• DOLAR
    8,3465
  • EURO
    9,6728
  • ALTIN
    504,34
  • BIST
    1,1649
Cumhuriyet Savcısı Ahmet ASLAN
Cumhuriyet Savcısı Ahmet  ASLAN
buespostagizlidir@adaletmedya.net
Frengiyle Mücadele Kanunu
  • 06 Nisan 2020 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Tüm toplumlar gibi biz de tarih boyunca zaman zaman bulaşıcı hastalıklardan ağır zarar görüp bu hastalıklara karşı fiili ve hukuki tedbirler almak zorunda kaldık. Bu hastalıklardan biri de frengidir. Frengi, genellikle cinsel yolla bulaşan, tedavi edilmediği takdirde felç, körlük vb. ağır sonuçlara yol açan bir hastalık…

Batı’da öteden beri var olduğu halde topraklarımızda 19. yüzyıl başlarından itibaren görülüp yaygınlaşmaya başlayan frengi hastalığına karşı Osmanlı döneminde verilen tıbbi ve hukuki mücadeleden kesin sonuç alınamamış, bu mesele 20. yüzyılda da devlet gündemini işgal etmiştir. Frengiyle mücadele kapsamında Bolu Mebusu Dr. Fuad Bey’in teklifi üzerine 5 Şubat 1921 tarihinde 90 no.luFrenginin Men ve Tahdidi Sirayeti Hakkında Kanun kabul edilecektir.

Bu kanunda, frengili insanların kendilerini istedikleri bir tabibe tedavi ettirmeye ve tabiplerin de frengi vakalarını 24 saat içinde hükümet/belediye tabipliklerine bildirmeye mecbur oldukları, ayrıca bu hastalığa yakalananların ücretsiz tedavi edilecekleri, bu yükümlülüklere uymayanların da para cezasına çarptırılacakları hükme bağlanmıştır. Yine frengili bir kimsenin bu hastalığı bilerek başkasına sirayet ettirdiği takdirde hapis ve para cezasına çarptırılacağı, hastalığın eşe bulaştırılması halinde ise cezanın üst hadden uygulanacağı öngörülmüştür. Meclis, bu kanunu hazırlarken modern tıp ilkelerini esas almış, tabip olmadığı halde frengiyi tedavi etmeye kalkan kişilerin hapis ve para cezasına çarptırılacaklarına hükmetmiştir.

Başkalarına frengi bulaştıranlarla ilgili cezai düzenlemeye ilişkin müzakere esnasında mebuslar arasında ilginç bir diyalog gerçekleştiğini görüyoruz:

Tokat Mebusu Rıfat Bey: “Efendim bu madde birtakım namussuz fahişeler için husumet vesilesi olur. Hastalığı başkasından alır, memleketin ileri gelenlerinden birine iftira eder. Ben ondan aldım, der. Hiç olmazsa namuslu bir kimseyi teşhir eder. Dolayısıyla bu maddenin kaldırılmasını teklif ediyorum.”

Kastamonu Mebusu Dr. Suad Bey: “Efendim bu maddenin esasen konusu, üzerinde frengi hastalığı olduğunu bildiği halde kasten başkasına aşılayanlar hakkındadır. Mesele bundan ibarettir. Bu açıdan bilhassa Prusyalılar frengi mücadelesine dair kanunların birçok esaslarını kabul etmedikleri halde bu maddeyi onlar da kabul etmiştir, yani bu, dünyanın en hakiki bir cezasıdır. Hem adli hem hakiki bir cezadır. Bugün bizim memleketimizde kendisinin frengili olduğunu bilerek, kasten ve lakayt olarak, bir başkasının hukuk ve hayatına hiç acımayarak, sırf beş dakikalık rezil hevesleri için kendi hastalığını başkasına aşılayanlar pek çoktur. Bunun için yürürlüğe konulacak ceza masumlar için değildir. Doğrudan doğruya hastalığını bilenler ve bildiği halde kasten verenler içindir. Nesine acıyorsunuz bunun?”

Devletin frengi ve diğer bulaşıcı hastalıkları önlemeye yönelik tıbbi ve hukuki faaliyetleri ilerleyen dönemlerde de ciddiyetle devam etmiş, uzun yıllara yayılan bu mücadele büyük ölçüde başarıyla sonuçlanmıştır.

 

KAYNAKÇA:

Ahmet Aslan, Millî Mücadelenin Öbür Yüzü, 1. Basım, Ankara: Adalet Yayınevi, 2017.

İnci Hot, “Ülkemizde Frengi Hastalığı ile Mücadele”, Türkiye Klinikleri Tıp Etiği-Hukuku-Tarihi Dergisi, Cilt 12, No. 1, (2004).

TBMM Zabıt Ceridesi, 05.02.1921, Cilt: 8.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads