• DOLAR
    7,7238
  • EURO
    9,0578
  • ALTIN
    470,37
  • BIST
    1,1744
Av. Sedef KOCAKAPLAN
Av. Sedef  KOCAKAPLAN
mail..gizlidir@adaletmedya.net
Hekimin Hizmetten Çekilme ve Hastayı Reddetme Hakkı
  • 26 Ocak 2020 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Doktorun Hastayı Muayene Etmeme Hakkı (Doktorun Hastayı Reddetmesi)

Hekimlik mesleği, hastaya karşı yüksek oranda yükümlülük içeren bir meslek grubu olmasının yanı sıra; hekim açısından da elbette ki koruyucu olarak niteleyebileceğimiz bir takım hak ve düzenlemeleri içermektedir. Bu kapsamda hekimin sahip olduğu ve sıklıkla tartışma konusu olarak gündeme gelen başlıca haklarından biri; ‘hastayı reddetmeşeklinde tanımladığımız ‘Hizmetten Çekilme’ hakkıdır.

Hizmetten Çekilme hakkının kapsam ve sınırları, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü, Çalışan Güvenliği Genelgesi ve Hekimlik Mesleği Etik Kuralları ile düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ile hekime belirli koşullar altında hizmetten çekilme ve başlamış olduğu tedaviyi yarım bırakma hakkı tanınmaktadır. Elbette ki bu hak sınırsız olarak tanınmamıştır ve belirli koşulları sağladığı takdirde hekim tarafından kullanılabilmektedir.

Buna göre;

  • Mesleki ve şahsi nedenler
  • Konsültasyona bağlı nedenler
  • Şiddete dayanan nedenler

Olmak üzere belirtilen üç vaziyet,  doktorun tedaviden çekilme hakkını kullanmasına olanak sağlamaktadır.Bununla birlikte konsültasyon mesleki nedenlerin; şiddet ise şahsi nedenlerin alt başlığı olarak düşünülebilir. Detaylı olarak açıklayacak olursak;

Mesleki nedenlere somut bir örnek olarak, hekimin hastanın ihtiyaç duyduğu tedavi konusunda yeterli donanıma ve uzmanlık becerisine sahip olmaması gösterilebilir. Tıbbi teçhizat yetersizliği de bu kapsamda sayılabilmektedir. Bu hallerde hekimin hastayı reddetme yahut başladığı tedaviyi bırakma hakkı bulunmaktadır.

Şahsi nedenlerden anlaşılması gerekenin ne olduğu ise, ucu açık ve oldukça geniş yorumlanabilecek bir başlık olmasına rağmen mevzuatta açıkça düzenlenmemiştir. Bununla birlikte şahsi nedenlere; hastanın dininin, ırkının, cinsiyetinin, ideolojisinin ve benzeri tercihlerinin yahut farklılıklarının örnek olarak gösterilemeyeceği aşikârdır.  Burada anlaşılması gereken ve kıstas olarak kabul edilebilecek husus, hekimin iç dünyasındaki değişikliklerin, hareketliliğin ve benzer diğer unsurların; objektif olarak uygulayacağı tedaviyi mümkün kılmaması yahut olması gereken tedavi formundan uzaklaştırmasıdır. Dolayısı ile tedaviye verilecek olan ve kaçınılmaz bir zarar söz konusu ise, şahsi nedenler hastayı reddetmek için makul sayılabilecektir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere, son derece ucu açık bir kavram olan ‘şahsi nedenler’ sebebi ile hastayı reddetme hallerinin her biri kendi bağlamında özel olarak değerlendirildikten sonra doğru yahut yanlış bir sonuca varılması mümkündür. Mevzuatta açık bir belirleme yapılmadığı için, özellikle bu sebeple yargıya taşınan bir uyuşmazlığın hukuk nezdinde nasıl bir karara bağlanabileceğini net olarak öngörebilmek ziyadesi ile güçtür.

Mesleki ve şahsi nedenlerle hizmetten çekilecek olan hekim, hastaya bildirimde bulunduktan ve başka bir hekimin sağlık hizmeti sunması için gerekli imkânın sağlanmasından sonra bu hakkını kullanabilecektir. Tedaviye devam edecek olan hekimin o an için hazır hale getirilmesi ve hastaya bu konuda olanak sağlanması, hastayı reddedecek olan hekimin sorumluluğundadır.

