• DOLAR
    $1.728,5300
  • EURO
    $0,5240
  • ALTIN
    $29.722,3700
  • BIST
    $107,0800
Kamu Görevlilerinin Hizmet Gereği Atanmalarına İlişkin Mevzuatın Yanlış Değerlendirmeye Tabi Tutulması

Kamu Görevlilerinin Hizmet Gereği Atanmalarına İlişkin Mevzuatın Yanlış Değerlendirmeye Tabi Tutulması

Bilindiği üzere Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 11. Maddesi uyarınca; “Haklarında adli veya idari bir soruşturma yapılmış ve bu soruşturma sonucunda o yerde kalmasında sakınca görülmüş olan memurun hizmet bölgelerindeki ve/veya hizmet alanlarındaki zorunlu çalışma sürelerini tamamlamadan ve yer değiştirme suretiyle atanma dönemi beklenmeksizin hizmetin gereği olarak yer değiştirme suretiyle ataması yapılabilir” denilmektedir.

Anılan maddede “haklarında adli veya idari bir soruşturma yapılmış ve bu soruşturma sonucunda o yerde kalmasında sakınca görülmüş olan memurun hizmet yerinin değiştirilebileceğinden bahsedilmektedir.
Hülasa izah etmek gerekirse, burada tedbir amaçlı ilginin yer değişikliğine yönelik bir eylemin gerçekleşmesinin gerektiği ifade edilmiştir. Buradaki tedbirden kasıt, şahsın “sürgün” tabir edilen bir şekilde hayatını karartacak, çalışma motivasyonunu bozacak, idareye karşı küskünlük oluşturacak ve devamında çalışma barışını bozacak bir uygulamaya tabi tutulması gerektiği anlamını çıkarmak asla doğru olmayacaktır. Hele hele hakkında idari soruşturma başlatılmış olan personelin, henüz soruşturma sonuçlanmaksızın ve soruşturmadan ceza almayacağı hususları göz ardı edilerek, söz konusu maddeye münhasır işlem tesis edilerek sürgün tabirinin gerekleri yerine getirilmektedir. Personelin idari soruşturmadan aklanmasına müteakiben eski hale geri getirme hükümlerinin tesis edilmediği gibi, uğramış olduğu maddi manevi zararın tazmini hususunda da herhangi bir uygulamaya yer verilmemektedir.

Bu nitelikte kastı aşan ve hak kaybına yol açan eylemlerin, idareyi ve kamu kudretini elinde tutan otoritelerce yeri geldiğinde keyfiyete dönüştürülmesi, yeri geldiğinde bu tür keyfi uygulamaların adalet ve hukuktan soyutlanmış kurum kültürü haline dönüşmesi asla kabul edilebilecek bir husus değildir.
Hali hazırda işlenilen suç sabit bile olsa bir suça iki ceza hukuka aykırıdır. Bu şartlarda soruşturma sonucu yer değişikliği yapılan (sürgün) olan, 3 yıl boyunca aynı yere tayin isteyememekte, maaşla ödüle teklif edilememekte ve görevde yükselememektedir. Bu durumda idarenin sürgünün tedbir olduğunu savunmakta haksız olduğu açıkça görülmektedir.

Adana 1. İdare Mahkemesinin 2011/506 Esas, 2011/1819 Karar ve 05.12.2011 tarihli kararında da belirtildiği üzere, “Memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek yapılabileceği fakat davacının atanmasında kamu yararı ve hizmet gereklerinin gözetilmediği ayrıca Atama işleminde kamu hizmetinin etkin ve verimli işlemesi amacı dışında bir başka amacın bulunmaması ve atama işlemlerinin bir alt ceza gibi uygulanmaması gerektiğinden ihtar ve aylıktan kesim cezası ile cezalandırıldığı anlaşılan davacının aynı fiiller nedeniyle bir de atama işlemine tabi tutulmasının kendisine ikinci bir disiplin cezası verilmesi anlamına geleceği görüşüyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.” ifadelerine yer verilmiştir. Bu karar Danıştay 2. Dairesinin 2012/2577 Esas ve 2014/12119 sayılı kararı ile de onanmıştır.

Kamu görevlilerinin görev ve görev yerlerini değiştirme konusunda idarelere tanınan takdir yetkisinin kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması zorunlu olup, bu hususun sağlanması için de idarenin takdir yetkisi içinde tesis ettiği işlemlerde hukuken geçerli nedenlere dayanması gereklidir.
Yine Danıştay 2. Dairesinin 2009/3951 esas ve 2012/6310 karar sayılı ilamı da tamamen bu yönde hüküm tesis etmiştir.
Keza, Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 2013/149 esas sayılı dosyasında da, kurum tarafından hem disiplin cezası hem de aynı suça ilişkin atama kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, ilgili mevzuatın ifa ve icrasının genel uygulamasında şahsi yorumlara, alışkanlıklara, gelenek ve çoğulcu hukuk dışı uygulamalara dayanan kurum kültürüne yer verildiği görülmektedir. Bu çoğulcu yanlış uygulamaların önüne geçilmesi hususunda mevzuat hükmünde açık bir düzenleme yapılması ise kaçınılmaz hale gelmiştir. Kamu görevlisi hakkında açılan disiplin soruşturması sonuçlanmaksızın “hizmet gereği” adı altında yer değişikliği/nakil (sürgün) kararının idarece alınması her ne kadar yanlış ise bir idari soruşturmaya ilişkin iki ceza tayinine gidilmesi de o derece yanlış olmaktadır. Mevzuatın ifa ve icrası, kanunun ve hukukun ruhuna uygun düşmeli, asla kişileri ve toplumu derinden yaralamamalı, ortaya çıkacak mağduriyetler sonucu şahıslar devlete karşı hasmane bir tutum içerisine sokulmamalı, kamu çalışanı olarak nitelendirilen kişilerin aynı zamanda devletin Anayasal düzen içinde hakları korunan bir vatandaşı olduğu asla unutulmamalıdır.

İzah edilen bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anılan maddenin kurumlarca yapılan yanlış uygulamasına bir son verilmesi adına hukuki bir yaptırım gücünün ortaya çıkması ve devamında mevzuat değişikliğine gidilmesi hususunda gerekli düzenleme yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Hasan Hüseyin TAŞÇI 
Adalet Sen Genel Başkan Vekili

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

+ AdaletMedya İnstagram Hesabımızı Takip Edin
ads
– Resmi Twitter Hesabımız