• DOLAR
    7,9701
  • EURO
    9,4633
  • ALTIN
    487,38
  • BIST
    1,1861
Bağlayıcı İlkeler Kapsamında İdari Yaptırımların Tatbik Edilebilirliği

Bağlayıcı İlkeler Kapsamında İdari Yaptırımların Tatbik Edilebilirliği

İdari para cezaları lafzından da anlaşılacağı üzere idari mercilerce (Bakanlıklar, Belediyeler, Emniyet Müdürlükleri) uygulanabilen ve tatbik edilebilen hukuki yaptırımları içeren düzenlemelerden ibarettir. Daha farklı bir anlatımla, idari makamlarca toplumun yaşayış ve düzeninin hukuki normlar dahilinde, ihlal edilen kurallar bütünü olarak para cezası şeklinde yaptırıma bağlanması sonucu tatbik edilen yaptırımlar bütünüdür.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan düzenlemeler kapsamında ihlal edilen kurallar, Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yer alan düzenlemeler çerçevesinde bağlayıcı olan idari yaptırımlar verilebilecek örneklerden sadece birkaçıdır. İdari para cezaları kapsamında her ne kadar verilen ceza hapis cezası olarak tatbik edilmeyip aynı zamanda kuralı ihlal eden kişinin adli sicil kaydına etki etmese de, idarenin toplumda düzeni sağlaması açısından cezaların hukuka uygun olarak tatbik edilmesi hukuk devletinin en büyük gerekliliklerinden birisidir.

Son zamanda ana haber bültenleri ve çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından idare getirilen idari yaptırımlar kamuoyunda büyük yankı uyandırmaktadır. 07/11/1996 tarihinde yürürlüğe giren TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN ZARARLARININ ÖNLENMESİ VE KONTROLÜ HAKKINDA KANUN kapsamında yer alan düzenlemelerde kanunun amacı olarak,“kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından, bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tertip ve tedbirleri almak ve herkesin temiz hava soluyabilmesinin sağlanması yönünde düzenlemeler yapmaktır.” şeklinde düzenlemenin uygulanabilirliği ve uygulanma amacı açıkça belirtilmiştir. Aynı zamanda yine kamuoyu tarafından son zamanlar tartışma konusu olan araç içerisinde tütün ürün ve mamulleri kullanan kişilere 153 TL idari para cezası uygulanır şeklinde yapılan düzenleme de aslında, idari yaptırımların gündelik hayatımızı büyük önemde şekillendirdiğini ve yaşamımızda uygulanabilirlik açısından her türlü eylemlerimiz ve hareketlerimizin yaptırıma bağlanabilirliğini açıkça göstermektedir.

İdari para cezaları, idari yaptırımı uygulayan idare tarafından belirli ödeme koşulları çerçevesinde uygulanabildiği gibi, belirli bir süre içerisinde ödenmediği takdirde belirli oranda indirim miktarı hakkından yararlanamayarak cezanın miktarı kadar ödenmesi mecburiyeti de yaratmaktadır.Örneğin, trafik polis memurları tarafından yazılan bir idari para cezasının tefhiminden ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödendiği takdirde cezadan %25 indirim yapılması mümkün iken, söz konusu belirlenen süre içerisinde ödenmediği takdirde cezanın ancak indirimsiz hali üzerinden ödenmesi mümkün olacaktır. Bu sebeple de, idare tarafından çok geniş uygulama alanı olan idari yaptırımların belirli hak düşürücü süreler içerisinde ödenmesi de önem arz etmektedir.

Ancak, söz konusu yaptırımlar her ne kadar uygulandığı mevzuatlar kapsamında para cezası şeklinde tatbik edilse de, yaptırımların bağlayıcılık kazandığı mevzuatlar ve yönetmeliklerce belirlilik ve ölçülülük ilkesi kapsamında uygulanılması gerekliliği hususu göz ardı edilmemelidir.

Ölçülülük ilkesinin en büyük unsurlarından bir tanesi, uygulanması gereken yaptırımların ilgili yönetmelikler ve mevzuatlar kapsamında toplumun örf ve adetleri doğrultusunda idare ve birey arasında silahların eşitliği ilkesine bağlı kalınması zorunluluğudur. Söz konusu yaptırımlar kapsamında, idare ispat yükümlülüğü altında olmadı gibi itiraz edilen süreç kapsamında dahi idari para cezasının ödenmesini şart koşması ölçülülük unsurunun yaptırımlar  hususunda ne kadar önemli bir rol oynadığını açıkça göstermektedir.

İdari yaptırımların diğer en önemli unsurlarının bir tanesi ise belirlilik ilkesidir. Belirlilik ilkesi kapsamında, idare bireye uygulanan idari yaptırımın hangi mevzuat hükümlerine aykırılık sonucu yaptırıma bağlandığı ve söz konusu ihlal edilen kural neticesinde verilecek olan cezanın ne olduğu açıkça belirtilmelidir. Hukuk devletinin en temel gereksinimlerinden bir tanesi olan ve günümüzde asgari hukuk bilgisi bile ayırt edimi basit olan en temel unsurların başında bireyin yapmış olduğu eylem neticesinde cezalandırıldığı hükümlerin belirli ve açık olması gelmektedir. Konunun izahı açısından örnek vermek gerekir ise, araç içerisinde tütün ürün ve mamulleri kullanan kişilere 153 TL idari para cezası uygulanır şeklinde hükme bağlanan idari yaptırım neticesinde uygulanacak olan cezanın ne olduğu ve hangi durumları ihlal eden sürücülere uygulanacağını açıkça belirtilmiştir. Bu durumda, belirlilik ilkesinin en önemli getirilerinden bir tanesinin de idare tarafından keyfi ve hukuka aykırı yaptırımlarla cezaların tatbik edilmesini zorlaştırdığı açıkça görülmektedir.

Belirlilik ve ölçülülük ilkesi yaptırımların hukukiliği konusunda da büyük derecede önem arz etmektedir. Söz konusu yaptırımların idarece uygulanması ve hukuk normunda silahların eşitliği ilkesi ile yaptırıma bağlanan cezaların hukuka uygun olması gerekliliği, ilkeleri daha da büyük önem arz eder hale getirmiştir. Yaptırımların kamu gücü vasfı ile uygulanması idari yaptırımlara karşı bireylere de belirli güvencelerin verilmesi ihtiyacını doğurmuştur. İdarece her ne kadar toplumda asayiş ve düzeni sağlamak maksadı ile belirli yaptırımların getirilmesi ve uygulanması amaçlansa da, her zaman olabileceği gibi yaptırımların keyfi ve maksadını aşan uygulamalara dönüşmesi de söz konusu olabilmektedir. Bu sebeple de, hukuk devletleri tarafından belirli yaptırımlara bağlanan idari kuralların ilkelere bağlı kalınarak uygulanması gerekliliğinin önem arz ettiği açıkça ortadadır.

İdari yaptırımların hukuk düzleminde yer aldığı yaptırımlardan ziyade, kamuoyunda oluşturduğu yankı neticesinde uygulanabilirlik açısından uygulamada belirli soru işaretlerine neden olmaktadır. Özellikle yaptırıma bağlanan idari cezaların tebliğ edildiği takdirde ilgili hukuki mercie itiraz konusunda sorun yaşandığı sıklıkla görülmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, hangi idari merci tarafından idari para cezası veyahut yaptırım uygulanmış olursa olsun itiraz mercii tarafından Sulh Ceza Hakimlikleri görevlidir. Bu sebeple de, idari kurum veya organ fark etmeksizin itiraz edilmesi gereken cezaların tek bir itiraz organına bağlanması idari merciin uygulamada bireylere kolay ve etkin bir itiraz yolu sunduğunu açıkça göstermektedir.

Sonuç olarak, idari yaptırımlar söz konusu ilkeler dahilinde bireylerin yaşamış olduğu toplumda üstün kamu yararına hizmet etmek üzere belirli kanunlar ve sıklıkla yönetmeliklerle yaptırıma bağlanması şeklinde bireyleri belirli hukuki normlar kapsamında tutabilmek adına düzenlenen ve tatbik edilen uygulamalar bütünü olarak ele alınmaktadır. Söz konusu kuralların tatbik edilebilirliği ve uygulanabilirliğinin genişliği de yaşanılan toplumun sosyal ve kültürel etkenlerle değişebileceğini göz ardı etmeme gerçeğini bir kez daha net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Umut Can TEKİN

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

+ AdaletMedya İnstagram Hesabımızı Takip Edin
ads