edip etmediği tespit edilmesi gerekir. Yani tasfiye sürecine uyulmaksızın terk durumlarında m.44’ün uygulanması söz konusu olacaktır.

Şikayet Süresi

İİK da öngörülen; “Şikayet Süresi” başlıklı 347. maddesinde ise; “Bu bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Fiilin öğrenildiği tarih tamamen yorum konusu olduğu için uygulamada genelde haciz esnasında tutulan tutanak dikkate alınır. Hacze çıkılmadan önce adresin değişip değişmediğine dair mutlaka ticaret sicil gazetesi veya İTO adresinin kontrol edilmesi gerekir. Mevcut adresine hacze gidildiğinde adresin terk edildiği komşulardan ve çevre sakinlerinden alınan teyitlerle beraber  “borçlunun adresinde olmadığı, adresin kapalı olduğu yeni adresinin de bildirilmediği/tespit edilemediği…’’  şeklindeki ibarelerin icra memurunca tutanak altına alınması şikayet için yeterli sebeptir. Ve mahkeme bu tutanağın alındığı günden itibaren süreyi dikkate alacaktır.

Şikayet yeri

Görevli mahkeme İcra Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı yerdeki İcra Ceza Mahkemesidir.

Mahkeme ceza vermeden önce vergi dairesinden mükellefiyetinin devam edip etmediğini veya zabıta müdürlüğünden adres araştırması istemektedir.

Öyle ki salt adresin değişmesi bu suçun oluştuğuna karine değildir.

 

          Av. Ömer MERTOĞLU

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads