• DOLAR
    6,0741
    %0,12
  • EURO
    6,5598
    %0,14
  • ALTIN
    313,84
    %0,36
  • BIST
    7,8886
    %0,01
Av. Maşallah MARAL
Av. Maşallah  MARAL
bu.mail-gizlidir@adaletmedya.net
İstihbarat Kavramı ve İstihbarat Tarihi
  • 04 Ocak 2020 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Devletler gerek güvenliklerini sağlamak gerekse düşman etkenlere karşı her daim istihbarat çalışmaları yürütmüşlerdir. Bu çalışmaların temel kaynağını insan oluşturmuştur. İstihbaratın, tekniğinde ve hedefinde temel unsur insandır. Bu nedenle insan unsuru her daim etkilenen taraf olmuştur.

Türk istihbarat tarihi, Türk tarihi kadar eskidir. Türk istihbarat tarihi dünyadaki diğer muadilleri gibi sürekli bir gelişim ve değişim süreci içerisinde olmuştur. Bu süreçte çağın uygunluklarına göre kendini geliştirmiştir. Büyük ve kadim devlet olmanın bir şartı olarak Türk devletleri gerek Ülke içinde gerekse Ülke dışında gelebilecek tehditleri önceden bilme ve buna uygun önlemler alma düşüncesi içerisinde olmuşlardır. Bununla birlikte istihbarat çalışmaları tehdit ve düşman algısının yanında devlet işlevi içerisinde yaşanan aksaklıkları görme ve giderme olarak da görülmektedir. Bu istihbarat çalışmaları çeşitlilik arz etmektedir. Makalemizde istihbarat kavramı ve istihbarat tarihi ile ilgili bilgilendirme yapılmaya çalışılmıştır.

            İSTİHBARATIN TANIMI

İstihbarat nedir ve ilk istihbarat faaliyetleri ne zaman başlamıştır? Her ne kadar günlük hayatta istihbarat, istihbaratçı gibi kavramları sık sık duysak da İstihbarat ve istihbarat hukuku konusunda yeteri kadar akademik çalışma bulunmamaktadır.

İstihbarat kelimesi birçok insanın kafasında yanlış bir izlenim oluşturabilmektedir. Zira istihbarat ve istihbaratçılar vatandaş için gölgelerde çalışan, ahlaki belirsizlik içinde bilgi toplayan, gizli ve örtülü bir faaliyet olarak algılanmaktadır.[2] Değişik kitap ve sözlüklerde akıl, zeka, anlayış, bilgi, haber, alınan bilgi, malumat, haber alma, bilgi toplama olarak geçmektedir.[3] İstihbarat kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup TDK Sözlüğünde yeni alınan bilgiler, haberler, bilgi toplama, haber alma[4] olarak açıklamıştır. İstihbarat kavramı örtülü operasyon yapmanın dışında bilginin toplanması ve analiz edilmesidir.[5] İstihbarat faaliyeti sonucu elde edilen bu bilgiyi elinde tutan kişi ve kurum kendi istekleri doğrultusunda yönlendirme imkânı elde eder.[6] İstihbarat kavramı etimolojik anlamdan öte teknik bir anlam taşır. Teknik anlamda İstihbarat, ham bilgileri alınıp analiz edildikten sonra yeni bir ürün ve bilginin üretilmesidir.[7]  Üretilen bu yeni ürün ve bilgi ile strateji ve harekât alanı belli edilerek yola çıkılır.

Bununla birlikte İstihbarat kavramı batı dillerinde zeka, akıl, bilgi anlamına gelen Intelligence kelimesi ile ifade edilmektedir. Amerikan Haber Alma Teşkilatı olan CIA (Central Intelligence Agency) ve İngiliz Askeri İstihbarat Birimleri Olan MI (Military İntelligence). Rusya’da ise İstihbarat kelimesinin karşılığı Güven’dir. KGB (Komitet Gosudarstvennoy Bezopasnosti) “Devlet Güvenlik Komitesi’dir.[8]

Milli Mücadele kahramanlarından Kazım Karabekir’e göre istihbarat; barışta ve savaşta doğru haber almak, yanlış haber yaymak demektir.[9] Kazım Karabekir karşı istihbarat çalışması olarak tanımladığı İstihbaratı, savaş zamanında düşmanın yanlış yönlendirmesiyle stratejik ve taktiksel avantaj elde edilmesi olarak betimlemiştir.

 

Genel olarak baktığımızda İstihbarat kavramı günün ihtiyaç ve koşulları çerçevesinde farklı anlamlar yüklenebilmektedir. Tek tek olaylar bazında bakıldığında İstihbarat kavramı olaylara göre farklılık gösterebilmektedir. Fakat genel olarak bakıldığında ise İstihbarat insanlık tarihi kadar eskidir. Zira İstihbarat kavramını bir haber alma ve alınan bu haber sonucu bir harekât planı oluşturmak olarak ifade edilirse avcı-toplayıcı toplumların avcılık için kullandıkları stratejilerde birer istihbarat örneğidir.

Bilginin elde edilmesi kadar elde edilen bilginin analiz edilip işlenmesi de önemlidir. Elde edilen bilginin gücü ile geleceğe yönelik çıkarımlarda bulunmak istihbaratın diğer bir boyutudur[10] İstihbarat, “ulaşılabilen bütün açık, yarı açık ve/veya gizli kaynaklardan her türlü aracın kullanılması sonucunda elde edilen her türlü veri, malumat ve bilginin ulusal genel veya ulusal özel plandaki politikaların gerçekleştirilmesi ve ulusal politikalara zarar vermesinin engellenmesi amacı ile toplandıktan sonra önemine ve doğruluğuna göre sınıflandırılması, karşılaştırılması, analiz edilerek değerlendirilmesi süreci sonucunda ulaşılan bilgidir.”[11] Ayrıca diğer bir yoruma göre İstihbarat “Kamuya açık olmayan bilgiler, en azından veya kısmen bu tür bilgilere dayanılarak yapılan analizlerin siyasal karar alıcılar veya hükümet içindeki diğer aktörler için hazırlananlarıdır. İstihbaratı ayrıcalıklı yapan şey, gizlice toplanan bilgiyi kullanması ve karar alıcıların taleplerini zamanında karşılayacak şekilde hazırlamasıdır.”[12]

İstihbarat temel olarak enformasyondan oluşur. Bu bilgi ve enformasyonun akılcı bir şekilde mantık süzgecinden geçirilmesi, sentezlenmesi, ayrıştırılması ve yorumlanarak biçim verilmesi ile ortaya çıkar. Ayrıca istihbarat, planlama, elde etme, karşılaştırma, değerlendirme, öngörüde bulunma, tanımlama, biçimlendirme ve karar verme sürecini oluşturan bir hareket tarzıdır.[13]

Diğer bir görüşe göre de İstihbarat kavramı, bilgilerin toplanması, eldeki bilgilerle karşılaştırılması, elde edilen bilgilerin analiz, birleştirme ve yorumlanması sonucu elde edilen sonuçtur.[14]  İlgili kişilerin elde ettikleri bilgileri işleyerek elde ettikleri yeni bilgiye istihbarat denir.[15] Bununla birlikte istihbarat, bir Ülkenin başka bir Ülke hakkında açık, kanuni bir şekilde haber toplaması olarak da ifade edilebilir.[16]

Yabancı araştırmacılar da istihbarat kavramını şu şekilde ifade etmişleridir: Ülkedeki yıkıcı-bölücü faaliyet ya da dünyadaki siyasi, ekonomik, sosyal ve askeri durumların derinlemesine kavranması için gizli teşkilatlar tarafından toplanan bilginin analiz edilmesi sonucu yürütülen bir faaliyettir.[17] Diğer bir araştırmacı olan Sherman Kent göre ise istihbarat, işlenmiş bilgi, bilgiyi üreten organizasyon ve organizasyonun yürüttüğü faaliyetler olmak üzere detaylı çalışmış, üç farklı şekilde ifade edilen bir kavramdır. Amerikalı CIA ajanı Michael Warner ise İstihbarat kavramını yabancı güçleri anlamak olarak ifade etmiştir.[18]

Yine Eryiğit’in Amerikan istihbarat birimi CIA’da görevli olan Michael Warner’dan alıntıladığına göre “Warnerın “Aranıyor: İstihbaratın tanımı” başlıklı makalesinde, istihbarat tanımı için yapılan girişimlerin nasıl başarısız olduğundan ve bunun nedenlerinden bahsetmektedir. Bugüne kadar İstihbarat terimi, ele alan yazarlar tarafından farklı farklı değerlendirilmiş ve Warner bunları resmi görevliler tarafından yapılan tanımlamalar ve resmi görevi olmayan araştırmacı yazarlar tarafından yapılan tanımlamalar olarak ikiye ayırmış ve bu tanımlamaları incelmeye tabi tutmuştur. İnceleme sonucunda görülmektedir ki bütün tanımlamaların ortak noktası gizliliktir.

İstihbarat faaliyetlerinde gizlilik çok önemlidir çünkü istihbarat, devletler arasında devam eden bir gayret, bir çabadır ve hakkında gerçek aranan düşman ise her zaman buna karşı koymaktadır. Karar vericilerin elinde olan bilgiden eğer düşman haberdar olursa elbette ki buna karşı önlem alabilir ve karar vericinin planladığı eylemlerini etkisiz hale getirebilir. İstihbarat tanımlamaları ile uğraşan araştırmacıların ve devlet görevlilerinin bakış açısı genellikle devlet güvenliğini ilgilendirmektedir ve temel nitelikler de bu minvalde şekillenmiştir.

İstihbarat kavram olarak bütün süreci kapsamasına karşın, yapılan istihbarat faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ürün veya rapor için de “istihbarat” kelimesi kullanılmaktadır. Çeşitli yazılarda karar vericiler için müşteri kelimesi de kullanılabilmektedir.

İstihbarat kavramının tanımlamalarının ifade ettiği ortak özellikler şu şekilde sıralanabilir.

  • İstihbarat tam etkili olmak için gizli verilere ve gizli metotlara dayanmaktadır. Gizlilik en temel niteliktir.
  • İstihbarat faaliyetleri devletin amaçları doğrultusunda devlet tarafından görevlendirilmiş yetkin personel tarafından yürütülür.
  • İstihbarat faaliyetleri genellikle yabancılar, diğer devletler aleyhinde yürütülür. (Eğer hedef içerideki vatandaşlar ise konu kanun uygulayıcıları ilgilendirir.)
  • İstihbarat, bilginin üretim ve dağıtım aşamaları ile de doğrudan bağlantılıdır.
  • İstihbarat devletin, dış güçleri gizli olarak etkilemesini ve yönlendirmesini de içerir. (Eğer bu faaliyetler açık olarak yapılırsa bu istihbarat değil diplomasi olur.)”[19]

Özdağ İstihbarat Teorisi adlı çalışmasında istihbarat ile ilgili farklı tanımlara yer verdikten sonra istihbaratın temel amacının, rakip devletin/kuruluş/birliğin,

  1. Mevcut ve potansiyel rakiplerin kısa ve uzun vadeli niyetlerinin;
  2. Kısa ve uzun vadeli niyetlerini gerçekleştirmek için ne tedbirler aldıklarının,
  3. Bu tedbirleri uygulama güç/yeteneklerinin olup olmadığının tespiti ile yeteneklerin kabul ihtimal derecesinin ne olduğunun belirlenmesidir.[20]

Ayrıca Özdağ hareket ile istihbaratın sağladıklarına göre istihbaratın dört temel özelliğinin ortaya çıktığını, bunların;

  1. Stratejik bir baskın/sürpriz ile karşı karşıya kalınmanın engellenmesi,
  2. Uzun-vadeli bir perspektif ve öngörü sağlanması,
  3. Politika oluşturma sürecine yardımcı olunması,
  4. Bir devletin bilgilerini, ihtiyaçlarını ve yöntemlerini gizlemek olarak tarif etmiştir.[21]

Görüldüğü üzere istihbarat ile ilgili tek bir tanımdan söz etmemiz söz konusu değildir. Ve yine yukarıda değindiğimiz gibi istihbarat kavramı etimolojik bir yaklaşımdan öte bir teknik konu olup gerek özel gerekse kamusal güvenlik için büyük önem arz etmektedir. Diyebiliriz ki istihbarat elde edilen bilginin yetkin kişiler tarafından analiz edilerek karar verici mercilerin yol haritasını belirlemesine yardımcı olan bir bilimdir. Bilginin elde edilişi kadar bunun analiz edilmesi de, bu bilginin fayda ve zarar seviyesini belirleyecektir. Bu yüzden bilginin değer üretebilmesi için bilgiyi işleyenlerin bu yetkinlikte olmaları gerekir.

DÜNYA İSTİHBARAT TARİHİ

 

İstihbarat tarihinin başlangıcı insanlık tarihi kadar eskidir. Zira bilginin gücü ve bu gücün kullanımını öğrenen insanoğlu, geleceği şekillendirebilmek için önceden bilgi sahibi olmaya çalışmıştır. İnsanoğlu bu gücü elde etmek için birçok gizli yöntem kullanmıştır ve birçok büyük zaferde bu istihbari bilginin sayesinde kazanmıştır. İlk casusluk deneyimini, CIA eski ajanı Walter L. Pforzheimer da belirttiği gibi Adem ile Havva arasında casusluk yapan yılanın yaptığı casusluğu sayabiliriz.[22]

İstihbaratçılık tarihin akışını değiştiren olaylarda ve kutsal metinlerde de yer almıştır.   Kapitalist gelişmişlikten önce istihbarat faaliyetleri büyücüler ve din adamları tarafından yürütülmekteydi. Kilise istihbaratı kendi kontrolünde tutarken bu güç sayesinde kendisine muhalif olanları tasfiye etmek için kullanmıştır. Fakat dünyada yaşayan ticari gelişmelerle birlikte istihbarat mesleği kilisenin tekelinden çıkarak halkın da yaptığı bir meslek grubu haline gelmiştir.[23] Kilise kendi egemenlik alanını kaybetmemek için, cadı avı ve aforoz mekanizması için din adamlarını birer istihbaratçı olarak kullanmıştır. Bu neticesinde kilise, derebeyler ve büyük toprak sahipleri arasında büyük çatışmalar meydana gelmiş yüz binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Yine Kilisenin çağrısı üzerine başlatılan haçlı savaşlarında Tapınak Şövalyelerinin yürüttüğü istihbarat çalışmaları sonucu yüz binlerce Müslüman ve Musevi yaşamını kaybetmiştir.[24]

Tarihteki ilk istihbarat servisinin kimler tarafından ne zaman kurulduğu bilmese de istihbari amaçlı ilk resmi çalışmaların Mısır Kralı Tutmosis tarafından kuşatma altındaki Yafa şehrine gizlice ajan gönderdiğini yazan belgelerde öğrenmekteyiz. Kralın bu çalışması sonucu oluşturulan strateji ile şehir ele geçirilmiştir.[25]  Hititlere ait M.Ö 1370 tarihli ilk resmi kayıtta ise Mısır Kralı II.Ramsesin Hititlerin casusluk ve haber alma teşkilatlarının mükemmel ve ani baskın taktiklerinde usta oldukları yazılıdır.[26]

Dünya tarihinde ki bazı olaylar istihbarat çalışması sonucu yön değiştirmiştir. Yunanlıların kaybettiği Truva savaşını tahta bir atın içine askerlerini kale içine sokarak savaşı kazanırlar. Homeros’un Ilyada destanındaki bu olay istihbarat tarihinin önemli olaylarındandır. Yunanlılar klasik savaşla elde edemedikleri zaferi casusluk faaliyeti sonucu kazanmışlardır. Bu olayın anısına kötü amaçlı casus bilgisayar yazılımlar “Trojan” adı verilmektedir.[27]

