• DOLAR
    6,8666
  • EURO
    7,7569
  • ALTIN
    399,66
  • BIST
    1,1290
BM Kamu Savcısı Halil Baki ÇELEN
BM Kamu Savcısı Halil Baki  ÇELEN
e.mailgizlidir@adaletmedya.net
Korona Salgınında Mülteci Hakları
  • 06 Haziran 2020 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Korona salgını karşısında hepimiz savunmasız durumdayız. Dünya ulusları ve hükümetleri haklı olarak halklarının sağlığını korumak adına giderek daha sıkı önlemler almaktadır. Bu sebeple de hükümetler kimi zaman haklı gerekçeler, kimi zamansa yersiz bir sebeple salgını suistimal ederek insan hakları yasalarına karşı çıkıyor. Göçmenler, ülkelerindeki yerlerinden olmuş, sınırlar arasında sıkışıp kalmış, sağlık risklerine ve özellikle diğer tehlikelere karşı savunmasızdır. Konuyla ilgili dünya hükümetlerinin vatandaşlarına uyguladığı karantina sürecini ülke sınırlarına ulaşan göçmenler için de düzenli olarak başlatmak ve kontrolünü sürdürmek durumundadır.Bu bağlamda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (bundan sonra BMMYK olarak anılacak) temel koruma bildirilerini ve 28 Temmuz 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi gereğince yayınlamaya devam edecektir.

  1. Hükûmetler, Milletlerinin Sağlığını Korurken Sığınma Erişimini Sağlayabilir ve Sağlamalıdır.

 

Hükûmetler, uluslarının sağlığını koruma yükümlülüğüne elbette ki sahiptir ve salgını engellemek için sınır kapılarını geçici olarak kapatabilir. Ancak bu tür bir uygulama ayrımcı olmayan, gerekli ve orantılı her koşulda tedbiri makul seviyede tutarak, yaya sığınmacılarının radikal bir dışlama söz konusu olmayacak şekilde kabul edilmesi gerekir. Sığınma talebinde bulunanların kapatılan sınırlarda uluslararası koruma talep etme hakları vardır ve asla geri gönderilemezler. BMMYK Mülteci Statüsü Belirleme mütalaası (bundan sonra MSB olarak anılacak) kontrolünde olmayan, doğrudan veya dolaylı olarak, bir zulüm ve tehlike ülkesine geri gönderilen sığınmacı olduğunun tespiti halinde, derhal inceleme başlatılır. Geri göndermeme ilkesi birdir. Zor olan, bu sorumluluklar ve Cenevre Sözleşmesi 1. Muahedesi arasındaki dengeyi kurmaktır. Geri göndermeye karşı koruma önlemleri bulunmayan sığınmacıların her türlü temel korunmaları iyi niyet ve yaratıcılıkla sağlanmalı, kabulü sağlanmadan önceki yaşamsal koşulları düzeltilmeli, BMMYK MSB’ye sunulmak üzere rapora tabii tutulmalıdır.

BMMYK yaklaşık 123 ülkenin sınırlarını tamamen kapattığını raporlamış ve sınır takibini sağlamaktadır.Salgının başlaması üzerine yaklaşık 30 ülkenin sığınmacılara erişim için bir istisna oluşturmaması ve iltica talebinde bulunanları geri göndermesi üzerine göçmenler tarafından ilgili sınır muhafız birlikleri BM’ye ihbar edilmiş ve haklarında tahkikat başlatılmak üzere ilgili ülkenin adli kurumlarına sürecin özellikle takip edilmek üzere yasal işlem başlatılması talep edilmiştir.

 

  1. Sınır Kapılarının Kapalı Olduğu Yerlerde Bile En Savunmasız Olanlar Tespit Edilerek Sığınmacıların İltica Taleplerinin İşlenmesi Devam Edilmelidir.

 

Pandemi durumu ilan edilse dahi, sığınmacıların iltica talebine bağlı Yaşam Hakkı, 1948 tarihli BM Evrensel İnsan Hakları Bildirisi’nde (M.3), Avrupa İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde (M.2), Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nde (M.6), Amerikalılararası İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (M.4), Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı’nda (M.4), Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nda (M.2) istisnasız tanınmış ve koruma altına alınmıştır.

Bu yasalar BM üyesi ülkelerin sığınmacı alması ve koruma taleplerini değerlendirmesinde bağlayıcıdır.

Ev sahibi ülkeler için en zorlu resepsiyon olanaklarına yardımcı olmak için uluslararası dayanışma ve destek gerekebilir. Sağlık kısıtlamalarının ve izolasyon tedbirlerinin yüz yüze görüşmeleri yasakladığı durumlarda, teknoloji imkanları kullanılarak uzaktan görüşme, SEGBİS gibi platformlar vaka işlemeyi mümkün kılmalıdır. Teknik tavsiye, rehberlik ve finansal destek gerekli olabilir ve sağlanmalıdır. Mülteci kayıt kartlarının otomatik olarak uzatılması veya oturma izinlerinin uzatılması gibi diğer koruma önlemleri mültecilerin ve sığınmacıların sağlık ve diğer hizmetlere erişimini sağlamak için uygulamaya konulmalıdır. Vaka kayıtları da aynı şekilde BMMYK MSB timleri ile bilgi paylaşımında bulunarak yürütülmelidir.

  1. Hareket Özgürlüğü Üzerindeki Kısıtlamalar Keyfî veya Ayrımcı Olmamalıdır.

 

Karantina önlemleri, vakayla karşılaşıldığı takdirde, vakanın tespit edildiği kişi veya grubun hareket özgürlüğü üzerinde meşru bir kısıtlama olabilir. Uluslararası İnsan Hakları standartları gereği örneğin sağlıkla ilgili endişeler, vaka tespiti olmayan sığınmacıların sistematik veya keyfi olarak gözaltına alınmasını haklı çıkarmaz.

 

  1. Hakların Kullanımıyla İlgili Kısıtlamalar

 

Cenevre Sözleşmesi 1. muahedesinde mülteci, vatandaşı olduğu ülkesinin korumasından faydalanamayan, vatandaşlık ve insanlık hakları ihlal edilen, bu nedenle de başka bir ülkeye sığınan kişi olarak tanımlanır. Sınır geçip bir ülkeye sığındığı andan itibaren de basamak basamak birçok haklar elde eder. Bu haklar Cenevre Sözleşmesi’nde açık bir şekilde tanımlanmıştır. İlgili yasalar, sığınmacının edineceği Mülteci statütüsünün içeriğini belirler ve tüm üye ülkeler üzerinde bağlayıcıdır. Zulümden ve savaştan kaçan sığınmacıları güvenli bölgelere sevk imkanı sağlamak hükûmetler için nasıl bir sorumluluksa, mülteci statüsünü kazanmaları da sığındıkları ülkelerin sınırları içerisinde normal bir hayata başlayabilmeleri için büyük bir önem arz eder. Salgın durumunda da uluslararası mülteci ve insan hakları normlarına olan saygının azalmaması ve yasaların olduğu gibi uygulanması gerekmektedir. Dikkatli olmalıyız. Cenevre Sözleşmesi 1. Muahedesi’nde imzalanan protokolün istisnası yoktur.

5.Halk Sağlığı ve Diğer İç Müdahale Yasaları, Ülke İçinde Yerinden Olmuş Mültecileri, ve Diğer Marjinal Gruplara Yöneliktir ve Onları Etkileyen Belirli Riskleri Ele Alır.

 

COVID-19 elbette ki ayrımcılık yapmazken, ülke içindeki mülteci statüsü kazanmışları, marjinal grupları, ve yoksulları ciddi şekilde etkileyecektir. Mültecilerin dörtte üçü kalabalık kamplarda, yerleşim bölgelerinde, geçici barınaklarda, yeterli sağlık ve sanitasyona erişemedikleri kentsel alanlarda veya kabul merkezlerinde yaşıyor. Bu tür alanlarda ne yazık ki sosyal mesafe ve temiz suda el yıkamak imkansız olmasa da zordur.

COVID-19 sadece ülke vatandaşlarının haklarını korumakla değil, non-citizen statüsündeki tüm dünya bireylerinin yaşam hakkını koruyan, kapsayıcı bir yaklaşımla kontrol edilebilecektir. Sadece ülke vatandaşlarına uygulanan, bilimden uzak hukuksal ve siyasal kararlar ülkeleri salgın tehdidinden korumayacaktır. Ev sahibi ülkeler izolasyon ve demografik tedbirlerin yanı sıra sağlık tesislerini güçlendirmekle yükümlü olduğunu bilmeli, pandeminin sadece belirli bireyler üzerinde etkili olacağını varsayarak orantısız uygulamalardan kaçınmalılardır. Yaşlıların, çocukların ve engellilerin veya özel sağlık durumu bulunanların karşılaştığı rahatsızlıklara müdahalede öncelik unsuru göz önünde bulundurulmalıdır.

Özellikle Türkiye, Cenevre Sözleşmesi 1. Muahedesi’ne coğrafi bir kısıtlama ile taraf olmayı sürdürüyor. Yaklaşık 4 milyon sığınmacıya koruma sağlayarak,BM üyeleri arasında en çok sığınmacı barındıran ülke olmakla uluslararası takdir kazanan Türkiye, Avrupalı olmayanlara mülteci statüsü vermediği ve sığınmacıların Avrupa’ya ulaşmak için Türkiye’yi geçici bir rota olarak nitelendirdiğinden, hukuken teminat altına alınan hakları bulunmuyor. Dolayısıyla Cenevre Sözleşmesi usulünce belirlenen şartlar dikkate alınarak sığınmacıların ülkeler arasındaki dağılımı ve entegresi hususunda hükûmetler pandemi esnasında da BMGK ve BMMYK ile sürekli mutabakat halinde olmalıdırlar.

UN | ICJ -314725 Halil Baki CELEN

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads