• DOLAR
    $2.240,6200
  • EURO
    $0,7623
  • ALTIN
    $35.904,6200
  • BIST
    $154,7000
Cumhuriyet Savcısı Dr. Suat ÇALIŞKAN
Cumhuriyet Savcısı Dr. Suat  ÇALIŞKAN
bu.mail.gizlidir@adaletmedya.net
Ceza Yargılamasında Görev Uyuşmazlığı
  • 17 Mayıs 2021 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Ceza yargılamasında görev, kamu düzeniyle yakından ilişkili bir unsurdur. Bu nedenle şüpheli ve sanık açısından doğal hâkim ilkesi kurallarına göre güvence oluşturduğu söylenebilir.

Mahkemenin görevi denildiğinde “madde bakımından yetki” sorunu gündeme gelmektedir.  Cumhuriyet savcısı, katılan ve sanık tarafından ileri sürülmese dahi mahkemece kovuşturmanın her evresinde görev gereği dikkate alınmak zorundadır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 4/1 maddesine göre;  davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında görev gereği karar verebilecektir. Burada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. madde hükmü saklı tutulmuştur.[1] Buna göre; duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiği gerekçe gösterilmek suretiyle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemeyecektir.

Belirtmek gerekir ki, iddianamenin kabul edilmesinden sonra, suçun yargılamasının alt dereceli bir mahkemeye ait olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilemeyeceğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5. madde hükmü saklı tutulmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 4/1 maddesi bu kuralı izah etmektedir.

Görev konusunda mahkemeler arasında zaman zaman uyuşmazlık çıkmaktadır. Bu durumda görevli mahkemenin ortak yüksek görevli mahkeme tarafından tespit edilmesi gerekmektedir. (CMK m. 4/2)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun4/2 maddesi,  mahkemeler arasında olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığında görevli mahkemenin ortak yüksek görevli mahkeme tarafından tespit edilmesini şart koşmaktadır. Bu hüküm, aynı yargı sistemi içinde yer alan mahkemeler arasındaki görev uyuşmazlıkları açısından geçerli olacaktır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 4/2. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için karşılıklı olarak verilmiş ve kesinleşmiş iki görevsizlik kararının varlığı şarttır.[2] Burada görevsizlik kararının kesinleşme gerekir. Başka bir söylemle, yasal sürede itiraz yoluna başvurulmaması veya bu talebin reddedilmiş olması durumunda görevsizlik kararı kesinleşmiş olacaktır.

ORTAK YÜKSEK GÖREVLİ MAHKEME

Aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresinde bulunan ilk derece ceza mahkemeleri arasındaki görev uyuşmazlığı

Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25 ve geçici 2. maddeleri gereğince kurulan ve yargı çevreleri belirlenen Bölge adliye mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden sonra ortaya çıkan görev ile ilgili uyuşmazlıklarda, aynı yasanın 37/2 maddesi hükmü uygulanmalıdır.

Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 37/2. maddesi gereğince bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin görevleri arasında yargı çevresi içerisinde bulunan adli yargı ilk derece ceza mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözme görevi bulunmaktadır.

Örneğin; aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresinde bulunan Ergani 1. Asliye Ceza Mahkemesiyle Dicle Asliye Ceza mahkemesi arasında meydana gelen yetki uyuşmazlığının çözüm yeri CMK’nın 17. maddesi uyarınca ortak yüksek görevli Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi olacaktır.[3]

Örneğin; aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresinde bulunan Ağır Ceza Mahkemesi ile Asliye Ceza Mahkemesi arasında meydana gelen görev uyuşmazlığının çözüm yeri CMK’nın 4/2. maddesi uyarınca ortak yüksek görevli Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi olacaktır.[4]

Örneğin; aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresinde bulunan Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesiyle Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesi arasında meydana gelen görev uyuşmazlığı konusunda CMK’nın 4/2. maddesi uyarınca ortak yüksek görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi karar verecektir.[5]

Farklı ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi içinde bulunan mahkemeler arasında ortaya çıkan görev uyuşmazlıkları

Öğretide, farklı ağır ceza mahkemesinin yargı çevresinde bulunan mahkemeler arasında bir uyuşmazlık bulunması halinde bölge adliye mahkemesinin ceza dairelerinin uyuşmazlığıçözüme kavuşturması gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmüştür.[6]

Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresi içinde bulunan mahkemeler arasında ortaya çıkan görev uyuşmazlıkları

Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresi içinde bulunan mahkemeler arasında ortaya çıkan görev uyuşmazlıklarında ise Yargıtay Beşinci Ceza Dairesinin uyuşmazlığı çözüme kavuşturma konusunda yetkili olduğu söylenebilir.[7]

Öğretide, ortak yüksek görevli mahkeme kavramına belirlenmesinde bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar ağır ceza mahkemesi ve Yargıtay’ın dâhil edilmesi gerektiği, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra ise ortak yüksek görevli mahkeme kavramının içeriğinin bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay şeklinde olması gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmüştür.[8]

Görevin belirlenmesinde dikkate alınması gereken temel kural

Görevin belirlenmesinde, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 14. Maddesinde hüküm altına alınan, “Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.” şeklindeki kural ile iddianamedeki nitelendirme dikkate alınmalıdır.[9]

Uyuşmazlık Türleri

Görev konusunda uyuşmazlık 2 şekilde ortaya çıkabilir:

  1. Olumlu görev uyuşmazlığı: Bu durumda İki ayrı mahkeme bir ceza yargılaması konusunda kendi mahkemelerinin görevli olduğunu düşünmektedir. Buna olumlu görev uyuşmazlığı denir.
  2. Olumsuz görev uyuşmazlığı: Bu durumda da her iki mahkeme de ceza yargılaması açısından kendilerinin görevli olmadığını düşünerek görevsizlik kararı vermesi söz konusudur. Mahkemelerin kendilerinin yargılama konusunda görevli olmadıklarını düşünmeleri ve bu yönde karar vermeleri olumsuz görev uyuşmazlığı olarak tanımlanmaktadır.

YARGITAY UYGULAMASI

Örneğin; Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı vermesinin ardından, Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin genel tevziye kapalı olması karşısında, yapılan itirazın kabulü ile Adıyaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının kaldırılmasına dair Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı niteliğindeki kararı ile iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğu olayda, Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin genel tevziye kapalı olması nedeniyle zımni görevsizlik kararı niteliğinde olduğu ve ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının CMK’nin 4/2. maddesi uyarınca ortak yüksek görevli mahkeme olan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından çözümlenmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.[10]

Mahkemeler açısından görev konusu önemlidir. Mahkemenin görev alanına girmeyen bir konuda görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekir.[11]

Örneğin; Başkasına ait kimlik fotokopisine kendi fotoğrafını yapıştırarak oluşturduğu sahte nüfus cüzdanı fotokopisi ile araç kiraladığı ve daha sonra bu aracı sattığı iddia olunan sanığın eyleminin kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilmeli ve Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmelidir.[12]

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleriyle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan ve yargı çevreleri belirlenen bölge adliye mahkemeleri tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır.

5235 sayılı Kanun’un “Bölge adliye mahkemelerinin görevleri” başlıklı 33/1. Maddesine göre; Bölge Adliye Mahkemeleri, adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karar vermek suretiyle uyuşmazlığı gidermekle görevli kılınmışlardır.

Bundan başka aynı yasanın “Ceza dairelerinin görevleri” başlıklı 37/1. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin, adli yargı ilk derece ceza mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvurular ile ilgili karar vermek konusunda da görevli olduğu ifade edilmektedir.

Örneğin; İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilerek dava dosyasının yerel mahkemeye gönderildiği olayda, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin bozma ilamının görevsizlik kararı vasfında olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek uyuşmazlığın çözümü için dava dosyası Yargıtay’a gönderilemez.

Aslında burada hukuki manada bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin bozma kararına karşı direnme hükmü niteliğinde olduğu gözetilmelidir.

Çünkü ceza yargılamasında kıyas yapılması her ne kadar imkândâhilinde ise de, mer’i kanunlarda ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı çıkabilecek bir husus bulunmamaktadır.[13]

Ayrıca 5271 sayılı CMK’nin “Direnme yasağı” başlıklı 284. Maddesine göre; itiraz ve temyize ilişkin hükümler saklı kalmak üzere bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemeyecek ve bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemeyecektir.

Örnek olayımızdaki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin bozma ilamının kesin ve bağlayıcı nitelikte olduğu, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının da yok hükmünde olduğu dikkate alınmalıdır.[14]

Zımni Görev Uyuşmazlığı

Örneğin, Asliye ceza mahkemesince verilen görevsizlik kararına vaki itirazı kabul eden ağır ceza mahkemesinin kararı aynı yerde başka ağır ceza mahkemesinin bulunmaması nedeniyle zımni görevsizlik kararı niteliğinde olduğu gözetilmelidir. Burada öncelikle mahkemeler arasındaki mevcut olumsuz görev uyuşmazlığı yargı yeri tayini yolu ile giderilmesi gerekir.[15]

Genel Ceza Mahkemesi-Çocuk Mahkemesi

Çocuklar tarafından işlenen suçlar ile ilgili olarak müstakil Çocuk Mahkemeleri kuruluncaya kadar yargılamalara Çocuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekir. Bu kurala aykırı durumlar, 5395 sayılı Çocuk Koruma kanunun 48/3. maddesine aykırı olacaktır.[16]

Genel ceza mahkemelerinde görülmekte olup da suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmamış olanlar haklarındaki davaların o yerde çocuk mahkemesinin faaliyete geçmesi halinde görevsizlik kararı ile çocuk mahkemesine gönderilmesi gerekir.[17]

Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Bu kurala dair anayasal ve yasal kurallar idari nitelikte bir işlemle değiştirilemez.[18]

 

 

Kaynakça;

[1] ‘Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl’  başlıklı 6. Madde şu şekilde düzenlenmiştir: MADDE 6. – [1] (19.12.2006 T. 5560 sk. değ.) Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.

[2] Y.5.CD, E: 2014/4288, K: 2014/5641, T: 22.05.2014.

[3] Y.5.CD, E: 2018/13291, K: 2019/157, T: 08.01.2019.

[4]Y.5.CD, E: 2019/3258, K: 2019/4745, T: 30.04.2019.

[5] Y.5.CD, E: 2018/591, K: 2018/814, T: 15.02.2018.

[6] ÜNVER, Yener-HAKERİ, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, 8. Baskı, C.I, Ankara 2013, s. 206-207; TURHAN, Faruk, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2006, s.65; CENTEL, Nur ve ZAFER, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Bası, İstanbul 2010, s.515.

[7]ÜNVER, Yener ve HAKERİ, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, 8. Baskı, C.I, Ankara 2013, s. 206-207; TURHAN, Faruk, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2006, s.65; CENTEL, Nur ve ZAFER, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Bası, İstanbul 2010, s.515.

[8]Şahin, Cumhur, Ceza Muhakemesi Hukuku I, Ankara 2012, s.88; Aydın,Murat,  “Ceza Muhakemesinde Yetki Ve Görev Meselesinde Bazı Sorunlara İlişkin Değerlendirmeler”,  S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi C.3, S.1, Yıl 2013, ss. 29-60, s. 41.

[9]Y.17.CD, E: 2015/16662, K: 2015/9545, T: 18.11.2015.

[10]Y.5.CD, E: 2018/2272, K: 2018/1204, T: 26.02.2018.

[11]Y.4.CD, E: 2014/17857, K: 2018/622, T: 15.01.2018: “…Sanığın, mağdur …’e karşı “ bu kapıyı devamlı açık tutacaksın, yoksa seni öldürürüm” dediği ve silah gösterdiğinin iddia edilmesi karşısında, eylemin sübutu halinde TCK’nın 106/2-a maddesindeki “silahla tehdit” suçunu oluşturabileceği, suçu niteleme ve kanıtları değerlendirme görevinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek, 5235 sayılı Kanunun 11. ve CMK’nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerekir…”

[12]Y.15.CD,E: 2017/486, K: 2017/7227, T: 08.03.2017.

[13]Y.5.CD, E: 2017/792, K: 2017/591, T: 20.02.2017.

[14]Y.5.CD, E: 2017/792, K: 2017/591, T: 20.02.2017.

[15]Y.22.CD, E: 2015/15411, K: 2016/2745, T: 01.03.2016.

[16] Y.3.CD, E: 2012/22499, K: 2013/22822, T: 03.06.2013.

[17]Y.3.CD, E: 2015/33908, K: 2016/505, T: 13.01.2016.

[18] “…Mercii Bakırköy … Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 170 sayılı kararında derdest davaların yeni kurulan çocuk mahkemelerine devri yönünde hüküm bulunmadığı, 09/10/2013 tarihli ve 801 sayılı yargı çevresi değişikliği konulu kararında ise derdest davaların kesinleşinceye kadar halen görüldükleri mahkemeleri tarafından bakılması gerektiğinin belirtildiği gerekçesiyle karar verilmiş ise de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun anılan kararlarının göreve ilişkin kanun hükümlerini yürürlükten kaldırma niteliği taşımadığı…” gözetilmelidir. Y.3.CD, E: 2015/33908, K: 2016/505, T: 13.01.2016.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads
– Resmi Twitter Hesabımız