• DOLAR
    $1.900,7000
  • EURO
    $0,5852
  • ALTIN
    $31.641,9600
  • BIST
    $119,0200
Av. Pakize DUVARCI
Av. Pakize  DUVARCI
mail.gizlidir@adaletmedya.net
İstanbul Sözleşmesi Yaşatır
  • 10 Ocak 2021 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”; 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan, bu nedenle de “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen uluslararası bir sözleşmedir. İlk imzacı ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğu ve 2012 Mart ayında tüm partilerin destekleyerek TBMM’nin onayladığı bu sözleşmeye dayalı olarak hazırlanan 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” da kadınların şiddetten korunmasının güvencesidir. Ayrıca, Anayasa’nın madde 90/5 uyarınca, İstanbul Sözleşmesi bizim için kanun hükmündedir; İstanbul Sözleşmesi ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda, İstanbul Sözleşmesi hükümleri esas alınır.

İstanbul Sözleşmesinin amacı nedir?

Sözleşme’nin 1. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere sözleşmenin amacı;

  • Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak
  • Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dâhil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak
  • Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak
  • Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak
  • Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamaktır.

İstanbul Sözleşmesinde yer alan “kadının beyanının esas” alınması ne demektir?

Toplumda “kadının beyanı” olarak sıklıkla ifade edilen konu, gerçekte şiddet mağdurunun beyanıdır. Şiddet mağduru kadın olabileceği gibi erkek de olabilir. Ayrıca bu kısım İstanbul Sözleşmesinde değil 6284 sayılı kanunda geçmektedir. Mağdurun beyanının esas alınması 6284 Sayılı kanun gereğince yalnızca, mağduru ölüm ve şiddet tehdidinden koruma amacıyla geçici olarak verilen tedbir kararlarında geçerlidir.

Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet :Kadınlara yalnızca kadın olmalarından dolayı uygulanan ve kadınları orantısız biçimde etkileyen şiddettir.(madde: 3/c )

Taraf devletler ,İstanbul Sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasında ve etkilerinin değerlendirilmesinde; toplumsal cinsiyet bakış açısına yer vermeyi,kadın erkek eşitliği ve kadınların güçlendirilmesine yönelik etkili politikalar geliştirmeyi ve uygulamayı taahhüt etmişlerdir. (madde.6)

Taraf devletler ,kadının aşağılığı iddiasına veya kadın erkek için kalıp rollere dayanan ön yargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve tüm diğer uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla kadın ve erkeklere ilişkin toplumsal ve kültürel davranış modellerinde değişim sağlamak için gerekli tedbirleri alacaklardır. (madde:12/1 )

Taraf devletlerin ,bu suçların, mağdur tarafından bildirilmesi veya Şikayette bulunulmasına bağlı olmamasını mağdur şikayetini veya ifadesini geri alsa bile kovuşturmanın devam etmesini sağlama yükümlülüğü vardır. (madde:55)

Kültür ,gelenek ,görenek ,din gerekçesiyle işlenen suçlarda haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulanamaz. Çünkü taraf devletlerin; işbu sözleşme kapsamında yer alan herhangi bir şiddet eyleminin gerçekleşmesini müteakiben başlatılan cezai işlemlerde kültür, gelenek, görenek, din veya sözde “namus”un bu eylemlerin gerekçesi olarak görülmemesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alma yükümlülüğü vardır. (madde:42)

FİZİKSEL ŞİDDET TECAVÜZ DAHİL CİNSEL ŞİDDET ZORLA EVLİLİK ZORLA KÜRTAJ ZORLA KISIRLAŞTIRMA ve bu eylemlere yardım ve yataklık da SUÇTUR! (madde: 33)

TEHDİT veya ZORLAMA YOLUYLA PSİKOLOJİK BÜTÜNLÜĞÜ BOZAN EYLEMLER SUÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLMEK ZORUNDADIR.

Taraf devletler; tehdit veya zorlama yoluyla kişinin psikolojik bütünlüğüne ciddi biçimde zarar veren kasıtlı eylemlerin cezai suçlar olarak değerlendirilmesini sağlamak üzere hukuki veya diğer tedbirleri almakla yükümlüdürler. (madde: 32 )

CİNSEL TACİZ karşısında kanunlarımız ve İstanbul Sözleşmesi kapsamında HAKLARINIZI ARAYABİLİRSİNİZ. Taraf devletler; bir kişinin onurunu zedelemek amacıyla veya böyle bir etkiyle istenmeyen sözlü veya fiziksel olarak cinsel nitelikte davranışta bulunmayı, bunların özellikle de tahrik edici, düşmanca, küçük düşürücü, yüz kızartıcı ve kırıcı bir çevre yaratarak yapılmasını cezai ve diğer yaptırımlara tabi kılmak üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri alacaklardır. (madde: 40 )

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ile; ŞİDDET EYLEMLERİNDE ARABULUCULUK VE UZLAŞTIRMA DA DAHİL ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM SÜREÇLERİ YASAKLANMIŞTIR. (madde: 48)

ZORLA GERÇEKLEŞTİRİLEN EVLİLİKLERİN İPTALİNİ SAĞLAYABİLİRSİNİZ!

Hak aramak ve haklarınızı korumanın size mali veya idari bir yük getirmemesini sağlamak, devletin görevi ve sorumluluğundadır. Taraf devletler; zorla gerçekleştirilen evliliklerin mağdura mali veya idari bir yük getirmeksizin feshini, iptalini ve sonlandırılmasını sağlamak üzere gerekli hukuki ve diğer tedbirleri almakla yükümlüdür. (madde: 32 )

EVEBEYN HAKLARI SONLANDIRILABİLİR!

Şiddet tehlikesine karşı çocuğun yüksek yararı gerektirdiğinde; Taraf devletler; mağdurun güvenliğini de içerebilen, çocuğun yüksek yararının başka hiçbir şekilde garanti altına alınamaması durumunda, ebeveyn hakkının elinden alınması için gerekli yasal düzenleme ve tedbirleri almakla yükümlüdür.(madde: 45 )

GREVIO Türkiye’ye Dair İlk Raporu

Sözleşmenin taraf ülkelerde uygulanmasını izleyen GREVIO, Türkiye raporunu 15 Ekim 2018’de yayınladı. GREVIO’nun hazırladığı değerlendirme raporunda, Türkiye’nin sözleşmeyle uyum sağlamak için kanuni düzenlemeler yapması takdirle karşılansa da mağdurların korunması konusunda Türkiye’nin çabasının yetersiz olduğu dile getirildi. Bunun yanı sıra raporda, kamu politikalarının kadına yönelik şiddet üzerindeki etkilerinin bütüncül ve derinlemesine değerlendirilmediği de belirtildi. Ayrıca rapora göre; Türkiye’de kadına yönelik şiddet ile mücadeleyi zayıflatan unsurlardan biri, kadınlara yüklenen annelik ve bakıcılık gibi geleneksel rollere öncelik verilmesi. GREVIO, Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin resmi verilerin bulunmamasına ise ayrıca dikkat çekti.

Bununla birlikte, İstanbul Sözleşmesi’nin Türkçe çevirisi çokça eleştiriliyor. Örneğin Sözleşme’nin orijinal metinde yer alan “domesticviolence”, Türkçe çevirisinde “ev içi şiddet” yerine “aile içi şiddet” olarak geçiyor. Ancak sözleşmenin Türkçe halinde her ne kadar “aile içi şiddet” kavramı kullanılsa da birçok kadın kuruluşu, gazeteci ve akademisyen “ev içi şiddet” nitelemesini tercih ediyor.

 

Son olarak ;

Neden mi İstanbul sözleşmesi yaşatır ? Çünkü henüz 2021 yılına yeni girmişken ;

Selma Taşkömür 1 Ocak  2021’de Bursa’da , 2 Ocak 2021’de Muğla’da Kristina Novitsk, Kırşehir’de Vildan İnce ,3 Ocak 2021’de Aslıhan Dal Ankara’da ,5 Ocak 2021’de  Sevda Kösecik Kocaeli’de , 6 Ocak 2021’de Mersin’de Ayşe Yaylan , Selma E. İzmir’de  ,7 Ocak 2021’de Hatice Soysal İstanbul’da katledildi.2020 yılında  388 kadın vahşice katledildi.

Son yıllarda kadınlara yönelik saldırılar çeşitli boyutları ile artıyor. Sözlü ve fiziksel şiddete uğrayanların ,tecavüz ve tacize uğrayanların sayısı değil yukarıdaki sayılar.Vahşice öldürülen kadınların sayısı.İstanbul sözleşmesini imzalayan ilk ülke olmakla övünsek de uygulamıyoruz.Kadının güçlenmesini ,kadının bilgilenmesini ,kadının var olmasını bile istemeyenler var. Emine Supçin’in de dediği gibi ‘Cehaletin tek korkusu kadındır çünkü kadın öğrenirse, çocuklarına da öğretir.’

Av.Pakize Duvarcı

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads
– Resmi Twitter Hesabımız