• DOLAR
    7,9785
  • EURO
    9,5135
  • ALTIN
    464,75
  • BIST
    10,6859
Av. Begüm GÜREL
Av. Begüm  GÜREL
gizlimaill@adaletmedya.net
Karşılaştırmalı Olarak Teşhis ve Yüzleştirme
  • 18 Temmuz 2019 Perşembe
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Yıllar boyunca hukuki bir dayanaktan yoksun olarak uygulanmakta olan teşhis işlemi ceza muhakemesi açısından oldukça önemli bir delil etme aracıdır. Aslında bu işlemin bir koruma tedbiri olduğunu savunanlar olmakla birlikte,hâkim görüş delil etme aracı olduğudur[1]. Nihayet 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle teşhis işleminin uygulanmasındaki farklılıkların giderilmesi ve yeknesaklık amaçlanmıştır. Uygulamada teşhis işlemi yüzleştirme ile karıştırılmaktadır. Oysa ki; bu iki kavram birbirinden oldukça farklıdır. En önemli fark; yüzleştirmenin Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenmiş olmasıdır. Bu yazımızda karşılaştırmalı olarak teşhis ve yüzleştirme işlemlerini açıklamaya çalışacağız.

 

CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNDA TEŞHİS

  1. Genel Olarak Teşhis

Teşhis kelimesi; “kim ya da ne olduğu anlama, tanıma, seçme” anlamına gelmektedir. Uygulamada kimlik ve eşkâl belirleme işlemi olarak da tanımlanmaktadır. Bu tanım geniş anlamda teşhis olarak nitelendirilebilir. Yazımıza konu olan dar anlamda “teşhis” 2007 yılında 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda (PVSK) düzenlenmiştir[2]. Bu düzenlemeden önce de teşhise bir delil elde etme aracı olarak başvurulmaktaydı, ancak herhangi bir yasal dayanağı bulunmamaktaydı. Bu sebeple; teşhisin uygulanma usulü ve koşulları yeknesaklık göstermemekteydi. Hatta tamamen kolluğun takdir yetkisine bırakılmıştı denilebilir. Tüm bu uygulamadaki farklılıkları gidermek amacıyla nihayet 02.06.2007 tarihinde PVSK’da değişiklik yapılmış ve teşhis Ek md.6/9 ve devamında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

  1. Teşhise Katılacak Kişiler

Hukuki anlamda teşhis, şüphelinin kendisinin veya fotoğrafının suç mağduruna veya tanığa gösterilmesi ve bu şekilde şüphelinin tanınması olarak tanımlanabilir. PVSK md.6/9’a göre, “teşhiste bulunan” suç mağduru veya tanık; “teşhis işlemine tabi tutulan” suç mağduruna veya tanığa gösterilecek kişilerdir. Şüphelinin teşhisten kaçınma hakkı yoktur.

Teşhisin hukuki niteliği tartışmalıdır. Bir görüşe göre; koruma tedbiri olan teşhis, diğer bir görüşe göre ise; delil elde etme aracıdır. Bunun dışında teşhis bir gözaltı işlemidir ve yalnızca soruşturma aşamasında teşhise başvurulabilecektir. Buna göre; savcı tarafından hakkında gözaltı kararı verilmeyen kişi teşhise tabi tutulamayacaktır. Nitekim bu durum PVSK md.6/9’da açıkça düzenlenmiştir.

Teşhisteki temel amaç; gözaltına alınan kişinin fail olup olmadığını belirlemek ve kimlik tespiti yapmaktır. Ancak zorunlu durumlarda savcının yazılı talimatıyla teşhise başvurulabilecektir ve teşhis işlemini yerine getirecek olan makam kolluktur.

  1. Teşhisin İcrası

Teşhisin uygulanmasında izlenecek usul şu şekildedir. Öncelikle teşhiste bulunacak olanın fail ile ilgili beyanlarına başvurulur ve elde edilen bilgilere göre aralarında cins, boy, yaş, kilo gibi benzerliklerin bulunduğu biden fazla kişi teşhise tabi tutulur. Uygulamada genellikle teşhis işleminin gerçekleştirileceği polis merkezindeki memurlar şüpheliyle birlikte yer alırlar. Suç mağdurunun ve tanığın da teşhisten kaçınma hakkı bulunmamaktadır ancak tanıklıktan çekinme hakkının bulunduğu hallerde tanık teşhis işlemine katılmaya zorlanamaz. En önemli noktalardan birisi de teşhiste bulunan ile teşhise tabi tutulan kişilerin birbirini görmemesidir. Bu şekilde tamamlanan teşhis işlemi tutanağa bağlanır.