Yaşadıkları coğrafya ve siyasi çatışmaların pençesindeki Çin tarihin en iyi istihbarat çalışmalarını yapan milletlerinden biri olmuştur. Çin’in ünlü bilgini Sun Tzu “Savaş Sanatı” adlı kitabında bir savaşın en ucuz ve en az kayıpla kazanılmasının yolunu iyi bir istihbarat çalışmasıyla olacağını söylemiştir. Bu çalışmanın da özellikle düşman hakkında bilgisi olan insanlardan sağlanabileceğini söylemiştir. Bunun içinde istihbarat elde etmek için cömert olmanın önemini ifade etmiştir. Casusları beş gruba ayıran Sun Tzu bunları; Yöresel Casuslar, İç Casuslar, Devşirme Casuslar, Hükümlü Casuslar ve Hayatta kalan Casuslar olarak sınıflandırmıştır. Bu beş casus türünü birlikte kullananların başarılı olacağını belirtmiştir.[28] Ayrıca Çinliler Türk akınlarına karşı sürekli bir teyakkuzda bulunmuşlardır ve bunun için özellikle Çinli seyyahlar ve prensesler kullanılmıştır.[29]

Şüphesiz tarihte kurulan en büyük istihbarat örgütlerinden birisi Hasan Sabbah tarafından kurulan ve Haşhaşiler olarak adlandırılan örgüttür. Bu örgüt Bâtıni bir hareket olup fedailerine haşhaş içirdiği için bu şekilde adlandırılmışlardır. Bu örgüt Büyük Selçuk sarayına adam yerleştirecek kadar güçlü bir istihbarat ağına sahipti. Avrupa dillerinde kullanılan ve suikast anlamına gelen “Assassin” sözcüğü “Haşhaşin” kelimesinden gelmektedir.[30] Aynı dönemin Selçuklu veziri Nizamü’l-Mülk istihbarat faaliyetlerinin öneminden bahsetmiştir. Ülkenin düzen ve asayişinin sağlanması ve hükümdarın adil bir yönetim sergileyebilmesi için istihbarat faaliyetinin öneminden bahsetmiştir.[31]

İstihbarat tarihinde Yahudi istihbarat örgütlerinin ayrı bir yeri vardır. Yahudiler, İstihbarat mesleği için kendilerine Tevrat’ı baz alırlar. Zira Tevrat’ta “Rab Musa’ya Kenan diyarında casusluk yapmaları için adam gönder” emrettiğini nakleder.” Tevrat’ta casusluğu öven birçok ayet vardır.[32] Yahudiler yaşadıkları coğrafya nedeniyle hayatta kalabilmek için istihbarat faaliyetlerine çok önem vermişlerdir. İsrail devleti kurulmadan önce birçok Yahudi ajan farklı Ülkelerin istihbarat servislerinde görev almışlardır. İsrail devletin kurulmasına müteakip 1950 yılında MOSSAD kuruldu. MOSSAD başta Mısır olmak üzere Dünya’nın birçok yerinde operasyonlar yapmıştır.[33]

İlk defa Persler tarafından kurulan posta teşkilatı, Sasaniler, Roma, Bizans, Emeviler ve Abbasiler tarafından da kullanıldı. Berid/Barid olarak adlandırılan bu teşkilat Ülke içindeki haberleşmeyi sağlarken istihbari amaçlı olarak da kullanılmıştır. Bu teşkilatlar merkezin emirlerini yerele taşıdığı gibi yerelde vuku bulan olayları merkeze bildirmekteydi. Bu şeklide Ülke içinde bilgi akışı sağlanarak asayişin denetlenmesi sağlanmıştır.[34] İlk organize istihbarat servisinin kim tarafından kurulduğu ile ilgili farklı görüşler vardır. Bunlardan birisi Prusya Hükümdarı Büyük Friedrich olduğu yönündedir. Büyük Friedrich’in sözlü istihbarata çok önem verdiği ve bu yönde çalışmalar yaptırdığıdır. Fakat çağdaş anlamda ilk İstihbarat örgütünün kuruluşu İngiltere’de 1530’lu yıllarda İngiliz Kraliyet gizli servisinin kurulmasıyla olmuştur.[35]

Amerikan ve Fransız ihtilallerinin oluşumunda espiyonaj faaliyetlerinin önemi büyüktür. Ayrıca Fransız ihtilalinin yaydığı faaliyetlerin halk arasında yaygınlaşmasına bağlı olarak istihbarat kendine daha geniş bir alan bulmuştur. I. ve II. Dünya savaşları istihbarat faaliyetlerinin önemini daha da artırmıştır. NATO faaliyetleri çerçevesinde Batı ve Doğu blokları sürekli bir istihbarat faaliyeti içresinde olmuşlardır. Özellikle Soğuk Savaş dönemi bu faaliyetler çeşitliliklerini ve etkinliğini artırmıştır.[36]

  1. yüzyıldaki önemli istihbarat örgütlerinden birisi de şüphesiz Amerikan Merkezi Haberalma Ajansı (CIA) olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri, George Washington’ın zamanından bu yana istihbarat faaliyetleri yürütmüştür ancak bu faaliyetler sadece İkinci Dünya Savaşı sonrasında hükümet çapında eşgüdümleşmiştir. Başkan Franklin D. Roosevelt, New York kenti avukatlarından ve savaş kahramanı olan William J. Donovan’ı, ilk olarak Bilgi Koordinatörü ve daha sonra ABD İkinci Dünya Savaşı’na katıldıktan sonra, 1942’de Stratejik Hizmetler Dairesi (OSS) müdürü olarak atamıştır. CIA’in atası olan OSS stratejik bilgiyi toplamak ve bunu analiz etmekle görevliydi. Ancak, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, OSS birçok harp daireleriyle birlikte kaldırılmış ve işlevleri Dış İşleri ve Savaş Bakanlıklarına devredilmiştir. Başkan Truman’ın, savaş sonrasında bir merkezi istihbarat örgütü ihtiyacını fark etmesi uzun sürmemiştir. Tamamen işlevsel bir istihbarat bürosu oluşturmak için, Truman CIA’yi kuran 1947 Ulusal Güvenlik Yasasını imzalamıştır. Ulusal Güvenlik Yasası, CIA’yi, ülkenin istihbarat faaliyetlerini eş güdümlendirmesi ve ulusal güvenliği etkileyen istihbarat bağlantılarını ortaya çıkararak değerlendirmesi ve yayması için görevlendirilmiştir.

17 Aralık 2004’te, Başkan George W. Bush, istihbarat toplumunu yeniden düzenleyen İstihbarat Reform ve Terörizm Önlem Yasasını imzalayarak Merkezi Haberalma Müsteşarı (DCI) ve Merkezi Haberalma Müsteşar Yardımcısı (DDCI) pozisyonlarını kaldırıp yerine Merkezi Haberalma Teşkilatı Müsteşarı (D/CIA) pozisyonunu yaratmıştır. Bu yasa, aynı zamanda, İstihbarat Toplumu’nu ve Terörizmle Mücadele Ulusal Merkezi’ni denetleyen Ulusal İstihbarat Şefi pozisyonunu yaratmıştır.[37]

TÜRK İSTİHBARAT TARİHÇESİ

 

Çok geniş bir coğrafya ve nüfusa binlerce yıl hükmeden Türklerin bu başarısının altında şüphesiz iyi bir istihbarat ağına sahip olmalarının büyük etkisi vardı. İstihbarat ve istihbarat elemanlarına değişik isimler verilmiş ve bunlar gerek tarihi yazıtlarda gerekse destanlarda belirtilmiştir. Eski Türk devletlerin casus çaşıt/caşut olarak adlandırılmıştır.[38] Bu yazıt ve destanlarda bu özellikle Çinlilerin istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler verilmiştir. İlk Türk devletlerinde özellikle Çine karşı hem istihbarat hem de karşı istihbarat faaliyetleri yürütülmüştür. Özellikle dini casusluk faaliyetleri yürütülürken bu casusluk faaliyeti için Rahipler görevlendirilmiştir. Bu Rahiplerin ana görevi Türklerin din değiştirmesini sağlamaktı. Türkler Orta Asya’dan çıkıp Avrupa’ya doğru yayılınca düşmanlar ve casus profilde değişim göstermeye başlamıştır. Orta Avrupa’ya gelen Türklerin bu seferki düşmanı Papa ve onun Ajanları olmuştur.[39]

İlk Türk Devletleri gibi Büyük Selçuklu Devleti de önemli bir istihbarat örgütü kurmuştur. Selçuklular dış istihbarat ve düşmanlardan daha tehlikeli bir düşmanla karşı karşıyaydı. Bu büyük tehlike Selçuklu sarayının içine kadar girip devlet adamlarına suikast düzenleyebilen ve fedailerden oluşan Haşhaşiler idi. Selçuklular hem posta hem de istihbarat faaliyetlerini yürüten Berid teşkilatı mevcuttu. Bu Teşkilatın başındaki kişiye Sahib-i Berid, sorumlu bakanlığa ise Divan-ı Berid denilmekteydi. Bu teşkilatta görevli kişilerin geniş bir görev tanımı vardı. Ve bu görevlerini ifa ederken farklı meslek gurubunda iş yapmışlardır. Bunun yanında Dış istihbarat görevi elçiler tarafından yürütülmekteydi.[40]

Büyük Selçuklularda olduğu gibi Anadolu Selçuklu Devleti de önemli bir istihbarat örgütü kurmuştur. Yayılma ve kontrol amaçlı olarak kurulan Börü Budun istihbarat teşkilatı birçok tarikat ve dergâhta görev yapmışlardır.[41]

Birçok kaynakta Osmanlı Devletinin Avrupa’yı tanımadığı ve yakından takip etmediği ve dış politika konusunda yanlış tercihlere neden olduğu yazılır. Bunun sebebi Osmanlı istihbarat tarihi ile ilgili akademik çalışmaların eksikliğinden kaynaklanmaktadır.[42]

Osmanlı Devletindeki ilk istihbarat çalışmaları I. Osman tarafından çevresindeki tekfur ve beylere karşı kullanılmıştır.[43] Osmanlıdaki istihbarat çalışmaları Gönüllü, Ulufeli (Ücretli), Dil alma ile Tüccar ve Gezginler tarafından sağlanırdı. Gönüllü casusluk özellikle kuruluş döneminde vatandaşların düşman bölgesine giderek düşman hakkında bilgi alarak fetih hareketini kolaylaştırmalarıdır. Ulufeli (Ücretli) casusluk ise 16.yy’da daha sistematik bir yapı içinde devletin maaş bağladığı casuslar tarafından yürütülen istihbarat çalışmasıdır. Dil alma ise savaşta esir alınan kişilerden bilgi toplanarak düşman hakkında haberdar olmayı ifade eder. Osmanlı devletinin kullandığı bir diğer istihbarat yöntemi de tüccar ve gezginlerin kullanılarak bilgi elde edilmesidir. Gerek yerli gerekse Osmanlı adına çalışan bu kişiler yoğun bir bilgi akışı oluşturmuşlardır.[44]

Fatih döneminde Osmanlı istihbarat teşkilatı yoğun bir çalışma yürütmüştür. Zira Fatih İstanbul’u almak için yoğun bir istihbarat faaliyeti yürütmüştür. Bizans’tan kaçan birçok insandan bilgiler toplanarak İstanbul’un fethinde enformasyon olarak kullanıldı. İstanbul fethinden sonrada bu istihbari faaliyetler özellikle Avrupa’da yoğunlaşmıştır. Fatih gibi kardeşiyle taht mücadelesine giren II. Beyazıd‘ta kendi döneminde yoğun bir istihbarat çalışması yapmıştır. Kardeşinin Vatikan’a sığınması ve taht için savaşması nedeniyle II. Beyazıd hem kardeşine karşı hem de diğer düşmanlarına karşı istihbarat çalışması yürütmüştü. Yavuz Sultan Selim ise doğuda baş gösteren Safevi tehdidin karşı çalışmalar yürüttü. Ayrıca Mısırın fethi içinde aynı çalışmalara devam etti.[45]

Osmanlı’nın duraklama döneminde istihbarat faaliyetleri daha organize ve kurumsal hale gelmiştir. Zira düşmanın niteliği ve sayısı değişmiştir. Yükselme döneminden farklı olarak Osmanlı devleti kendisi için bir tehdit haline gelen Yeniçerilerle de uğraşmak zorunda kalmıştır. III. Selimin tahtan indirilmesi ve II Mahmut’un tahta çıkarılmasında etkilerini göz önüne alan Padişah Yeniçerilere karşı istihbarat faaliyetleri yoğunlaştırmıştır. Ayrıca bu dönemde muhalif hareketlere karşıda istihbarat yürütüldü.[46]

Şüphesiz Osmanlı tarihindeki en büyük ve etkili istihbarat ağını kuran kişi II. Abdülhamid olmuştur. II.Abdülhamid Meclisi feshettikten sonra oluşturduğu yönetim anlayışına karşı çıkan bir muhalif hareket başlamıştı. Bu muhalif hareket hem Osmanlı devletinin içinde hem de Avrupa’da yoğun bir faaliyet içinde olmuşlardır. Buna karşın II. Abdülhamid hem bu muhaliflere karşı hem de diğer düşmanlarına karşı 1880 yılında Yıldız Hafiye Teşkilatı adıyla direk olarak kendisine bağlı bir istihbarat örgütü kurdu.[47] II. Abdülhamid kendisine karşı yapılan suikast girişimlerinin arkasında İngiltere ve Mason localarının olduğundan şüphelenmiş bu yüzdende güvenlik ve istihbarat faaliyetlerini artırmıştır.[48] Yıldız Hafiye Teşkilatı II. Abdülhamid tarafından tahta kaldığı süre boyunca çok etkili bir şekilde kullanılmıştır. II. Meşrutiyetin ilanından sonra Osmanlı Bakanlar Kurulu olan Meclisi Vükela tarafından 29 Temmuz 1908 tarihinden çıkarılan bir kararname ile kapatıldı.[49]

Yıldız hafiye Teşkilatının kapatılması sonucu oluşan boşluk neticesinde Balkan savaşlarında Osmanlı devleti büyük bir zafiyet göstermiştir. Bunun neticesinde Enver Paşa yeni bir teşkilat kurulmasına karar verdi.[50] Kurulan teşkilatın ismi Teşkilat-ı Mahsusa olacaktı. Bu teşkilatın isim babası Veteriner Miralay(Albay) Rasim bey’dir.[51]

Teşkilatın yükselişi ve sonlandırılışının bir nevi I. Dünya Savaşı’ndan Osmanlı’nın durumu ile birlikte Enver Paşa ve İttihatçıların varlıkları ve fikirlerinin yükseliş ve sonu ile de ilişkili olduğu rahatlıkla söylenebilir.[52] Bugün ki MİT’tin temeli olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın amaçları;

  1. Pantürkizm ve Panislamizm akımlarından dolayı kaybedilen toprakların geri alınması
  2. Devletin savaş içinde toprak kaybetmesini engellemek, imkân olursa yeni topraklar kazanmak
  3. Devlet içindeki ihanet odaklarının bulunup etkisiz hale getirmek
  4. Yabancı istihbarat birimlerinin faaliyetlerine karşı koymak
  5. Gerektiği noktada sabotaj, operasyon ve propaganda yapmak
  6. Teşkilat; hızlı organize olma, güçlü ve sağlam bir istihbari ağ kurarak bilgiyi zamanında alma ve zamanında müdahale etme amacındadır.[53]

I.Dünya Savaşı sırasında çok geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren teşkilat Enver Paşanın Harbiye Nazırı olmasıyla daha etkin bir konuma gelmiştir. Özellikle Afrika ve Orta Doğu’da İngilizler karşı büyük bir mücadele yürüten teşkilat Bahriye Nazırı Müşir İzzet Paşa’nın isteği ile son başkanı Hüsamettin Ertürk tarafından faaliyetlerine son verilmiştir.[54]

Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaş’ında yenik ayrılmasından sonra dağılan Teşkilat-ı Mahsusa’nın yerine farklı birçok istihbarat örgütü kurulmuştur. Bu örgütler kurtuluş savaşında etkin rol almışlardır. Kasım 1918’de “Karakol Cemiyeti”, 16 Mart 1920 İstanbul işgalinden sonra Hamza Grubu(adı Fellah Grubu olarak değişti) ve Müsellah Müdafaa-i Milliye Grubu (adı MİM MİM olarak değişti) kuruldu. Dağınık ve koordinasyonsuzluklarını gidermek için 1920 yılında Genelkurmay Başkanlığı tarafından “Askeri Polis Teşkilatı” kuruldu. 1926 yılına kadar istihbarat faaliyetleri Genelkurmay Başkanlığı Haber Alma Şubesi tarafından yürütülmekteydi. 1926 yılında Atatürk’ün Genelkurmay Başkanı Fevci Çakmak’a verdiği yetki ile Türkiye Cumhuriyetini ilk resmi teşkilatı olan “Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti” olan MAH kuruldu.[55] Bu teşkilat Ankara merkez olmak üzere İstanbul, İzmir, Adana, Diyarbakır ve Kars’ta bürolar açmıştır. Dış istihbarat çalışmalarının düzenlenmesi için Alman Genelkurmay İstihbarat servisinde I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında servis başkanlığı yapan Albay Walther Nicolai Türkiye’ye davet edildi. Nicolai’nin çalışmaları sonucu dış istihbarat görev alacak personelin Almanya’da eğitime alınması kararlaştırıldı. Böylece söz konusu personel Almanya’da eğitimi tamamlayarak göreve başladı. MAH 6 Temmuz 1965 yılında çıkarılan bir yasa ile tasfiye edilerek yerine 644 sayılı yasayla Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kurulmuştur.[56]

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Sonuç olarak bilginin en büyük güç olduğunu vurgulamak gerekmektedir. Globalleşen dünya da bilgiyi elinde tutabilen ülkeler güce sahip olmaktadırlar. Bilginin temel kaynaklarından biri de istihbarat çalışmalarıdır. Bu nedenle Dünya’daki belirli istihbarat birimleri tarafından istihbarat faaliyetlerine büyük yatırımlar yapılmaktadır. Türk tarihi boyunca istihbarat faaliyetlerine çok büyük önem verilmiş ve bunun sunucu olarak da bulundukları coğrafya da her zaman Türkler en büyük güç olma kudretini ellerinde tutmuşlardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

AYDIN Nurullah, Osmanlı İmparatorluğunda İstihbarat, Parola Yayınları, İstanbul, 2015.

AYDIN Nurullah, İstihbarat ve İstihbaratçı, Parola Yayınları, İstanbul, 2015.

BAL İhsan, Alacakaranlıkta Terörle Mücadele ve Komplo Teorileri, USAK Yayınları, Ankara,2006.

ERYİĞİT Serkan, Genel İstihbarat- Suç İstihbarat Ayrımı: Türk Hukukunda Suç İstihbaratı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, İstanbul, 2014.

GÜR Emre,  Abdülhamit Döneminde Osmanlı İstihbarat Ağı (1876-1909) Yayınlanmamış Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, 2008.

GÜVEN Ertuğrul, Stratejik istihbarat, Asam Yayınları, Ankara, 2006.

HİÇYILMAZ Ergun, Teşkilatı Mahsusa’dan Mit’e, Varlık Yayınları, İstanbul, 1990.

İLTER Erdal, Milli İstihbarat Teşkilatı Tarihi, MİT Yayınları, Ankara, 2002.

İRİNESİL Kemal, MAH’tan MİT’e Geçiş Süreci ve SonrasındaYaşanan Gelişmeler, Teşkilat-ı Mahsusa’nın 100.Yılında Türk İstihbaratı, Ed. Ümit Özdağ, Merve Önenli Güven, Kripto Yayınları, Ankara, 2015.

JOHNSON L.K., Handbook of Intelligence Studies, Routledge, USA, 2007.

KARABEKİR Kazım, Gizli Harp – İstihbaratı, Kamer Yayınları, İstanbul, 1998.

NİZAMÜ’L Mülk, Siyasetname, Çev. Mehmet Taha Ayar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 1941 Teknik İstihbarat İlişkisi, Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2014.

ÖZDAĞ Ümit/GÜVEN Merve Önenli, Teşkilat-ı Mahsusa’nın 100.Yılında Türk İstihbaratı, Kripto Yayınları, Ankara, 2015.

ÖZDAĞ Ümit, İstihbarat Teorisi, Kripto Yayınları, Ankara, 2015.

RATCLİFFE Jarry, “İstihbarat Odaklı Polislik” Suçla Mücadele ve Güvenlik Klasik ve Çağdaş Metinler, Ed. Serkan Altuntop, Ankara, 2015.

SUN Tzu, Savaş Sanatı, Çev.:Adil Demir, Kastaş Yayınevi, 2008.

ŞİMŞEK Pınar, Türk İstihbaratında Teşkilat-ı Mahsusa’nın Yeri ve Türk, Rus, İngiliz ve İsrail İstihbaratBirimlerindeki İlk Modern Teşkilata Geçişin Bir Karşılaştırması, Teşkilat-ı Mahsusa’nın 100.Yılında Türk İstihbaratı, Ed. Ümit Özdağ, Merve Önenli Güven, Kripto Yayınları, Ankara, 2015.

URHAL Ömer, Kamu Güvenliği Açısından İstihbarat Ve Suç Örgütleri, Adalet Yayınevi, Ankara, 2008.

YAKIN Aziz, İstihbarat Casusluk ve Casuslukla Mücadele, Dışişleri Akademisi Yayınları, Ankara, 1969.

YILMAZ Sait, 21. Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat, Alfa Yayınları, İstanbul, 2011.

 

İNTERNET KAYNAKLARI

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.5bb8c8735892e8.89810310 (Giriş tarihi 07/10/2018)

https://www.cia.gov/tr/about-cia/history-of-the-cia

[1] İstanbul Barosu Avukatı.

[2] Ratcliffe Jarry, “İstihbarat Odaklı Polislik”,  Suçla Mücadele ve Güvenlik Klasik ve Çağdaş Metinler, Ed. Altuntop Serkan, Ankara, 2015,  s.31

[3] İlter Erdal, Milli İstihbarat Teşkilatı Tarihçesi, MİT Yayınları, Ankara, 2002, s.1

[4]http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.5bb8c8735892e8.8910310 (Giriş tarihi 07/10/2018)

[5] Özdağ Ümit, İstihbarat Teorisi, Kripto Yayınları, Ankara, 2015, s.29

[6] Aydın Nurullah, İstihbarat ve İstihbaratçı, Parola Yayınları, İstanbul, 2015, s.15

[7] İlter, a.g.e. s.1

[8] Urhal Ömer, Kamu Güvenliği Açısından İstihbarat Ve Örgütlü Suçlar, Adalet Yayınevi, Ankara, 2008, s.179

[9] Karabekir Kazım, Gizli Harp-İstihbarat, Kamer yayınları, İstanbul, 1998, s.23

[10] Bal İhsan, Alacakaranlıkta Terörle Mücadele ve Komplo Teorileri, USAK yayınları, Ankara, 2006,s.67

[11] Özdağ, a.g.e. s.31

[12] Özdağ. a.g.e. s.31

[13] Aydın, a.g.e. s.18

[14] Güven Ertuğrul, Stratejik İstihbarat, Asam Yayınları, Ankara, 2006, s.4

[15] Yılmaz Sait, 21. Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat, Alfa yayınları, İstanbul, 2011, s. 85

[16] Yakın Aziz, İstihbarat Casusluk ve Casuslukla Mücadele,  Dışişleri Akademisi Yayınları, Ankara, 1969, s.22

[17] L.K. Johnson, Handbook of Intelligence Studies, Routledge, USA, 2007, s.1.

[18] Eryiğit Serkan, Genel İstihbarat-Suç İstihbarat Ayrımı: Türk Hukukunda Suç İstihbaratı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, İstanbul,2014, s.10

[19] Eryiğit, a.g.e. s.11-12

[20] Özdağ. a.g.e. s.32

[21] Özdağ, a.g.e. s.32-33

[22] Aydın, a.g.e s.101

[23] Urhal, a.ge. s.184

[24] Aydın, a.g.e. s. 103

[25] Urhal, a.ge. s.185

[26] Aydın, a.g.e. s.103

[27] Aydın, a.g.e. s.105

[28] Sun Tzu, Savaş Sanatı, çev. Adil Demir,Kastaş Yayınevi, 2008, s.154

[29] Aydın, a.g.e. s.106

[30] Aydın, a.g.e. s.107

[31] Nizamü’l-Mülk, Siyasetname, çev. Mehmet Taha Ayar, Türkiye İş Bankası Kültür yayınları, İstanbul, 1941 s.85-86

[32] Aydın, a.g.e. s.106.

[33] Aydın, a.g.e. s.1077

[34] Aydın, a.g.e. s.109

[35] Urhal, a.g.e. s.186

[36] Urhal, ag.e. s. 186-187.

[37] https://www.cia.gov/tr/about-cia/history-of-the-cia

[38] Urhal, a.g.e. s. 189

[39] Aydın, a.g.e. s.112

[40] Urhal, a.g.e. s. 190

[41]Aydın, a.g.e. s.114

[42] Gür Emre, Abdülhamit Döneminde Osmanlı İstihbarat Ağı (1876-1909) yayınlanmamış Doktora tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, 2008, s.28

[43] Urhal, a.g.e. s. 191

[44] Aydın Nurullah, Osmanlı İmparatorluğu’nda İstihbarat, Parola Yayınları, İstanbul, 2015, s.76-79

[45] Aydın, a.g.e s.84-88

[46] Aydın, a.g.e. s.94-99

[47] Urhal, a.g.e. s.193

[48] Gür, a.g.e. s.215-216

[49] Urhal, a.g.e. s.193

[50] Urhal, a.g.e. s.193

[51] Hiçyılmaz Ergun, Teşkilat-ı Mahsusa’dan Mit’e, Varlık Yayınları, İstanbul, 1990, s.15

[52] Şimşek Pınar, Türk İstihbaratında Teşkilat-ı Mahsusa’nın Yeri ve Türk, Rus, İngiliz ve İsrail İstihbarat Birimlerindeki İlk Modern Teşkilata Geçişin Bir Karşılaştırması, Teşkilat-ı Mahsusa’nın 100. Yılında Türk İstihbaratı, Ed. Ümit Özdağ/Merve Önenli Güven, Kripto Yayınları, Ankara, 2015, s.13

[53] Şimşek, a.g.e. s.14-15

[54] Urhal, a.g.e. s. 194

[55] İrinesil Kemal, MAH’tan MİT’e Geçiş Süreci ve Sonrasında Yaşanan Gelişmeler, Teşkilat-ı Mahsusa’nın 100. Yılında Türk İstihbaratı, Ed. Ümit Özdağ, Merve Önenli Güven, Kripto Yayınları, Ankara, 2015, s194-195

[56] Aydın, İstihbarat ve İstihbaratçı, s.123

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?