• DOLAR
    7,9519
  • EURO
    9,3891
  • ALTIN
    487,31
  • BIST
    1,1803
Cumhuriyet Savcısı Dr. Suat ÇALIŞKAN
Cumhuriyet Savcısı Dr. Suat  ÇALIŞKAN
bu.mail.gizlidir@adaletmedya.net
Çalışma Alanlarının Kamera ile Takip Edilmesi
  • 07 Ocak 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Günümüzde teknoloji gittikçe gelişmektedir. Bu gelişmeye bağlı olarak teknolojinin, hem özel sektörde hem de kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesinde katkı sağlaması ve kolaylaştırıcı etki yaratması söz konusu olabilir ve bu nedenle özel veya kamu kesiminde kullanılması olağan karşılanabilir.

Fakat teknoloji kullanılarak kişisel görüntülerin kayıt altına alınmasında, özel hayatın gizliliği ve kişilerin mahremiyet hakkı bünyesinde bulunan bir takım unsurlara dikkat edilmesi ve bu hakkın sağladığı güvenceleri temin eden uygulamalar geliştirilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, kamu çalışanlarının faaliyet yürüttüğü çalışma alanlarında, çalışanların çalışma alanlarını ve dolayısıyla çalışanları görecek şekilde yerleştirilen, güvenlik ve suçun önlenmesi gibi nedenlerle uygulandığı ileri sürülen kameralı takip sistemleri kullanılarak kişisel görüntülerin alınması, temel hak ve hürriyetler içerisinde sayılan özel hayatın gizliliği ilkesi kapsamında özel hayata müdahale olarak ele alınması gerekmektedir.

Bu şekildeki bir müdahalenin hukuka uygunluğunun değerlendirmesi için şu unsurlar dikkate alınmalıdır:

  • Kanunilik,
  • Ölçülülük,
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları,
  • Anayasa Mahkemesi kararları.

Yukarıda belirtilen unsurlar dikkate alınarak ve bu şekilde değerlendirilerek bir müdahalenin özel hayata saygı hakkına ihlal edip etmediği tespit edilmelidir.[1]

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. Maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu ifade edilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. Maddesinin ikinci fıkrasında ise;bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabileceği hüküm altına alınmıştır.

Kamu makamlarının özel hayata saygı hakkına keyfi bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme’nin 8. maddesi ile sağlanan güvenceler kapsamında değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletin özel hayata saygı hakkı kapsamında bulunan bir menfaate müdahale ettiğini tespit ettiğinde, 8. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen koşulları inceleme konusu yapmaktadır.

AİHM bu konuda şu hususları inceleme konusu yapmaktadır:[2]

  • Kamu makamlarının müdahalesinin yasal bir dayanağı olup olmadığı,
  • AİHS’nin 8. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlara dayalı olup olmadığı,
  • Demokratik bir toplumda gerekli ve öngörülen amaçla orantılı olup olmadığı.

AİHM yukarıda 3 başlık altında verilen hususları her somut olayda araştırmaktadır.

Karar alma sürecinin hak ve özgürlüklere gerekli saygıyı sağlayacak nitelikte ve adil olması gerekliliği

AİHM, Sözleşme’nin 8. maddesinin açıkça usul şartları içermemekle birlikte anılan maddeyle güvence altına alınan haklardan etkili bir şekilde faydalanılabilmesi için müdahaleyi doğuran karar alma sürecinin bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyı sağlayacak nitelikte ve adil olması gerekliliğini de şart olarak aramaktadır.[3]

AİHM’e göre bu şekildeki güvencelerin amacı 8. maddede yer alan haklara keyfi şekilde müdahalede bulunulmasını önlemek, müdahalenin gerekçelendirilmesini sağlamaktır.[4]

AİHM’e göre gerek negatif yükümlülükler gerekse pozitif yükümlülükler bakımından söz konusu usule ilişkin etkili güvencelerin sunulması gerekmektedir.[5]

Mahremiyet Hakkı

Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin “Mahremiyet Hakkı” başlıklı 17. Maddesinde,  hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemeyeceği; onuru veya itibarının hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamayacağına, herkesin bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. 