PVSK m.6/16’ya göre; şüphelinin fotoğrafı üzerinden de teşhis işlemi gerçekleştirilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus tek fotoğraf ya da aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz.

  1. Teşhiste Müdafiin Bulunup Bulunamayacağı Sorunu

Teşhise müdafinin hazır bulunma zorunluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Yine de teşhise tabi tutulana müdafiden yararlanma hakkının bulunduğu hatırlatılmalıdır[3]. Zira CMK m.149/1’e göre, “Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir.”  Yine CMK m.149/3 uyarınca; “Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli ve sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez.” O halde belirtmek gerekir ki; şüphelinin soruşturmanın ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından faydalanma hakkı mevcuttur. Özellikle zorunlu müdafiliğin bulunduğu durumlarda yapılacak teşhis işleminde de müdafinin zorunlu olması gerekmektedir.

CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNDA YÜZLEŞTİRME

  1. Genel Olarak Yüzleştirme

Yüzleştirme, tanıkların veya şüphelilerin birbirini tutmayan ifadeleri söz konusu olduğunda bu tür çelişkilerin giderilmesi, açıklığa kavuşmayan konuların açıklığa kavuşturulması ve beyanlarından yeni ipuçları elde ederek hangisine değer verileceğini tâyin etme amacıyla tanıkların birbirleriyle veya şüphelilerle karşı karşıya getirilmesi işlemidir[4]. Nitekim yüzleştirme CMK m. 52/2’de “Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hallerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilir.”  şeklinde düzenlenmiştir.

Genel olarak kovuşturma aşamasında başvurulan ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde soruşturma aşamasında yararlanılabilen bir delil elde etme aracıdır. Bu yüzden yüzleştirmeyi kural olarak hâkim yapar. Şüphelinin yüzleştirmeyi serbest iradesi ile, önceden kabul etmiş olması gerekir, zira hiç kimse kendisi aleyhine delil vermek mecburiyetinde değildir.

  1. Yüzleştirmede Müdafiin Konumu

            Yüzleştirme kural olarak kovuşturma aşamasında yapıldığından müdafii de yüzleştirmede bulunabilmektedir. CMK md.216/1’e göre “Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.” denilmektedir. Buna göre; duruşma sırasında yapılan yüzleştirmede müdafii de bulunuyorsa;tanığa soru sorabilmelidir. Yüzleştirme sonucunda ortaya çıkan delillerin tutanağa geçirilmesi açısından müdafiin bulunmasında yarar vardır.

TEŞHİS VE YÜZLEŞTİRMENİN FARKLARI

Teşhis ve yüzleştirme işlemleri uygulamada sık sık karıştırılmaktadır. Bu iki ceza muhakemesi kavramını karşılaştırarak açıklayacağız.

1.Öncelikle teşhis PVSK’da düzenlenirken yüzleştirme CMK’da düzenlenmiştir.

  1. Teşhis, şüpheli ile mağdur ya da tanık arasında yapılırken yüzleştirme tanıklar arasında ya da tanık ve sanık arasında yapılır.

3.Teşhis soruşturma aşamasında yapılırken yüzleştirme kural olarak kovuşturma aşamasında gecikmesinde sakınca olan hallerde soruşturma aşamasında yapılır.

  1. Teşhis işlemini uygulayan makam kolluk iken yüzleştirmeyi kural olarak hakim yapar.
  2. Teşhise tabi tutulan kişiyle teşhiste bulunacak kişinin birbirini görmemesi gerekirken yüzleştirmede tarafların birbirini görmesi asıldır.
  3. Tarafların teşhise katılması zorunlu olmasına rağmen yüzleştirmede gönüllülük esastır.

SONUÇ

Teşhis uzun zamandan beri uygulanmasına rağmen 2007 tarihindeki değişiklikle 5681 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na getirilen ek 6.maddenin 9-17 fıkraları ile yasal zemine kavuşturulmuştur. Bu maddeye göre; “polis, olaydaki failin, gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde, Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis yaptırabilir.” denilmektedir. Teşhis soruşturma aşamasında savcının talimatıyla kolluk tarafından yapılmaktadır. Taraflar teşhise katılmak zorundadır ve bundan kaçınamazlar. Teşhis sonucunda elde edilen deliller yargılama açısından oldukça önemlidir.

Uygulamada teşhis ile karıştırılan bir kavram vardır ki bu da yüzleştirmedir. Ancak bu iki kavram açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Yüzleştirme, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 52.maddesinin 2.fıkrasında düzenlenmiştir. Kural olarak kovuşturma aşamasında yapılmakla beraber gecikmesinde sakınca bulunan hallerde soruşturma aşamasında da yapılabilmektedir. Bu yüzden yüzleştirme işlemini hâkim yapar. Şüphelinin yüzleştirme işlemine rızasının bulunması gerekmektedir.

Sonuç olarak; bu iki ceza muhakemesi kavramı birbirinden farklılık arz etmektedir. Her ikisinin de uygulama alanı, tarafları, uygulanacak usuller birbirinden farklıdır.

 

Av. Begüm GÜREL (L.L.M)

Stj. Av. Selin SALUR

 

 

                                    KAYNAKÇA

  1. BIÇAK, Vahit, Suç Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınları, Ankara, 2010.
  2. İNCİ, Zekiye Özen (2009), Ceza Muhakemesi Hukukunda Teşhis, TBB Dergisi, Sayı 85, 105-136.
  3. BALCI,Murat (2010), Ceza Muhakemesi Hukukunda Teşhis ve Yüzleştirme, Ceza Hukuku Dergisi, Cilt 5, Sayı 12, 187-202.

 

[1]Zekiye Özen İnci, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Teşhis”, TBB Dergisi, Sayı 85, 2009: 105-136.

[2]2559 sayılı PVSK Ek Madde 6:
Polis, olaydaki failin, gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde, Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis yaptırabilir.

Tanıklıktan çekinebilecek olanlar, teşhiste bulunmaya zorlanamaz.

İşleme başlanmadan önce, teşhiste bulunacak kişinin faili tarif eden beyanları tutanağa bağlanır.

Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birden fazla ve aynı cinsten olması, aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gerekir. Teşhis için gerekli olması halinde, şüphelinin görünüşü ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin her birinde, teşhis sırasında bir numara bulundurulur.

Teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birbirini görmemesi gerekir.

Teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanır ve teşhiste bulunması istenen kişiye, şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceği hatırlatılır.

Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin, bu işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilerek veya görüntüleri kayda alınarak, soruşturma dosyasına konur.

Şüphelinin fotoğrafı üzerinden de teşhis yaptırılabilir. Ancak tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz. Değişik kişilerin fotoğraflarının aynı büyüklük ve özellikte olmaları gerekir.

Teşhis işlemi tutanağa bağlanır.”

[3]Vahit Bıçak, Suç Muhakemesi Hukuku, Ankara, Seçkin Yayınları, 2010, sf. 356.

[4]Murat Balcı, Ceza Muhakemesi Hukukunda Teşhis ve Yüzleştirme, Ceza Hukuku Dergisi, Cilt 5, Sayı 12, 2010:187-202.

Sosyal Medyada Paylaşın:

3 yorum

  1. Avukat hanım yine farkını konuşturmuş.. Her yazınızı beğeniyle takip ediyoruz. Hepsi çok faydalı ve spesifik konular. Bize yol gösterici oluyorsunuz. İyi ki varsınız. Biz genç hukukçulara idöl oldunuz. Sizden daha sık yazı bekliyoruz lütfen.

  2. Avukat hanım yine farkını konuşturmuş.. Her yazınızı beğeniyle takip ediyoruz. Hepsi çok faydalı ve spesifik konular. Bize yol gösterici oluyorsunuz. İyi ki varsınız. Biz genç hukukçulara idöl oldunuz. Sizden daha sık yazı bekliyoruz lütfen.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads