• DOLAR
    $1.979,0000
  • EURO
    $0,5655
  • ALTIN
    $31.947,7700
  • BIST
    $116,8800
Çocuğun Soyadının Değiştirilmesi ve Bu Konu Özelinde Anayasa Mahkemesinin Güncel Kararı

Çocuğun Soyadının Değiştirilmesi ve Bu Konu Özelinde Anayasa Mahkemesinin Güncel Kararı

“Soyadı”, bireyin yaşamı ile özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir unsuru haline gelen, birey olarak kimliğin belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri ve vazgeçilmez, kişiye sıkı sıkı bağlı bir kişilik hakkıdır.

Belirtilen bağlamda araştırmanın amacı, velayeti annesine bırakılan çocuk ile annesinin soyadının farklı olması nedeniyle yapılan soyadı değişikliği istemlerinin, mahkeme kararlarında nasıl incelendiğini ve annesiyle soyadının farklı olması nedeniyle çocuğun günlük yaşamında ve okul yaşamında yaşadığı sorunları belirlemektir.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN 2020 TARİHLİ GÜNCEL KARARI EŞLİĞİNDE DEĞERLENDİRME:

Bu konunun uygulamada gündeme gelmesi, Anayasa Mahkemesi’nin bir iptal kararından sonra olmuştur.Anayasa Mahkemesi’nin 2010/119 E. 2011/168 K. Ve de 08/12/2011 tarihli kararı ile, 2525 Sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. Maddesi iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’ni iptal gerekçesinde ise; “KADIN VE ERKEĞİN EVLİLİK SÜRESİNCE VE EVLİLİĞİN SONA ERMESİNDE EŞİT HAK VR SORUMLULIKLARA SAHİP OLMALARI GEREĞİNE ATIF YAPILARAK, AYNI HUKUKSAL KONUMDA OLDUKLARI VE VELAYET HAKKININ KULLANILMASI BAKIMINDAN ANNE VE BABA ARASINDA CİNSİYETE DAYALI BİR AYRIMCILIK YAPILAMAYACAĞI” belirtilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin kararına paralele olarak Türkiye tarafından imzalanmak suretiyle Anayasa 90/son uyarınca; iç hukuk kuralımız haline gelmiş olan AİHS’ nin Ek 7 No.lu Protokolü’nün 5. Maddesinde, eşitlik başlığı ile, evliliğin sonra ermesi halinde anne ve babanın müşterek çocuğun hak ve yükümlülükleri konusunda tamamen eşit olması gerektiği de düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra, boşanma sonrasında velayet hakkı kendisine verilen anneler tarafından velayet altındaki çocuklarının soyadının kendi bekarlık soyadları ile değiştirilmesi için mahkemeye başvurular yapılmaya başlanmıştır. Yargıtay, bu tür taleplerin reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bunun üzerine, Anayasa Mahkemesi’ne burada incelenecek olan bireysel başvurular yapılmış ve Anayasa Mahkemesi, iki bireysel başvuruda da  –kısmen farklı gerekçeler ile– ihlal kararı vermiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin 2018/6565 Esas Sayılı ve de 10/06/2020 Tarihli Güncel Kararı;

“Çocuğun bir aileye mensubiyetinin belirlenmesi amacıyla bir soyadı taşıması ile nüfus kütüklerindeki kayıtların güvenilirliği ve istikrarının sağlanmasında, çocuğun ve kamunun açık bir menfaati bulunmakla birlikte, çocuğun soyadına ilişkin belirlemelerde yalnızca babanın soyadının esas alınması ve bunun sürdürülmesi suretiyle öngörülen farklılık karşında, annenin soyadının çocuğa verilmesinin söz konusu menfaatlerin tesisine nasıl bir olumsuz etkide bulunacağının yargısal makamlarca açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra velayetin uyarlama yapılan bir yetki olmasına bağlı olarak velayete ilişkin değişikler sonrasında soyadının da değiştirilebilmesi yetkisi verilmesinin, nüfus kütüklerindeki kaydın güvenilirliğini ve istikrarı zedeleyeceği gibi, çocuğun ruh hali üzerinde de çok derin ve etkili travma yaratacağı ileri sürülmekle birlikte ilgili yargısal makamların, çocuk reşit oluncaya kadar veya baba 4721 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca soyadını değiştirmediği sürece, çocuğun soyadının değiştirilmesinin mümkün olmadığı ve bu kapsamda babanın evliliğin devamı süresince veya sona ermesi durumunda, kendi soyadında yapacağı değişikliğin çocuğa sirayeti suretiyle çocuğun soyadında değişikliğe neden olabileceği yönündeki tespiti karşısında, söz konusu gerekçenin tatmin edici nitelikte olmadığı açıktır. Bu kapsamda, özellikle cinsiyete dayalı farklı bir muamelenin söz konusu olması ve bu farklılığı haklı kılacak önemli nedenlerin ortaya konulması gereğine rağmen belirtilen muamele farklılığını haklı gösterecek nitelik ve kapsamda bir gerekçeye yer verilmemiş olması dikkate değerdir.

Başvuruya konu yargı kararları açısından da çocuğun soyadının belirlenmesi noktasında velayet hakkının kullanılması bakımından kadın ve erkek arasında öngörülen farklı muamele makul şekilde gerekçelendirilmediği gibi, çocuk reşit oluncaya kadar veya baba 4721 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca soyadını değiştirmediği sürece çocuğun soyadının değiştirilmesinin hiçbir koşulda mümkün olmadığı tespitlerine yer verilmek suretiyle, kadın eş için haklı nedenlerin bulunması durumunda dahi, çocuğun soyadını belirleme imkânı tanımayan söz konusu uygulamanın ölçülü olduğu da kabul edilemez. Bu durumda aile hayatına saygı hakkıyla birlikte ele alınan ayrımcılık yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için, yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.” Şeklinde, oldukça yeni- yakın bir tarihte hüküm kurmuştur.

Çocuğun soyadı değişiklği talebi için, hangi nedenlerin haklı neden sayılacağı konusunda kanun koyucu herhangi bir sınırlama getirmemiştir. Soyadı değişikliği için ortada haklı bir nedenin olup olmadığının takdiri en nihayetinde hakime aittir. [1]Uygulama ve öğretide adın ya da soyadının gülünç olması, toplumun önünde küçük düşmesine ya da alay edilmesine yol açması, başka ad ya da soyadları ile karışıklığa neden olması gibi durumlar haklı neden kabul edilmektedir.[2]Burada üzerinde düşünülmesi gereken sorun, velayeti annesine verilen çocuğun annesinin soyadını alması isteminin haklı neden sayılıp sayılmayacağıdır. İsviçre Federal Mahkemesi gördüğü bir davada, evlilik birliği dışında doğması nedeniyle annesinin soyadını taşıyan, ancak babasının velayetinde olan bir çocuğun soyadını değiştirme istemini haklı neden saymıştır.

Yargıtay HGK’nın E.2015/3257, K.2016/117 sayılı, 29.01.2016 karar tarihli bir kararında; Davaya konu olayda, “evlilik birliği içinde doğan çocuğun, doğumla kazandığı “aile soyadının” annenin bekarlık soyadı ile değiştirilmesini” istemektedir. HGK bu durumda dava aile hukukuna dayandığına, böyle bir uyuşmazlığın aile mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğini hükmederek direnme kararını bozmuştur. Bu kararda yer alan karşı oy yazısında;

“Çocuğun annesiyle soyadının farklı olmasının yarattığı sorunlara değinilmiştir. Karşı oy yazısında, Çocuğa velayeten annesi tarafından çocuk adına ve soyadı değiştirme davası olarak açılmıştır. Davada, anne; çocuğun velayeti kendisine verildiğinden, küçüğün de artık kendisinin soyadını alması gerektiği ve velayet kendisinde olduğundan istediği gibi soyadını değiştirebileceği iddialarında bulunmayıp küçüğün kendisiyle yaşadığından, soyadının farklı olmasının küçüğün sosyal durumunu, psikolojisini etkilediğini, okul çevresinde ve resmi ilişkilerde küçüğü zor duruma soktuğunu iddia ederek MK 27. madde uyarınca haklı nedene dayalı olarak soyadı değiştirme isteminde bulunmuş olup aile hukuku kapsamında soybağı, babalık, nesebin reddi gibi iddialar sözkonusu değildir” şeklinde, oldukça önemli değerlendirmelerde bulunulmuştur.

SONUÇ:

Anne ve babası boşanan çocuğun soyadı belirlenmesi meselesi, esas olarak çocuğun menfaatlerini ilgilendirmektedir. Çocuğun bu konudaki menfaatleri hem kamu hukukunda hem de özel hukukta korunmaktadır. Kamu hukukunda, bir kişinin öz adı ve soyadı, Anayasa’nın 17. maddesi anlamında “manevi varlık” ve AİHS’nin 8. maddesi anlamında “özel hayat” kapsamında korunmaktadır. Ayrıca, bir kişinin soyadı o kişinin aile bağlarının korunması açısından da önemli olduğu için, Anayasa’nın 20. maddesi ile AİHS’nin 8. maddesinde düzenlenen “aile hayatı” kapsamında da yer almaktadır. Gerek Anayasa Mahkemesi Kararları’nda, gerekse de henüz kararlılık kazanmayan Yargıtay Kararları’nda bu yönde incelemeler yapılmaktadır.

Çocuğun babasının değil, annesinin bekarlık soyadını taşımada menfaati olması durumunda, adın değiştirilmesi için “haklı sebep” mevcut kabul edilip, çocuğun soyadı değiştirilebilmelidir. Ancak, çocuğun soyadının aynı kalmasında da bir menfaati olabileceği her halükarda Mahkemelerce dikkate alınmalıdır.

Av. Burcu BOZKURT

KAYNAKÇA:

– Dural- Öğüz, 2017

– Oğuzman, Seliçi ve Oktay-Özdemir, 2016

-GENÇCAN, Velayet Hukuku- Yetkin Yayınları 2015,

-Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

[1]Abik, 2005; Akipek, Akıntürk, Ateş Karaman, 2017; Işıntan, 2012; Öztan, 2015).

[2](Akipek, Akıntürk, Ateş Karaman, 2017; Dural ve Öğüz, 2017; Oğuzman, Seliçi ve Oktay-Özdemir, 2016)

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

+ AdaletMedya İnstagram Hesabımızı Takip Edin
ads
– Resmi Twitter Hesabımız