Çalışma alanlarının kamera ile izlenmesi

AİHM bir kararında; çalıştıkları anfi alanlarına demirbaş ve öğrenciler de dahil kişi güvenliğinin sağlanması amacıyla kamera sistemi kurulan iki profesörün özel hayatlarının gizliliğinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.[6]

AİHM bu kararında, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin daha öncede benzer konularda vermiş olduğu kararlara atıf yaparak bazı tespitlerde bulunmuştur.[7]

AİHM’nin çalışma alanlarının kamera ile izlenmesi ile ilgili olarak öngördüğü ölçütler şunlardır:[8]

  • Kişilerin iş yerinde ve çalışma ortamında diğer bir deyişle kamusal bir alanda bulunsa da, özel hayatın profesyonel aktiviteler ve dış dünya ile ilişkileri de kapsayan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin “sosyal özel hayat” olarak adlandırdığı bir alanı da kapsadığı kabul edilmelidir.
  • “sosyal özel hayat” olarak adlandırılan bu alanın da korunması gerekir.
  • Kamera sistemleri ile kişilerin sosyal özel hayatlarının izlenmesinin “ciddi bir müdahale” olarak kabul edilmesi gerekir.
  • Kişilerin güvenliği veya işverenin hakları başka yollarla korunamıyorsa ancak son çare olarak kamera sistemlerinin kişilerin çalışma alanlarını görecek şekilde kurulması kabul edilebilir.

Kamera sistemi ile çalışma alanlarının takip edilmesinde 4. Başlıkta belirtilen ve “son çare” şeklinde ifade edilen ölçüt, işverenin başka yollarla korunabilecek haklarını kamera sistemi yoluyla korumasının son çare olduğunu, bu halde dahi kamera sistemleri ile ilgili olarak bildirimde bulunulması ve usullerinin belirlenmesi zorunluluğunu işaret etmektedir.[9]

AİHM, farklı güvenlik tedbirleri vasıtasıyla korunabilecek haklar veya önlenebilecek olaylara yönelik olarak kamera sistemleri kurulmaması gerektiğini ve çalışanların doğrudan çalışma alanlarını görüntüleme şeklinde kişilerin özel hayatına müdahale olarak değerlendirilebilecek uygulamaların ve bu sistemlerin bu gibi hallerde kullanılmaması gerektiğini, aksi uygulamaların ölçülülük ilkesine aykırı olacağını bazı kararlarında dile getirmektedir.[10]

Burada kamera sistemleri ile ilgili olarak belli başlı şartların ortaya konulması gerekmektedir. Bu nedenle kamera sistemleri ile çalışma alanlarının izlenmesi uygulamasının kanuni bir dayanağı olması, sınırlı bir izleme olması ve kötüye kullanmaya karşı garantilere sahip olması gerekmektedir.[11]

 

Kaynakça:

[1]Anayasa Mahkemesinin özel hayatın gizliliği ve mahremiyet hakkını dikkate alarak vermiş olduğu Başvuru No:2014/12591, Başvuru No:2014/11218, Başvuru No:2016/431 gibi bir çok farklı kararı.

[2]AİHM Dudgeon/Birleşik Krallık, § 43; Olsson/İsveç No.1, B. No: 10465/83, 24/3/1988, § 59.

[3]Bu şekildeki bir süreç, başvurucunun 8. maddedeki haklarını, deliller ve kanıtlama konularıda  dahil olmak üzere, adil şartlarda savunabileceği usule ilişkin etkili güvencelerden faydalandırılmasını gerekli kılmaktadır.

[4]AİHM Ciubotaru/Moldova, B. No: 27138/04, 27/4/2010, § 51; T.P. ve K.M./BirleşikKrallık, B. No: 28945/95, 10/5/2001, § 72).

[5]Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hokkanen/Finlandiya, B.No: 19823/92, 23/9/1994, §§ 55-58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No: 32346/96, 19/9/2000, §§ 63-66; Bajrami/Arnavutluk, B. No: 35853/04, 12/12/2006, §§ 50-55; Abdulaziz, Cabales ve Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80, 28/5/1985, § 67).

[6] AİHM,Antovic ve Mirkovic v. Sırbistan ve Karadağ (Başvuru No. 70838/13) kararı

[7] AİHM, Antovic ve Mirkovic v. Sırbistan ve Karadağ (Başvuru No. 70838/13) kararı.

[8] AİHM, Antovic ve Mirkovic v. Sırbistan ve Karadağ (Başvuru No. 70838/13) kararı.

[9]AİHM, Lopez Ribalba ve Ötekiler v. İspanya (Başvuru No. 1874/13) kararı.

[10]AİHM, Antovic ve Mirkovic v. Sırbistan ve Karadağ (Başvuru No. 70838/13) kararı.

[11]AİHM, Antovic ve Mirkovic v. Sırbistan ve Karadağ (Başvuru No. 70838/13) kararı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads