• DOLAR
    5,8978
    %0,70
  • EURO
    6,5417
    %0,18
  • ALTIN
    295,77
    %1,09
  • BIST
    7,6834
    %0,24
Av. Aysel Aba KESİCİ
Av. Aysel  Aba KESİCİ
emailgizli@adaletmedya.net
Bir Avukatın Gözünden İstanbul
  • 24 Haziran 2019 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Bir seçimi daha geride bıraktık, ve İstanbul Büyükşehir belediye başkanı seçildi. Öncelikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Ekrem İmamoğlu’nu kutluyorum. Yeni İstanbul nasıl olacak, bu benim için merak konusu, çünkü eski İstanbul insanının, İstanbul’un zor koşulları sebebiyle artık yüzü hiç gülmüyordu. İstanbul Türkiye’nin, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel merkezidir. İstanbul’un memnuniyetsizliği ve tercihi aslında Türkiye’nin memnuniyetsizliği ve tercihidir. Bu durumun bir salgın hastalık gibi bütün Türkiye’ye sirayet edeceği, kesindir. İstanbul’u memnun eden bir siyaset, Türkiye’nin teveccühünü uzun zaman beklemez ve Türkiye’de bu talebi bekletmez.  İstanbul’un yüzünü güldürmek, bütün Türkiye’de kocaman bir tebessüme sebep olur.

 

Hepimiz toplu taşıma araçlarına bineriz ya da yolda yürürüz, etrafımızı gözlemleriz, mutlu insan profili çok az ya da hiç yoktur ve bunun sebebinin Sosyo-ekonomik yaşam koşulları olduğunu hepimiz gayet iyi biliriz. İstanbul belediyesinin doğru ve yerinde uygulamaları, elbette bütün sorunların çözümüne yetmez, ama bu icraat, merkezi hükümetin, İstanbul’u dikkate alarak kendini gözden geçirmesini sağlar. Eğer merkezi hükümet kendini gözden geçirmiyorsa, aynı dip dalga merkezi hükümeti yerinden eder.

 

İnsanların çoğunluğu,   asgari insani yaşam şartlarına sahip değildir.   Yoksulluk ya da açlık sınırı verilerinin altında yaşamaktadır. Bu en ağır sorun olarak göze çarpmaktadır. Belediyenin imkanlarıyla ne orandan istihdam yaratılabilir ve dolayısıyla hem işsizliğe hem de yoksulluğa çare olunabilir, doğrusu bu hayati bir sorudur ve bir tek kentin imkanlarıyla buna çözüm bulmak olanaksız gibidir. Bununla paralel olarak çarpık ve dikey kentleşme ile ulaşım sorunu büyükşehir insanının mutsuz yüzünün sebeplerinden bir kaçıdır.  Yapılan her bir plazada neredeyse Anadolu’nun bir ilçesi kadar insan yaşamaktadır ya da çalışmaktadır. Bu plazaların çevresi bu insanlara yetecek kadar geniş ve yeşil değildir.

 

İstanbul’a yaklaşık 20 yıl önce geldiğimde, İstiklal caddesini görünce hayran kalmıştım,  hayran kalmamın tek sebebi yol boyu sıralanan yemyeşil ağaçlardı. Bu anımı hiç unutmadım ve hafızamdan silinmesine izin vermedim. Nasıl izin verebilirdim ki, müthiş bir insan ve yeşil karnavalı gibiydi ve hem etkileyici hem de çok doğal hayat alanıydı. Şimdi ise sadece yol boyu insan seli görüyorum. Huzur veren yeşilin yerine betonun tercih edilmesini uygun gören zihniyet kabul edilebilir bir zihniyet değildir. İstanbul’un yeşil, nezih, nefes alan, güzel elit semtleri de mevcuttur, ama bu semtlerin de yüksek gelire sahip insanlara hitap ettiğini görmekteyiz. Toplumun yoksul ve kalabalık semtleri ile neredeyse aralarında bir uçurum vardır.

 

Komedyen Cihan TALAY bir oyununda “Şirinevler köprüsünden Ataköye geçince cehennemden cennete geçmiş gibi oluyorum” derken tamda bunu anlatmaktadır. Şirinevler ve Ataköyü ayıran sadece bir üst geçittir. Ataköydeki binaların arası geniş yeşil ve sakindir. Şirinevleri gezenler bilir. Binalar dip dibe, kalabalık ve yeşilden yoksundur. İki yan yana semtin arasında bu kadar uçurum olması  çarpık bir sosyo-ekonomik   durumun göstergesidir.

 

Peki sorarım size, Belediye kanunları her ilçe de farklı mıdır? Tabi ki hayır yasalar her yerde yasadır ve her yere eşit uygulanmalıdır. Büyükşehir Belediye Başkanının ve birçok belediye başkanının değişmiş olması umarım bu durumu, bir nebze tersine çevirir. Bu ülkede binlerce engelli trafik ve kaldırım sebebi ile sokağa bile çıkamamaktadır. Çünkü Toplu taşıma araçlarımızın çoğu buna uygun değildir. Trafik denetlemelerinin iyi yapılamaması, araçların engelli geçişlerini engelleyecek şekilde parketmiş olmaları   ve esnafların kaldırımları işgali sebebi ile engellileri engellediği gibi biz engelsiz insanların bile hayatını zorlaştırmaktadır.

 

Daha önce yazdığım ENGELLİNİN İSYANI yazımda bahsettiğim şahit olduğum bir olayı yine burada yazmak isterim. Bakırköy adliyesine duruşmama yetişmeye çalışırken bacaklarından engelli bir vatandaşın bir araca isyan edercesine yumruklaması içler acısıydı. Bu olay biz engelsiz insanlar bile yolda zor yürürken engelli insanlarımızın neden sokağa çıkmadığının göstergesidir. Bu sorunların çözülmesi ancak iyi bir belediyecilik ile olur. Umarım bundan sonra her şey güzel olur.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?