Doctor introduces patient signing on medical records before treat illness in hospitalmm, healthy concept

İstisnalar:

Mesleki ve şahsi nedenler gerçekleşmiş olsa dahi; hekim acil yardımda, resmi bir görevi ifa ederken (kamu görevi) ve insani bir vazifeyi yerine getirirken hizmetten çekilme hakkını kullanamamaktadır. Bu üç durum, hakkın kullanılmasını engelleyen nedenler olarak düzenlenmiştir.

-Acil yardımlarda, hastanın yaşam hakkına tanınan üstünlük sebebi ile hekimin hastayı reddetme hakkına istisna getirilmiştir. Burada durumu acil kılan hastanın yalnızca ölüm tehlikesinde olması değildir; aynı zamanda ciddi bir yaralanma ve hastalık gibi yakın tehlikeler mevcut ise; -ister acil yardım servisinde olsun ister başka bir yerde- hekim hastayı reddetme hakkını kullanamayacaktır. Vaziyetin acil olup olmadığının belirlenmesi için ise hekimin hastayı ön muayeneye tabi tutması gerektiği Yargıtay kararları ile içtihat edilmiştir.

-Resmi görevin ifası ise, hekimin bir kamu görevini yürütmek üzere faaliyet göstermesi anlamını taşımaktadır. Dolayısı ile devlet hastanelerine, aile hekimliklerine ve benzer devlet idarelerine bağlı çalışan hekimler, mesleki ve şahsi nedenlerle hizmetten çekilme haklarını kullanamamaktadırlar.

-İnsani vazifenin yerine getirilmesi halleri; hekimin mesai dışında, sözleşmeye yahut iş görme yükümlülüğüne bağlı olmasa dahi tıbbi müdahale gerektiren hallerde hekimlik hizmeti sunması gerekliliğine karşılık gelmektedir. Sokakta, alışveriş merkezinde yahut uçakta meydana gelen ve hekimin şahitlik ettiği acil vakalar bu kapsamdadır.

Belirtmiş olduğumuz bu istisnai durumlar, hekimin hizmetten çekilme hakkını ortadan kaldırmaktadır.

Konsültasyon ise, hekimin tedavi sırasında tek başına üstesinden gelemediği vakalarda başka bir hekimden bilimsel, tıbbi ve teknik yardım istemesi durumuna karşılık gelmektedir. Hekimin bu ihtiyacının hasta tarafından kabulü gerekmektedir. Hasta hekimin bu isteğine olumsuz yanıt verdiği takdirde, hekim tedaviyi bırakma hakkını kullanabilecektir. Bu hallerde hekimin hastayı bilgilendirmesi ve tedaviye başka bir hekimin devam etmesini sağlayacak koşulları oluşturması; çekilme hakkını kullanabilmesi için zorunlu birer ön koşuldur.

Son olarak hekim, şiddet hallerinde de hastayı reddetme hakkına sahip bulunmaktadır. Maalesef ki ülkemizde sağlık personellerinin şiddet olaylarına sıklıkla maruz kaldıkları bilinen talihsiz bir gerçektir.  Bu duruma istinaden, hekimin şiddet sebebi ile hizmetten çekilme hakkına da mevzuatta açıkça yer verilmiştir ve şiddetin kapsamı da bu meyanda geniş tutulmuştur. Buna göre hasta, hasta yakınları ya da diğer herhangi bir bireyden gelen, sağlık çalışanı için risk oluşturan; tehdit davranışı, sözel tehdit, fiziksel saldırı ve cinsel saldırıdan oluşan durumların tamamı şiddet kapsamındadır ve hekim tüm bu hallerde; eylem gerçekleşmese dahi gerçekleşme tehdidi var ise hizmetten çekilme hakkını kullanabilmektedir. Burada çekilme hakkı yalnızca hekime değil; tüm sağlık personeline verilmiştir. Ayrıca şiddetin yalnızca hastadan değil; yakınlarından yahut herhangi bir bireyden gelmiş olması da hekime ve diğer sağlık personeline çekilme hakkını vermektedir.

Çalışan Güvenliği Genelgesi’nin 6. maddesi, “Sağlık çalışanları, sağlık hizmeti sunumu esnasında şiddete uğraması halinde, acil verilmesi gereken hizmetler hariç olmak üzere hizmetten çekilme talebinde bulunabilir”. Şeklindedir. Genelge hükmünden anlaşılacağı üzere, şiddet sebebi ile çekilme hakkının tek istisnası acil bir durumun mevcudiyetidir. Acil bir durum olmadığı müddetçe hekimlerin tamamı hizmetten çekilme hakkını kullanabilmektedir.

Şiddet sebebi ile çekilme hakkının kullanılması usulü; diğer çekilme nedenlerinden tamamen farklı olarak düzenlenmiştir. Şöyle ki, hekim bu durumda çekilme hakkını doğrudan ve münhasıran kullanamamakta; çalıştığı ilgili kurumun üst yöneticisinden çekilme hakkını talep edebilmektedir. Dolayısı ile karar verme yetkisi hekimde değil; üst yöneticidedir. Oysaki diğer çekilme hallerinde belirttiğimiz üzere, hekim bu hakkı herhangi bir merciden yahut kişiden muvafakat almadan şahsen kullanabilmekte idi. Şiddet hallerinde ise görüldüğü üzere farklı bir düzenlemeye gidilmiştir ve hekim sadece hizmetten çekilme talebinde bulunmaya yetkili kılınmıştır. Hekim, hizmetten çekilme talebini kurum tarafından belirlenen yöneticiye sözlü veya yazılı olarak bildirecek; üst yönetici ise bu talebi derhal değerlendirerek talebin yerinde olup olmadığı konusunda bir kanaat getirecektir. Hizmetten çekilme talebinin uygun bulunması halinde hekim tedaviyi sürdürmeyecektir. Bu durumda hasta yine kaderine terk edilmeyecektir; üst yönetici hastanın tedavisinin sağlanması yahut devamı için uygun bir doktor görevlendirmesi yapmak mecburiyetindedir. Bu zorunluluk hasta haklarının bir gereğidir.   Aksi durumda; yani hekimin çekilme talebinin reddi halinde ise hekim tedaviyi sürdürmekle yükümlü olacaktır.

Şiddet hallerinde hekimi korumak üzere, Çalışan Güvenliği Genelgesinde yer alan “beyaz kod” uygulaması da sıklıkla kullanılmaktadır.Bu düzenlemeye göre sağlık kuruluşunun yöneticisi hekimin korunmasını sağlayacak, güvenliğini sağlayacak ve hukuka aykırı saldırıları sonlandıracak her türlü tedbiri alma ve ivedi olarak uygulamakla yükümlüdür. Hekime şiddet uygulayan hastanın yahut kişilerin hukuki ve cezai sorumluluğunun bulunduğu da unutulmamalıdır.

Hekimin çekilme hakkının kullanılabilmesi için gerekli koşullar ve çekilme hakkının kullanılmasına ilişkin usuller, mevzuat temelinde yazımızda belirtildiği şekildedir. Bu hallerin dışında uygulanacak her türlü çekilme hali hukuka aykırılık teşkil edecektir. Örneğin hekimin kişisel yahut mesleki nedenlerle çekilme hakkını kullanmak istemesi halinde tedaviye devam edecek başka bir hekim bulmasının ve hastayı bu konuda bilgilendirmesinin zorunlu olduğunu izah etmiştik. Hekim çekilmek için gerekli koşullar oluşmasına rağmen; hastayı bilgilendirmemişse yahut baka bir hekime yönlendirmeden çekilme hakkını kullanmış ise çekilme hakkı hukuka aykırı olacaktır. Bu hukuka aykırılık durumu ise gerek cezai gerek idari gerekse de hukuki yaptırımları gündeme getirecektir. Ayrıca hizmetten çekilme hakkı hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığında, tıbbi uygulama hatası (tıbbi malpraktis) söz konusu olacaktır. Bu sebepledir ki çekilme hakkının titizlikle ve dikkatli bir şekilde; gerekli usul takip edilerek kullanılması gerekmektedir.

Şiddetin olmadığı, saygının ve anlayışın egemen olduğu güzel günler dileği ile..

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads