• DOLAR
    $1.956,9600
  • EURO
    $0,5855
  • ALTIN
    $31.645,2000
  • BIST
    $120,6100
Av. Burcu BOZKURT
Av. Burcu  BOZKURT
mail-gizlidir@adaletmedyaa.net
Çocukla Kurulan Kişisel İlişkinin Değiştirilmesi – Kaldırılması
  • 10 Mart 2021 Çarşamba
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını- değiştirilmesini ya da kaldırılmasını Aile Mahkemesinden isteme hakkına sahiptir. Ana ve babadan her birinin çocuk ile kişisel ilişkisine yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar, veleyet hakkına sahip kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulması mümkün değildir.[1]

Şahsi münasebet tesisi hakkı; ebeveyn ve çocuk arasındaki fiziki görüşmenin hukuki teminatı olarak tanımlanabilir. Gerek İç Hukuk Düzenlemelerimiz gerekse Uluslararası Düzenlemelerde, şahsi münasebet tesisi hakkına yer verilmiştir. 2010 yılında Anayasa’ nın 41. maddesinde yapılan değişiklik ile –şahsi münasebet hakkı- ANAYASAL BİR HAK HALİNE GETİRİLMİŞTİR.    Şahsi münasebet tesisi hakkı, taraflara olduğu kadar, Devlete pozitif sorumluluklar yükleyen Anayasal bir haktır. Devletin pozitif yükümlülükleri arasında; Şahsi münasebet tesisi hakkının sınırlanması, kısıtlanması ve sona erdirmesini sağlama yükümlülüğü ve şahsi münasebet tesisi hakkının değişen koşullara uyarlanması yükümlülükleri de mevcuttur.

Öyle ki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin çok yakın  bir tarihte vermiş olduğu güncel bir kararında; “Protokolde velayetin kaldırılması ve kişisel ilişkinin genişletilmesi davası açılamayacağı.. şeklindeki medeni hakları kullanmaktan feragate ilişkin taahhütlerin, medeni hakları kullanma ehliyetinden önceden vazgeçme niteliğinde olup, çocukların yüksek yararlarına açıkça aykırı olduğunu, içerdiği şartlardaki kısmi hükümsüzlüğün boşanma protokolünün tamamını hükümsüz kılacağına” şeklinde, aslında Şahsi Münasebeti tesis hakkına ilişkin yapılacak kısıtlamaların ve de sınırlamaların medeni hakları kullanmaktan feragat edildiğine ilişkin bir hüküm kurulmuştur.

Öncelikle, kişisel ilişki kurulması mutlak bir zorunluluk teşkil etmemektedir. Bu sebeple koşulları mevcutsa kişisel ilişki kaldırılabilmektedir. Mahkeme anne baba veya 3. kişi ile çocuk arasında kişisel ilişki tayin etse de, zamanla değişen koşullara göre kişisel ilişkiyi her zaman değiştirebilir ve de kaldırabilir. Çocuğun üstün yararı mahkeme nazarında her zaman analık-babalık duygusunu tatmin etmekten önce gelmektedir.

Hakimin kişisel ilişki kurulması konusundaki kararında “hareket noktası olan, onu yönlendiren, adeta rotasını çizen ve belirleyen birincil, temel ve nihai düşünce” elbette ÇOCUĞUN YARARIDIR.  Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi m. 4/ II uyarınca; çocuk ile ana ve babası arasında kişisel ilişki, çocuğun sadece yüksek yararları gerektirdiği takdirde, kısıtlanabilir veya engel olunabilir. Kişisel ilişkinin sınırları TMK m. 324’de düzenlenmiş olup, TMK’nın m. 324/II’de öngörülen ve kişisel ilişki kurma hakkının reddedilmesine veya kaldırılmasına veya sınırlandırılması yaptırımına yol açabilecek olan dört hal hükümde açıkça belirtilmiştir;

TMK m. 324/II: “Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir” TMK m. 324/I uyarınca, ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Hükmün amacı, ana ve baba arasında söz konusu olabilecek çatışma tehlikesini engellemektir. Bu çerçevede, örneğin çocuğun velayetini elinde bulunduran taraf, çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahip olan ana ya da baba ile ilgili olarak çocuğu olumsuz yönde etkilemesi, diğer tarafın çocuk ile kişisel ilişki kurmasını engellemesi, çocuğu ihmal etmesi, haklı bir gerekçe olmaksızın ziyaret hakkını kullanmaması ya da düzenli olarak kullanmaması ve çocuğu tekrarlayan bir şekilde hayal kırıklığına uğratması, çocuğu teslim almada veya teslim etmede kararlaştırılan sürelere uymaması, çocuğun aşırı yorulması ve zorlanması, çocuğu uzun süre yanında tutarak veya gizleyerek hatta yurt dışına kaçırarak çocuğun eğitilmesine veya yetiştirilmesine engel olunması halleri sayılmaktadır. [2]

Mevcut durum itibariyle kişisel ilişki kurulmasına yönelik kararlar, kesin hüküm oluşturmaz. Yeni olguların zorunlu kılması halinde kişisel ilişki yeniden düzenlenebilecektir. Bu haseple ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile kurulan kişisel ilişkinin değiştirilmesini- kaldırılmasını aile mahkemesinden isteme hakkına sahiptir.

 

KAYNAKÇA:

-Aile Mahkemesi Davaları/ Ömer Uğur Gençcan, 2016 Ankara

– Dergipark- Makale/ Yargıtay Kararları Işığında Çocukla Kişisel İlişki Kurulması, Yard. Doç. Dr. Canan Yılmaz

– Sinerji Mevzuat Ve İçtihat Programı

[1] Aile Mahkemesi Davaları, GENÇCAN/ Ankara 2016

[2]Yard. Doç. Dr. Canan Yılmaz/ Dergipark/ Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads
– Resmi Twitter Hesabımız