• DOLAR
    $1.893,7100
  • EURO
    $0,5838
  • ALTIN
    $31.624,1500
  • BIST
    $119,2300
Stj. Av. Gökmen ALTINTAŞ
Stj. Av. Gökmen  ALTINTAŞ
emailgizlidir@adaletmedya.net
Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Başkasına Verme, Yayma veya Ele Geçirme Suçu
  • 18 Aralık 2020 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Belirli bir kişiye ait olan ve o kişiyi belirlenebilir kılan bilgiler kişisel verilerdir. Kişisel veriler, kişiye özgüdür ve kişinin özel hayatının bir unsurudur. Kişisel verilerin, ilgili kişinin rızası veya isteği olmaksızın ele geçirilmesi, başkalarına verilmesi veya yayılması kişinin özel hayatına dair bilgilerin ifşa olması demektir. Kişisel veriler günümüzde kamu kurumları ve özel kuruluşlarca bilhassa bilişim yoluyla sıklıkla toplanmakta ve kullanılmaktadır. Her ne kadar bu verileri kullanmanın çeşitli pratik yanları mevcut olsa da kişileri belirgin hale getiren bu verilerin toplanması, saklanması, aktarılması ve işlenmesi konuları kolaylıkla istismara açık hale getirilebilir. Bu verilerin, işleme amacı bulunmayan kişilerce ve işleme amacına aykırı olarak elde edilmesi insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Bu sebeple kişisel verilerin korunması konusunda ayrı ve özel düzenlemeler yapılması ve etkin bir denetim mekanizması oluşturulması gereği hâsıl olmuştur.

Ülkemizde ilk olarak 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halkoylaması ile kabul edilen 5982 sayılı Kanunla, Anayasanın 20’nci maddesinde düzenleme yapılarak, kişisel verilerin korunması temel bir hak olarak güvence altına alınmış ve detayların kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Buna istinaden yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile kişisel verilere ilişkin ihlallerin içeriği ve çerçevesi belirgin hale getirilmiştir. Resmi Gazete ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun internet sitesinde yayımlanarak denetim faaliyetine başlayan Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları ile de ihlallerin mahiyeti çeşitlendirilerek ortaya konmaktadır. Kişisel Verileri Koruma Kanunu m.17 Suçlar ve Kabahatler Başlığı altında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) kişisel verilerle ilgili çeşitli eylemlerin yaptırıma bağlandığı 135 ila 140. Hükümlerine atıf yapılmaktadır. Bu suçlardan md.136’da yer kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçunu ve karşılığında öngörülen yaptırımı değerlendirelim.

Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Başkasına Verme, Yayma veya Ele Geçirme Suçu (TCK md.136)

Madde metni:

(1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236’ncı maddesinin beşinci ve
altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.

1.Suçta Korunan Hukuki Yarar

Tanımlanmış söz konusu suçla amaçlanan kişinin özel hayatının gizliliğine ve aynı zamanda korunmasına yönelik oluşabilecek hukuka aykırı davranışların, verilebilecek zararların önlenmesidir. Zira özel hayat alanının gizliliği kişilik haklarının başat unsurlarındandır. Özel hayat alanından anlamamız gereken; kişinin üzerinde tasarruf hakkına sahip olması nedeniyle başkaları tarafında bilinmesini istemediği ve hukuk tarafından korunmakla beraber korunması temel bir kişilik hakkı olarak kabul edilmiş faaliyetlerin oluşturduğu alandır. Kanun koyucu söz konusu hükümle, özel hayatın bir parçası olan kişisel verilere yönelik hukuka aykırı bir saldırı oluşturan bu fiilleri suç olarak tanımlamak suretiyle özel hayatın gizliliğini oluşturan kişisel verilerin korunması hakkına yardımcı olmakta, onu tanımakta, güvence sağlamakta ve ihlalini yaptırımla karşılamaktadır.

Bu suç açısından hukukun tanıdığı koruma imkanı söz konusu TCK madde 136 ile sınırlı değildir. Ayrıca;

-Mevcut Anayasamız olan 1982 Anayasasının 20. maddesi,

-İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 12. maddesi,

-İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 8. maddesi de kişinin özel hayatı ve aile hayatını güvence altına almıştır.

Bu kapsamda kişisel verilerin korunması hakkı temel bir kişilik hakkı olması münasebetiyle; herkesin sahip olduğu, herkese karşı ileri sürülebilen, devri ya da feragat edilmesi katiyen mümkün olmayan mutlak bir haktır.

  1. Suçun Konusu

Kişisel verileri verme, yayma, ele geçirme suçunun konusunu kişisel veriler oluşturmaktadır. Kişisel verilerden anladığımız gerçek veya tüzel kişilerle ilgili; onları diğer kişilerden ayrı kılan, belirlenebilir-ayırt edici olmalarını sağlayan her türlü spesifik bilgidir. Herkesçe bilinebilecek durumda olan, herhangi bir şekilde dolaşımda olması (reklam vb.) ya da bilinebilmesi hukuka aykırılık teşkil etmeyecek olan veriler bu suçun konusunu oluşturmaz. Kişisel verileri verme, yayma, ele geçirme suçunun konusunu oluşturan kişisel verileri bir başkasına verme, yayma veya ele geçirme fiillerinin kimden gelirse gelsin (Gerçek kişi-Tüzel kişi) hukuki bir hakka saldırı oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu bağlamda kurum ve kuruluşlar tarafından elektronik ortamlara geçirilerek veya başka ortamlarda muhafaza edilen kişilerin özel ve aile hayatı ile kişisel verileri de bu suçun konusunu oluşturur.

3.Suçta Fail ve Mağdur

Kişisel verileri verme, yayma, ele geçirme suçunun faili açısında herhangi bir nitelik, özellik, şart öngörülmemiştir. Suçun faili herhangi bir kişi olabilir. Aynı zamanda suçun mağduru da herhangi bir kişi olabilir, yine aynı hususta ayırt edici bir özellik mevcut değildir. Tüzel kişinin bu suçun faili ya da mağduru olup olamayacağı konusu tartışmalı bir konudur, zira genelde kişisel veriler dendiğinde akla gelen gerçek kişilerdir. Ancak bizler böyle bir ön yargıya kapılmayarak tüzel kişilerin de bu suçun hem mağduru hem de faili olabileceği kanısındayız. Zira kanun sistematiğinde ilgili bölümde tüzel kişilere yönelik yaptırımların bulunması da bu görüşün benimsendiğini belirttiği inancındayız.

4.Suçun Maddi, Manevi ve Hukuki Unsurları

Kişisel verileri verme, yayma, ele geçirme suçu seçimlik hareketli bir suç olma özelliği taşımaktadır. Seçimlik hareketten kasıt birden fazla maddi unsurdan sadece birinin gerçekleşmesi halinde bile suçun oluştuğudur. Söz konusu suçun konusunun;

-Bir başkasına vermek

-Yaymak veya

-Ele geçirmek suretiyle vücut bulması halinde bu seçimlik hareketlerden en az birisinin yapılması durumunda suç oluşmuş olur.

Bir suçun tam anlamıyla oluşabilmesi için sadece maddi unsur yeterli değildir, ayrıca bir de manevi unsur gereklidir. Bu gereklilik kişilerdeki adalet inancının zedelenmemesi açısında oldukça mühim bir gerekliliktir. Kişisel verileri verme, yayma, ele geçirme suçunun manevi unsuru bakımından kasten işlenebilen bir suçtur. Failin bu fiili kasten işlemiş olması gerekmektedir. Bu suç doğası gereği taksire uygun değildir, dolayısıyla taksirle işlenmesi mümkün değildir. TCK’nin 24. maddesinin 1. fıkrasına göre kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilemez. Ayrıca yine TCK’ da mevcut 26. maddenin 2. fıkrası da kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ibareleri mevcuttur. Dolayısıyla fiil, bahsi geçen maddelerin ışığında gerçekleşmesi bir hukuka uygunluk sebebi teşkil edebilecektir.

  1. Suçta Teşebbüs ve İştirak

Kişisel verileri verme, yayma, ele geçirme suçu niteliği gereği tek bir aşamada gerçekleşmek zorunda değildir. Oluşması için birden çok aşamanın gerçekleşmesinin gerektiği haller de olabilir. Dolayısıyla teşebbüs mümkündür. Suç icra aşamasından önceki aşamada kaldıysa suçun teşebbüs suçu olduğu söylenebilir. Suçun iştirak halinde gerçekleşmiş olabilmesi için tek failin olmasının veya birden çok faille de işlenebilmesinin mümkün olup olmadığı sorusu mühim bir sorudur. Söz konusu suçta iştirakin her hali mümkündür. Suç birden çok faille işlenebilmekle beraber, bu suça yardım eden, bu suçun gerçekleşmesini azmettiren de sorumlu tutulabilir.

  1. Suçun Nitelikli Halleri

Suçun nitelikli hali suçu ağırlaştıran bir sebeptir. Türk Ceza Kanunu’nun 137. maddesi uyarınca bu suçun;

1-Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi veya

2-Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi hallerinde verilecek ceza yarı oranında arttırılır. (Ör: 2 yıl 3 yıla, 3 yıl 4.5 yıla çıkartılır.)

TCK’nın 137. maddesinde kanun koyucu nitelikli halin kapsamını belirlemiştir. Ancak suçun 1. halde gerçekleşmiş olması durumunda dikkat edilmesi gereken bir husus mevcuttur. Suçun kamu görevlisi tarafında işlenmiş olması yetmez, ayrıca suçu işlerken görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmış olması da gerekir.

  1. Suç İle İlgili Diğer Bilgiler

Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması Cumhuriyet Savcılığınca re’sen (kendiliğinden) yapılır, şikayete bağlı bir suç değildir. Bu şikayetin mümkün olmadığı anlamına gelmemektedir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayet sebebiyle başlamış olabilir. Ancak şikayete tabi bir suç olmadığı için şikayetten vazgeçme durumunda dosya kapanmayacaktır. Kişisel verileri verme, yayma, ele geçirme suçundan dolayı açılan davalara bakma görevi TCK’nin 11. maddesi uyarınca asliye ceza mahkemelerine aittir. Suçun cezası asgari 2 yıl azami 4 yıl hapis cezasıdır. Suçun nitelikli halinin mevcut olması halince verilecek ceza yarısı oranında artırılır. 2014 yılında yapılan değişiklikle cezanın alt sınırı 1 yıldan 2 yıla çıkartılmıştır. TCK madde 66/1-e uyarınca kişisel verileri verme, yayma, ele geçirme suçunda ve beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle dava düşer.  Nitelikli halin varlığı halinde dava zamanaşımı süresi değişiklik gösterebilecektir.

8.İlgili Suça Konu Yargıtay Kararlarından Örnekler

-İkrar içeren savunmaya ve dosya kapsamına göre; sanığın, katılan facebook hesabında yayınladığı resimleri ve katılana ait cep telefonu numarasını kendi facebook hesabında yayınlaması şeklinde eyleminin TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında bu suçtan mahkumiyete karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlalden sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Sanığın Katılan Facebook Hesabında Yayınladığı Resimleri ve Katılana Ait Cep Telefonu Numarasını Kendi Facebook Hesabında Yayınlaması Şeklinde Eyleminin 5237 S.K. Md. 136/1 Hükmünde Düzenlenen Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturduğu ve Sanık Hakkında Bu Suçtan Mahkumiyete Karar Verilmesi Gerektiği Gözetilmeden Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu/Delillerin Takdirinde ve Suç Vasfında Yanılgıya Düşüldüğü T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2018/8221 K. 2019/6189 T. 15.5.2019

-Diğer müştekilere ait kart bilgilerinin kopyalanmasına rağmen fiziki bir kart oluşturulmadığı ve kullanılmayarak menfaat temin edilmediği, dava dosyasında sadece kopyalama cihazında bilgi bulunduğuna yönelik 21.08.2007 tarihli inceleme raporu karşısında; ele geçirilen kopyalama cihazında bilgi bulunması halinde eylemin mağdur sayısınca TCK’nın 136. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir. T.C. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2018/10126 K. 2019/1793 T. 11.2.2019

-Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; … Barosu avukatlarından Avukat ….’nın avukat kimlik belgesinde kullanılması amacıyla Türkiye Barolar Birliği’ne göndermiş olduğu fotoğrafının, http://www…. isimli URL adresinde rızası dışında yayımlanmasından dolayı TCK’nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun işlendiği iddiası ile …Barosu Başkanlığının 26.07.2018 tarihli suç duyurusu üzerine başlatılan adli soruşturma sonunda; “…Avukat ….’nın özel hayata ilişkin fotoğrafının paylaşılmadığı, avukatlık bilgileri ile Barolar Birliğine vermiş olduğu fotoğrafın ve herkese açık avukatlık bilgilerinin paylaşıldığı, bu haliyle meçhul şüphelinin eyleminin suç teşkil etmediği…” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, …sayılı kararında isabet görülmemiştir. T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2019/3534 K. 2019/5452 T. 24.4.2019

-Katılanlar tarafından internet ortamında yayımlanan ve katılanların kamuya açık alanlarda günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdikleri resimleri, katılanların başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyecekleri özel yaşam alanlarına dair görüntü olarak kabul edilemeyeceğinden, katılanların kişisel veri niteliğindeki resimlerini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması sebebiyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle yayımlayan sanığın eyleminin, TCK’nın 136/1. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, bozmayı gerektirmiştir. T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2015/11703 K. 2017/870 T. 8.2.2017

-TCK’nın 136/1. maddesinin, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, “verildiği”, “yayıldığı” veya “ele geçirildiği”nin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir. Bu noktada belirtmek gerekir ki, kişisel verilerin, üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş haliyle başka bir nesne üzerine taşınarak ( örneğin; yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, taşınabilir belleğe veya CD’ye aktarılması gibi işlemlerle ) sabitlenmesi, böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet, kişisel verileri “ele geçirme” kapsamında değerlendirilebilir ise de, kişisel verilerin kaydedilmeden önce öğrenilmesi, hafızada tutulan kişisel verilerin başkalarına açıklanması, kişisel verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olunması, ancak TCK’nın 134/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına ve ikrar içeren savunmaya göre; sanığın, bir dönem internet üzerinden tanışıp arkadaş olduğu katılanın daha önce kendi facebook hesabında paylaştığı resimleri, katılan ile tartışmaları sebebiyle katılan adına açtığı sahte facebook hesabından katılanın rızası dışında yayınladığı iddia edilen olayda, katılanın gündelik kıyafetler ile kamuya açık alanda çekilmiş ve kişisel veri niteliğindeki resimlerini daha önce kendi facebook hesabında yayımlamasının bu resimlerin kişisel veri olma özelliğini değiştirmeyeceği gibi üçüncü kişilere katılanın rızası dışında yayınlama hakkı da tanımayacağı gözetilmeden sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2017/2960 K. 2018/1541 T. 14.2.2018

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads
– Resmi Twitter Hesabımız