• DOLAR
    6,8666
  • EURO
    7,7569
  • ALTIN
    399,66
  • BIST
    1,1290
Stj. Av. Gökmen ALTINTAŞ
Stj. Av. Gökmen  ALTINTAŞ
emailgizlidir@adaletmedya.net
Kişiler Hukuku Işığında Ad ve Adın Kazanılması
  • 27 Mayıs 2020 Çarşamba
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

KİŞİLER HUKUKU IŞIĞINDA AD VE ADIN KAZANILMASI

Bir yerde hak varsa ihlal de her zaman söz konusudur. Hele ki hak ve özgürlüklerin daha çok yer bulduğu çağdaş hukuk düzenlerinde ihlaller daha çok göze çarpmaktadır. Bu arzu edilen bir durum olmamasına rağmen insanlığın gelişimiyle beraber insan artık “insan” ya da Latince ‘persona’ kelimesinin dilimize yerleşmiş deyimiyle “kişi” olarak hukuk açışından köle olmaktan çıkmış, en değerli varlık haline gelmiştir. Diğer bir deyişle ‘hak olduğu için ihlal vardır’. Bizim bu çalışmamızın konusunu da bir kişilik hakkı olan “ad” üzerindeki hak ve bunun korunması oluşturacaktır.

I.AD KAVRAMI

“İnsanların henüz yerleşik hayata geçmedikleri dönemlerden beri kullanılan ad, kişiyi toplumdaki diğer kimselerden ayırmaya yarayan, toplum içerisindeki ilişkilerde onu belirleyen hukuki bir tanıtım aracıdır. Adın taşıdığı önem nedeni ile ad ile ilgili hem özel hukuk alanında hem de kamu hukuku alanında çeşitli düzenlemelere yer verilmiştir.
Hukuki açıdan baktığımızda; ad, sözlük anlamıyla bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isimdir. Kişiyi belirten ve toplum içinde onu diğerlerinden ayırt edebilmemizi sağlayan tanıtma işaretidir. Ad üzerindeki hak kişilik hakkıdır ve kişiye sıkı sıkıya bağlı, mutlak, devredilemeyen ve vazgeçilemeyen haklardandır. Hukuken korunma altına alınmıştır. Önceki Medenî Kanunda “isim” terimine yer verilmişken, yeni Kanunda   ve 2525 sayılı Soyadı Kanununda “ad” terimi tercih edilmiştir.

Adın görevleri; belirtme görevi, düzen görevi ve birlik yaratma görevi olmak üzere üç ana başlıkta toplanabilir. Bunun yanı sıra hukuk alanında nüfus kayıtlarının düzenli tutulması, resmi belgelerdeki karışıklığın önlenmesi işlevleri de öne çıkar. Bu nedenle kural adın değişmezliği ilkesidir. Ayrıca ad üzerindeki hak tüzel kişilere de tanınmıştır ancak biz burada gerçek kişiler üzerindeki yansımasını ele alacağız.

II.ADIN ÇEŞİTLERİ

Kullanılması hukuken zorunlu olup olmamasına göre ikiye ayrılır.

  1. Zorunlu Adlar

Kullanılması zorunlu adlar soyadı ve öz addır. Zira Soyadı Kanunu (m.1)Her Türk öz adından başka soyadını da taşımaya mecburdur.” diyerek öz ad ve soyadı kullanma zorunluluğu getirmiştir.

1.Özad

Öz ad, bir çocuğun doğumundan sonra kendisine verilen veya takılan ad­dır. “Küçük ad”, “has ad” ve “ön ad” da denilen öz ad sayesinde, gerçek ki­şileri ve özellikle aynı aileye mensup olan kişileri birbirlerinden ayırt etmek müm­kündür. Çocuğun adını anne ve babası birlikte koyar. Ana-babadan biri ölmüş veya temyiz kudretini kaybetmişse, çocuğa isim koyma hakkını diğer eş muhafaza eder. Her ikisinin de ölmüş olması veya temyiz kud­retine sahip olmaması hâlinde, çocuğa ismi vasisi verir. Ancak tamamıyla sınırsız bir hakları yoktur. Kamu vicdanı ve ahlak ilkelerini dikkate almaları gerekir. Bir kimsenin kullanabileceği öz ad sayısı kanunla sınırlanmamış ancak makul bir sayıyı geçmemesi gerekir. Türkiye’ de en fazla iki kelimeden oluştuğu görülmektedir.

2.Soyad

Bir aileyi oluşturan fertleri diğer ailelerin fertlerinden ayıran ve kuşaktan kuşağa geçen ada denir.Kimi zaman şöyle tarif edildiği de görülür:Soyadı, nesilden nesle intikal eden ve bir kişinin bir soya,bir aileye bağlılığını ifade eden addır. Sözde, yazıda ve imzada ad önde soyadı arkada yazılır.  Her şahsın bir soyadının bulunması zorunludur (Soyadı Kanunu madde 1). Soyadı resmîdir, kat’idir ve değişmez. Ancak, önemli sebepler olursa, hâkimin izni ile soyadının değişmesi mümkündür.Evli olan eşlerden doğan çocukların soyadı, ailenin soyadıdır (TMK madde 321). Ana ve baba boşanmış veya baba ölmüş olsa dahi kural böyledir.

Evlilik dışı ilişkilerden doğan çocukların soyadı, anaların soyadıdır. An­cak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa, çocuk onun bekârlık soyadını taşır (TMK madde 321). Evlilik dışı nesepte (soybağında) çocuğun ka­zana­cağı soyadı, ananın mensup olduğu ailenin soyadıdır (Nüfus Kanunu madde 21/2). Kanunda, ana baba­nın evli olup olmamasına göre ayrım yapılmıştır. Anne-baba evli ise, ço­cuğun ailenin soyadını taşıyacağı; evli değillerse annenin soyadını taşıyacağı öngö­rülmüştür. Bu durumda ana, önceki bir evlilik nedeniyle çift soyadı taşı­yorsa; çocuğun, onun bekârlık soyadını alacağı kabul edilmiştir (TMK madde 321). Evli­lik dışı doğan çocuk, doğal baba tarafından tanınsa veya mahke­mece baba­lığına hükmedilse bile, çocuk annesinin soyadını taşımaya devam eder. Sadece anne babanın sonradan evlenmesi durumunda, evlilik dışı do­ğan çocuk, babasının soyadını taşıyabilir. Evlilik dışı doğan çocuğun, başka bir yolla babasının soya­dını taşıması artık mümkün değildir. Hatta, velâyet hakkı anne­den alınıp, ba­baya verilmiş olsa dahi, çocuk, babasının soyadını alamaya­caktır.

B.Zorunlu Olmayan Adlar

Kişinin bu adlara sahip olması hukuken zorunlu değildir.

1.Takma (Müstear) ad

Bir kimsenin belirli bir iş yaptığı,bir faaliyette bulunduğu sırada,gerçek adı yerine kullandığı takma addır.Kişi gerçek kimliğini çeşitli nedenlerle gizlemek ister.Genellikle kişiler olumsuz etki ve eleştirilerden kurtulmak için müstear ad kullanma yoluna gitmişlerdir.Özellikle sanat ve edebiyat çevrelerinde rastlanır.Mahlas dendiği de görülmektedir. Genellikle yazarlar,sanatçılar ve artistler tarafından kullanılır. Bir kimsenin belirli bir iş yaptığıbir faaliyette bulunduğu sırada,gerçek adı yerine kullandığı takma addır. Takma ad kanunda düzenlenmemiştir.Bu nedenle MK.m.25-26 kapsamına alınıp alınamayacağı tartışılmıştır.Ama öğretide baskın görüş korunacağını kabul etmektedir.Fakattakma ad,haksız yere ya da üçüncü kişilerin zararına kullanılacak olursa pek tabii ki bu koruma söz konusu olmaz.Ve yine takma ad çok kişinin kullandığı bir adsa,ya da bu ad başkaları tarafından bazı malların markası olarak kullanılırsa yine koruma işlerlik kazanmaz.Örnek olarak; Baki,Moliere,Fuzuli…

2.Lakap

Bir kimseye başkaları tarafından takılan addır. Lakap ile takma adı ayıran en belirgin özellik takma adı kişinin kendi seçmesi lakabın ise başkaları tarafından verilmesidir. Genelde bir kişiye belirli fiziki özellikleri ya da tutumu dolayısıyla başkaları tarafından yakıştırılan addır.  Fatih, Yıldırım, Yavuz, Aksak gibi tarihi lakaplar olduğu gibi şişko,sulu,kör,topal,garip,deli gibi komik ve de çirkin lakaplarda mevcuttur. Lakap birden çok kelimeden oluşabilir.

Lakap da bir kimseyi teşhise yardımcı olduğu için ad gibi korunup korunmayacağı tartışmalıdır.Ad gibi korunduğu hallerde kişilik hakkına dahil sayılarak korunacağı öğretide ileri sürülmektedir.Ancak bunun için öncelikle kişinin bu lakapla uzun zamandan beri tanınmakta olması,bu adın kendisini toplum için de belirlemesi ve kendisince de benimsenmesihukuka,ahlaka,adaba aykırı olmaması gerekir.

III.ADIN KAZANILMASI

  1. Soyadının Kazanılması

1.Soybağı yoluyla

  1. evlilik içinde doğan çocuk

Anne ve baba evli ise çocuk ailenin soyadını alır. (TMK md .321) Bu maddeyi m.285 ile beraber düşünürsek, sadece evli oldukları sırada doğan çocuklar değil, evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuklar ile gaipliğe karar verilmesi halinde, kayıp olma ya da son haber alma tarihinden itibaren 300 gün içinde doğan (yani babalık karinesinden yararlanan)çocukların da ailenin soyadını alacağını kabul etmek gerekir. Bunun gibi ana ve babası sonradan evlenen çocuklar da MK.m.292’ ye göre, kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olacaklarından, onların da ailenin soyadını almaları gerekir.

Türk Medeni Kanunu’nda evlilik içinde doğan çocuğun babasının soyadını alacağına dair düzenleme emredicidir, çocuğun başka bir soyadı alması mümkün değildir.

 

  1. evlilik dışı ilişkiden doğan çocuk

Ana ve babası evli olmayan çocuk anasının soyadını taşır. (MK.m.321 c.1)Kadın önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa(MK:173/II)çocuk,anasının bekarlık soyadını alır(MK.m.321 c.2)Aynı kuralın,çocuğun evlilik içinde doğması,fakat kocanın soybağınıreddetmesi halinde de uygulanması gerekir.Bu emredici düzenleme,tanıma veya babalığa hüküm yolu ile baba ve çocuk arasında soybağı kurulsa hatta ana küçük,kısıtlı,ölmüş veya velayet kendisinden alındığı için mahkeme velayeti babaya vermiş (MK.m.337/II)olsa dahi çocuğun babasını soyadını taşımasına engeldir. Tanıma veya babalığa hüküm yolu ile baba ve çocuk arasında soybağı kurulması halinde ise çocuk babanın soyadını alır.

2.Evlat edinme yoluyla

Evlatlık küçük ise evlat edinenin soyadını alır(MK.m.314/III c.1);ergin olan evlatlık ise evlat edinilme sırasında dilerse evlat edinenin soyadını alabilir. (MK:m.314/III c.2)Yani bu konuda ergin evlatlığa bir seçimlik bir hak tanınmıştır. Buna göre, çocuğu eşler birlikte evlat edinmişse –ki kural budur-(MK.m.306)ailenin; evli olmayan biri tarafından evlat edinilmişse onun soyadını alır. (MK.m.307/I)Eşlerden biri tarafından tek başına evlat edinilmişse (MK.m.307/II)ailenin değil fakat evlat edinen eşin soyadını alır. Ancak, evli kadının tek başına evlat edindiği hallerde, karışıklığın önlenmesi için, bekarlık soyadını alması yerinde olur.

Evlatlık ilişkisi sona erince evlatlık kendi ailesinin soyadına geri döner. Evlat edinenin ölümü halinde ise ölüm evlat edinme ilişkisini sona erdirmeyeceğinden evlatlık evlat edinenin soyadını taşımaya devam eder.

  1. Evlenme yoluyla

Türk Hukuku’nda evlilikte soyadının birliği ilkesi vardır;eşler ve çocuklar aynı soyadını taşırlar.TMK 187.maddesi emredicidir ve evlat edinilme,evlilikle soybağının düzeltilmesi gibi sonradan kazanılan bir soyadı halidir. Zira kural olarak kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. Ancak kadın isterse evlendirme memuruna (veya daha sonra yazılı olarak nüfus idaresine)yapacağı başvuruyla evlenme anına kadarki soyadını kocasının soyadının önünde kullanmasına izin verilebilir.Nüfus idaresine yazılı bildirim yönünden bir süre öngörülmediği içinkadın bunu her zaman yapabilir.

Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir. (TMK madde 187) Boşanma halinde ise kadın evlenmeden önceki soyadına geri döner. Türk Hukuku’nda evlilikte soyadının birliği ilkesi vardır;eşler ve çocuklar aynı soyadını taşırlar. TMK 187.maddesi emredicidir ve evlat edinilme,evlilikle soybağının düzeltilmesi gibi sonradan kazanılan bir soyadı halidir.Ancak kadın isterse evlendirme memuruna (veya daha sonra yazılı olarak nüfus idaresine)yapacağı başvuruyla evlenme anına kadarki soyadını kocasının soyadının önünde kullanmasına izin verilebilir.Nüfus idaresine yazılı bildirim yönünden bir süre öngörülmediği için,kadın bunu her zaman yapabilir.

  1. İdari yolla

Anne ve babası belli olmayan çocukların soyadını nüfus memuru koyar. (NHK madde 19/3)

Nüfus kütüklerinde soyadı bulunmayanlara bulunduğu yer mülki idare amirince soyadı verilir.

  1. Öz Adın Kazanılması

Çocuğun öz adını ana ve babası koyar.(MK.m.339/son)Ana ve babanın çocuklarına öz ad koyma hakkının,her ne kadar MK.m.339’da velayete bağlandığına dair bir hüküm yoksa damaddenin velayetin kapsamı altında düzenlenmesi,öz ad koyma hakkının sadece velayete sahip olan ana ve babaya ait olduğunu göstermektedir.Bu bakımdan,ana ve babası evli iken doğan çocuğun öz adını,ana babanın ikisi de velayet hakkına sahipseler birlikte koyarlar.Anlaşamamaları halinde,sorunu mahkeme kararı çözecektir.Velayet hakkı ana ya da babadan alınmışsa,çocuğun adını diğeri koyar.Velayet her ikisinden de alınmışsa,çocuğun adını vasi koyar.Aynı durum ana ve babanın her ikisinin de ölmüş ya da gaipliğine karar verilmiş olması halinde de geçerlidir.

Ana ve babası evli değilse çocuğun öz adı anası tarafından konulur. Ana ve babası belli olmayan çocukların öz adlarını ise nüfus memuru koyar.

  1. Takma (Müstear) Adın Kazanılması

Takma adın ne zaman kazanılmış olacağı tartışmalıdır. Bazı eserlerde ilk olarak kullanılmakla kazanılacağını savunulurken, ikinci fikre göre ancak sürekli kullanma ve örf/adete göre korunmaya değer kabul edilmesiyle kazanılır.Üçüncü fikir ise;kişinin o adla tanınması ve kullanmakta haklı olması gerekir demektedir. Son olarak müstear adı taşıyan kişinin bununla tanınması ve bu adı kullanmasının haklı olması gerekir.

  1. Lakabın Kazanılması

Kişi belli bir çevrede bu adla tanınmaya başlandığı anda lakabı kazanır. Ancak,lakabın yasak adlardan olması (Örneğin Ulu önderin “Atatürk” soyadı)diğer kişilerin çıkarlarını ihlal etmesi, kazanılmasına engel olur.

 

 

KAYNAKÇA

Turgut Akıntürk, Medeni Hukuk, İstanbul 2003 s.145.

Serap Helvacı, Kişilik İşlem Hakları (Münhasıran Şahsa Bağlı Haklar) (Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi SBE,1990), s.68.

  1. Kemal Oğuz. Özer S. ve Oktay Özdemir, Kişiler Hukuku (Gerçek ve Tüzel Kişiler), İstanbul 2005, s.89
  2. Kemal Oğuz. Özer S. ve Oktay Özdemir, Kişiler Hukuku (Gerçek ve Tüzel Kişiler), İstanbul 2005, s.89

Dural/Öz a. g. e. s. 159, dn.485.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads