• DOLAR
    6,8178
    %0,12
  • EURO
    7,4442
    %0,26
  • ALTIN
    379,71
    %0,32
  • BIST
    8,3307
    %0,29
Av. Sedef KOCAKAPLAN
Av. Sedef  KOCAKAPLAN
mail..gizlidir@adaletmedya.net
Karantina Tedbirlerine Uymamanın Cezai Yaptırımı
  • 07 Nisan 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Gerek ülkemizin gerekse de tüm dünyanın mücadele etmeye çalıştığı Corona Virüs (Covid-19) salgını hepimizin yaşamını etkisi altına almış durumda iken; yetkili makamlarca alınan tedbirlere uyulmuyor olması da birçoğumuzu salgın kadar tedirgin etmekte; zaman zaman ise öfkeye sürüklemektedir. Maalesef ki bu salgın konusundaki tedbirsizlikler ve tüm uyarılara, ikazlara karşın vatandaşlarımız tarafından gösterilen direnç; bu eylemlerin cezai bir yaptırımının bulunduğunu hatırlatma ihtiyacı doğurmaktadır.

Virüsün küresel boyutta bir sağlık krizi yarattığını ve neredeyse tüm ülkelere hızlı bir şekilde yayıldığını; risk grubuna göre ise ölümlerle sonuçlandığını üzüntü ve endişe ile her gün ekranlardan takip etmekteyiz. Ülkemizde de 11 Mart 2020 tarihinde Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklama üzerine ilk vaka ile karşı karşıya kalınmıştır; bugün ise vaka sayısı yüzlercesi ile seyrederek artmaya devam etmektedir.

Vaka sayısındaki artış ve virüsün yayılma hızı konusunda doğurduğu endişe sebebi ile toplum sağlığını korumak adına devletin yetkili organları ve uzmanlar tarafından sık sık tedbir uyarıları yapılsa da bu uyarıların toplumun bazı kesimleri tarafından ciddiye alınmadığı, bu kişilerin tedbirsiz davranarak hem kendi sağlıklarını hem de toplum sağlığını riske attıkları gözlemlenmektedir. Bu atmosfer ise akıllara bir yaptırım imkanının bulunup bulunmadığı sorusunu getirmektedir.

Tedbir kararlarına uymamanın hukuki zeminde bir yaptırımı var mıdır, uyarılara kulak asmayarak toplum sağlığını riske atan kişileri cezalandırmak mümkün müdür?

Türk Ceza Kanunu’nun Bulaşıcı Hastalıklara ilişkin Tedbirlere Aykırı Davranma başlıklı 195. Maddesi, bulaşıcı hastalıklar konusunda karantina tedbirlerine uymayanların eylemlerini suç sayarak bu kişilerin 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlemesini içermektedir. Madde hükmü şu şekildedir:

Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu madde hükmü, kanunun “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Dolayısı ile korunan bir ya da birkaç birey değil; doğrudan kamu sağlığıdır.  Bu durum dahi tedbirlere uymamanın neticelerinin bireysel değil; toplumsal boyutta bir suç eylemi teşkil ettiğini göstermektedir. Bu suçun mağduru toplum (kamu)dur. Suçun meydana gelmesi için somut bir zararın ortaya çıkmasına gerek yoktur; tedbirlere uymamanın sebep olduğu tehlike suçun oluşması için yeterlidir. Dolayısı ile suçun işlenmiş olması için tedbirlere uyulmaması neticesinde hastalığın bir başka kişiye bulaşması şart değildir; hastalık başkasına/başkalarına bulaşsın ya da bulaşmasın, tedbir kararlarına uymamak doğrudan suçu meydana getirmektedir.

İlgili madde hükmüne göre, bulaşıcı bir hastalık sebebi ile yetkili makamlarca alınmış bir tedbir kararının mevcut olması gerekmektedir. Yetkili makam Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve diğer bakanlıklar olabileceği gibi devletin yetkili başka organları da olabilecektir. Dolayısı ile sadece Sağlık Bakanlığı tarafından alınan tedbirler bu kapsamda değerlendirilmez, madde hükmü tüm yetkili organların aldığı tedbir kararları için geçerlidir.

Örneğin; 65 yaş üstü ve kronik hastalıkları olan kişiler için getirilen evden çıkma sınırlaması bu kanuna göre alınmış bir tedbirdir ve bu tedbire uymamak Türk Ceza Kanunu’nun 195.maddesine göre suç teşkil etmektedir. Suçun soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin gerçekleştirilmesi için şikâyet aranmamaktadır. Suçun işlendiği öğrenildiği taktirde savcılık tarafından re’sen/kendiliğinden soruşturma işlemleri başlatılacaktır. Ancak savcılığın her suç eylemini takip etme ve öğrenme imkânı bulunmamaktadır; bu sebeple suçun işlendiğine tanık olan herkesin ihbar ve şikâyet hakkı mevcuttur.

Aynı şekilde önümüzdeki günlerde yetkili makamlarca getirilmesi olası bulunan tüm tedbirler için ilgili kanun maddesi geçerlilik arz edecektir.

Yetkili makamlarca tedbir kararı olmayan fakat tavsiye niteliğinde uyarıların yapıldığını da görülmektedir. Örneğin maskesiz çıkılmaması, toplu ortamlara mecbur olunmadıkça girilmemesi, ellerin sürekli yıkanması konusundaki telkinler birer tavsiye niteliğindedir ve yetkili makamlarca alınmış “tedbir kararı” mahiyetinde değildir. Dolayısı ile bugün itibarı ile ellerini yıkamadığı için, maskesiz çıktığı için yahut keyfi olarak sık sık dışarı çıktığı için bir kişiyi bu maddeye göre cezalandırmak mümkün değildir.

Bahsetmiş olduğumuz tedbir kararlarına uymayan kişiler için ayrıca Kabahatler Kanunu’na göre idari para cezası da uygulanmaktadır.

Sonuç itibarı ile bir tedbir kararı olsun ya da olmasın; vatandaş olarak, birey olarak her birimiz toplum bilinci ile hareket etmek ve kamu sağlığını korumak için elimizden gelen gayreti göstermek ile yükümlüyüz. Birbirimizi düşünmek, risk grubunu tehlikeye atmamak, uyarıları dikkate almak hepimiz için ahlaki bir ödev ve vazifedir.  Aksi duruma örnek davranışlar insani açıdan kabul görmeyeceği gibi cezai ve idari yaptırım gerektirecektir.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?