• DOLAR
    7,9375
  • EURO
    9,3936
  • ALTIN
    485,35
  • BIST
    1,1825
Umur Tugay YÜCEL
Umur Tugay  YÜCEL
gizli.email@adaletmedya.net
Batı’nın Virüsler Tarafından İşgali
  • 12 Nisan 2020 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Küresel bir salgın halini alan Covid-19’un acil önlemler sayesinde Çin’de kontrol altına alındığını söyleyebiliriz. Yalnız İngiliz araştırmacılara göre Çin’in ikinci kez Covid-19 dalgası ile karşılaşacağı düşünülüyor. Lakin Çin artık bu mücadele de tecrübe kazanmış. Şu an Çin’de 1,4 milyardan oluşan nüfusu ile ülke içi kaynak bulunmamaktadır. Yeni vakaların yurt dışı kaynaklı olduğu tespit edilmiş. 2019 Aralık ayından bu yana Çin’deki vaka sayısı 81 bin bandında kalmıştır. Çin gibi dev bir ülkede ölümler sadece 3 binin üzerindeydi.Bunun ile birlikte Çin’de 77 bin kişi tedavi edilip taburcu olmuştur. Ağır hastaların sayısı ise 300’e düşmüş. Çin sistemi Covid-19 virüsüne karşı sert ama oldukça etkili önlemler ile mücadele vermiştir.

ÇİN VE DİĞER ASYALILARIN MÜCADELESİ

İnsanlık tarihinde eşine az rastlanılır bir mücadele örneği sergileyen Çin devleti ve ulusu büyük bir testten başarı ile geçmiş. Özellikle sıkı karantina önlemleri çok etkili olmuştur. Oysa New York Times gazetesinde yer alan bir makalede ”demokratik ülkeler şehir kapatmaz” diye Çin’e saldırılmıştı. Bugün İtalya ülke genelinde karantina uygularken batı basını en iyi çözüm olarak yansıtıyor. Çin’in verdiği mücadelenin büyüklüğünü anlamak ve komplo teorilerini aşmak gerekiyor. Çünkü Çin’in karantinaya aldığı Hubei eyaletinin genişliği İngiltere topraklarından büyüktür. Bunun yanında İngiltere nüfusu 57 milyonken Hubei eyaleti 60 milyon civarındadır. Çin’in dev bir coğrafyayı ve büyük bir nüfusu 3 ay boyunca karantinaya aldığını unutmamak gerekiyor. Yine Çin’in kuzey ve doğu eyaletlerinde bazı şehirler karantinaya alınmıştı. Şu an Çin’de yarım milyon işletme kapandı. Sanayi üretimi %50 düşmüş. Dış ticaret hacmi daralmış ve ekonomik büyüme yavaşlamıştır. Demek istediğim şu ki, Çin’in kaybı maddi ve manevi çok yüksektir. Buna rağmen hem kendi halkına hem dünyaya yardım etmeye çalışıyor. Çin “önce insan” demiş sonrada “1,4 milyarlık Çin halkının sağlık güvenliğini sağlamayı öncelikli hedef” koymuştur. Sonunda Çin’de yavaş yavaş hayat normale dönmeye başlamış. Sanayi işletmeleri yeniden üretime geçmiştir ama gözden kaçmaması gereken bir nokta da Çin virüs ile savaşta ekonomik kayıpları göze alarak hareket etmesidir. Şu ana kadar bunu Batı’da göremedik. Virüs ile mücadele de elimizdeki veriler ışığında en iyi ve en başarılı model Çin’dir. Tabii ki, diğer Asyalı Japonya, Güney Kore, Singapur gibi ülkelerin de virüs salgını ile mücadelesi örnek düzeydedir. Rusya da etkin ve kararlı eylemleri ile takdir toplamıştır.

BATI’NIN VİRÜSLER TARAFINDAN İŞGALİ

Dünyadaki Covid-19 sayısı 1,5 milyonu geçmiştir. Hayatını kaybedenlerin sayısı 90 binin üzerindedir. Her geçen gün vaka ve ölüm sayıları hızla artmaktadır. Çin testini başarı ile tamamlamak üzereyken Covid-19 virüsünün yeni merkez üssü önce Avrupa kısa bir zaman sonra da Amerika olmuştur. Amerika vaka ve ölüm sayılarında birinci olmuş. Dünyadaki 1,5 milyon vaka sayısının 1 milyondan fazlası Amerika ve Avrupa’dadır. Yine ölümlerin 75 binden fazlası Batı dünyasındadır.Açıkçası batıdaki vaka sayısı Çin’in 10 katını, ölü sayısı ise 20 katını geçmiştir. İtalya ve İspanya’da sağlık sistemi çökmek üzeredir. Amerika’da ise New York Eyaleti çaresizlik içinde yardım bekliyor. New York felaket bölgesi ilan edilmişti. New York Valisi ve Başkan Trump arasında gerginlik yükselmiştir. Covid-19’un 49 eyalete yayıldığın biliyoruz. En çok New York, New Jersey ve California etkilenmektedir. ABD (Amerika Birleşik Devletleri) büyük bir trajediye doğru gidiyor. Federal hükümetin yetersizliği kaosa yol açabilir durumdadır. NBA’deki oyunculardan, Hollywood yıldızlarına ve Kongre üyelerine kadar Covid-19 yayılmaktadır. ABD ordusunda vaka sayısı 1648’e yükselmiş ve ölümler başlamıştır. ABD Uçak gemisinde 4 bin kişilik mürettebatta 100 kişinin üzerinde hasta olduğu teyit edildi. Aslında Amerika’nın tek sorunu Covid-19 virüsü değildi. Amerikan sistemi koronavirüs ile uğraşırken uzun zamandır grip salgını felaketi yaşıyor. Bu konuda ise esaslı bir mücadele vermediğini rakamlar ortaya koymaktadır. ABD, son 10 yılın en ağır grip salgını ile uğraşıyor. Amerika’da grip salgınından toplam 136 çocuğun öldüğü açıklandı. 1 Ekim 2019 – 28 Mart 2020 tarihleri arasında Amerika Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı verilerine göre:

Gripten ölen kişi sayısı: 24.000 – 63.000

Hastanede tedavi gören kişi sayısı: 400.000 – 730.000

Doktora Başvuranların sayısı: 18.000.000 – 26.000.000

Grip olanların sayısı: 39.000.000 – 55.000.000

Açıkçası Amerika Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı kesin bir sayı veremiyor. Çünkü grip vakalarının hepsi kayıtlara girmiyor. Bu yüzden rakamlarda artış olacağı kesindir. Şu ana kadar grip salgınından tüm eyaletler etkilenmiştir. Amerikan sağlık sisteminin başarısızlığı ölümlerin çok daha fazla olacağını gösteriyor. Dünyanın en gelişmiş ülkesindeki bu inanılmaz ölüm rakamları ABD liderliğinde ne kadar sağlıksız bir dünyada yaşadığımızı ifade ediyor. Şunu da söylemek gerekiyor ki, Çin’in aldığı önlemlerde Amerika’dan daha hassas davrandığı ortadadır.

Dünyanın en gelişmiş ülkelerine ev sahipliği eden Batı dünyası virüsler tarafından adeta yutulmuştur. Hâlbuki Covid-19 Çin’de Aralık 2019’da ortaya çıkmıştı. Oysa virüs Batı dünyasında etkisini mart başlarından sonra hissettirmeye başlamıştı. Peki, ne oldu da batıdaki vaka ve ölümler Çin’den daha kısa bir zamanda onlarca katına çıkmıştı. Batının sorunu virüsleri hafife mi almasıydı? Ya da batılı liderlerin beceriksizliği miydi? Daha da ötesi batı sisteminin yetersizliği miydi? Sorulacak o kadar soru var ki, nereden başlamalı bilinmiyor. Çünkü batılı medeniyetlerin en büyük temsilcilerinden İngiltere gibi bir ülkenin lideri çıkıp virüs ile ilgili hiç bir şey yapmayacaklarını açıklayabiliyor. Ölenler ölecek kalanlar kalacak diye açıklama da bulunuyor. Şimdi kendisi de yoğun bakımda virüs ile savaş veriyor. İnsan odaklı, demokrasinin beşiği dediğimiz batılı ülkelerinin insan hayatını nasıl hiçe saydığını tüm dünya olarak canlı izliyoruz. Batı’da orman kanunları geri gelmiş. Güçlü olanın yaşayacağı güçsüz olanın fakir olanın yaşlı olanın öleceği bir batı düzeni doğmuştu. Özgürlükler ülkesi Amerika’da Başkan Donald Trump 2 hafta içinde 2 uç açıklama ile kafaları karıştırıyordu. Önce Covid-19 virüsünün önemsiz olduğunu ifade ederken daha sonra acil durum ilan edebiliyordu.

ÇİN, RUSYA VE KÜBA YARDIM MELEKLERİ

500 yıllık batı hegemonyası altındaki dünyamızın virüs salgını ile mücadele de batılı sağlık sistemlerinin yetersizliği, gıda güvenliğinin olmayışı, toplum ve devletin birlikte hareket edemeyişinin başarısızlığı ortaya çıkmıştır. Batı’nın kriz yönetimini beceremediğini görüyoruz. Tek parti sisteminin hâkim olduğu Çin bile kritik karar almakta zorlanmıştır. Bu durum batılı demokrasilerde çok daha vahim sonuçlar yaratmış. Covid-19 konusunda ne yapacağını bilmeyen batılı demokrasiler karar alamıyor ya da geç kalıyordu. Avrupa Birliği’nin (AB) kurucu ülkelerinden ve G-7 ülkesi İtalya salgın ile boğuşurken AB ülkeleri yardımda bulunmuyor. Batıda dayanışma yok onun yerine korku, çaresizlik ve güvensizlik var. İtalya’ya yardım edenler Çin, Rusya ve Küba gibi batı dışı ülkelerdir. Ki, bunlar batı tarafından ambargo ve yaptırımlara uğramalarına rağmen yardım elini uzatan ülkeleridir. Rusya, Sırbistan’a 11 uçak yardım yollamıştır. Roma hastanelerinde Kübalı doktorlar, Roma depolarında Çin malzemeleri ve Roma sokaklarında Rus ordusu virüse karşı savaşıyordu. Çin şu an deneyimlerinin yanında maddi yardımlar ve tıbbi malzemeler ile 5 kıtada dünya üzerindeki ülkelerin yarısından fazlasına yardım etmektedir. Düşünün ki, İtalya’ya yurt dışından gelen 30 milyon maskenin 22 milyonu Çin’den gelmiştir. Çin şuan dünyanın sağlık cephaneliğine dönüştü. Oysa batı medeniyeti bırakın dünyaya yardım etmeyi kendisine bile yetememektedir. Avrupalı ülkeler ile Amerika arasında maske ve solunum cihazları savaşı başlamıştır. Birbirilerinin acil ihtiyaçlarına acımasızca el koymaktadırlar. ABD ve AB merkezli batı medeniyeti virüs testinden geçememiştir. ABD ve Avrupa, Çin’in virüs ile mücadelesine destek vermemiş tam tersi şu an yaptığı gibi devamlı Çin’i suçlamıştır. Oysa ABD’deki Covid-19 artışı sonucu Çinli online alışveriş devi Ali Baba’dan ABD’ye 500 bin test ekipmanı ve 1 milyon maske yardımı açıklanmıştır.

İşte dünya böyle tuhaf zamanlarda yol alırken batının daha virüs testi ile karşılaşmadan batının önemli merkez ülkelerinden Almanya’da Şubat 2020’de Münih Güvenlik Konferansı gerçekleşti. Konu ise oldukça çarpıcıydı: ‘Batısızlık…’ Batıya ait olan tüm kriterler zafiyet geçirmekteydi. Demokrasilerden dünyanın yarısından fazlası rahatsız, İnsan hakları konusunda ABD ve Avrupa’daki virüsler göstermiştir ki insan hayatının batıda hiç biri değeri yok. Piyasa ekonomisi için insanları ölüme bırakabilecek orta çağ kafası ortaya çıkmış. Uluslararası iş birliğine baktığımızda batı medeniyeti birbirine sınırlarını kapatmış, uçuşları yasaklamış, birbirine yardım etmeyi düşünmemektedir. Virüs konusunda liderler zirvesi bile yapılmamış. Uluslararası örgütleri ne ABD ne Avrupalı ülkeler ciddiye almıştır. Batı medeniyeti çözülme göstermektedir. Batı’da düzen, istikrar, kamu yararı çökmüştür.

BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜ

1963’ten beri devam eden konferanslarda ilk defa batı böyle bir konuyu ele alıyordu. Daha ilginci Batısızlık kavramını ne Rusya ne Çin ne Hindistan ne İslam ülkeleri dile getirmiştir. Bu kavram ile son 20 yıldaki batı hegemonyasının gerilediği tezinin sadece diğer aktörlerin ortaya attığı bir gerçek olmadığının da kanıtıdır. Ayrıca uzun zamandır batı medeniyeti insanlık için bir vizyon ortaya koymayı başaramamıştır. Batı dünyasının Avrupa ayağına baktığımızda fikir ve eylem birliğinden yoksun bir Avrupa vardır. Brexit süreci ile Birleşik Krallığın AB’den kopması AB projesinin sorgulanmasına ve başka kopuşların hayat bulabileceği gerçeğini göstermiştir. AB artık caydırıcılık etkisini askeri ve ekonomik olarak kaybetmiştir. Batı dünyaya güven vermiyor.Hatta batı kendi içini kendi boşaltmıştır diyebiliriz. Askeri olarak bir varlık ortaya koyamayan Avrupa 2008’den beri ekonomik olarak da bir durgun içerisinde debeleniyordu. AB liderleri Covid-19’a karşı ortak ekonomi politikası bile belirleyemedi. AB gemisi artık su alıyor ve rotasını kaybetmiş bir şekilde ilerlemeye çalışıyor.

Avrupa’daki durum iç karartıcıyken ABD’de de durum gittikçe kötüye gidiyordu. 11 Eylül saldırısından daha çok insanın öldüğü tarihin en büyük krizini yaşıyordu. Sonuçları 2008 krizinden daha büyük bir felakete yol açması bekleniyor. ABD tarihinin en derin Resesyonu hazırlık başladı. Özellikle tüccar bir başkanın Amerikan yönetimine geçtiğinden beri Amerikan iç ve dış politikasında belirsizlik hâkimdir. Şu an Amerika’da belli olan uzun vadeli tek strateji Çin tehdidi ve Çin düşmanlığıdır. Onun dışında ABD uluslararası topluma, uluslararası örgütlere hatta müttefiklerine saygı duymayan dikkate almayan etrafını duvarlar ile ören tek taraflı ve hukuk dışı hareket eden bir ülke imajını benimsemiştir. Başkan Trump Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bütçesini yarı yarıya düşürmüş. Artık ABD küresel toplumun ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Amerika barış yapıcı rolünden barış yıkıcı bir role bürünüyor. Şunu söyleyebiliriz ki, batı küresel sahnede güç kaybediyor ve gittikçe imajı zedeleniyor. Resme geniş açıdan baktığımızda sadece ABD’nin küresel liderliği sorgulanmıyor, Batının küresel liderliği her cephede gerileme yaşıyor.

Batısızlık tartışılırken Covid-19 ile batı medeniyetinin testi başlamıştır. Şu ana kadar batı medeniyeti sınıfta kalmış. Ne kendi batılı toplumları için ne de diğerleri için bir umut taşımaktadır. Birbirine yardım etmeyen, organize olamayan hatta birbirinin altını oyan bir batı medeniyeti bir virüs tarafından yıkılabilir duruma gelmiştir. Batı’nın derin ayrılıkları olduğunu böyle kriz zamanlarında daha iyi gördük. Batı yaşanan kriz sürecinden cazibesini yitirerek çıkıyor. Çin, Rusya, Küba gibi ülkelerin ise yumuşak gücü artıyor. NATO topraklarında Rus askerleri ve Çinli uzmanlar bizi karşılıyor. ABD’nin ulusal güvenlik belgelerindeki iki büyük tehlike (revizyonist güç) Çin ve Rusya’dan batı yardım alıyordu. Batı bu krizde küresel konumunu yitirmek üzeredir. Oysa Çin 21. Yüzyılın en büyük krizini yenmiştir.

Umur Tugay Yücel  / criturk.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

AdaletMedya İnstagram Hesabımız
ads