7406 Sayılı Yasa Değişikliği İle Getirilen “Soruşturma İzni”nin Doktor ve Diğer Sağlık Çalışanları Hakkındaki Derdest Soruşturma ve Kovuşturmalara Etkisi

Doktor Ve Diğer Sağlık Çalışanlarının Ceza Soruşturmalarında İzin Sistemi 27/05/2022 tarihli Resmi Gazete Yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı “   Türk Ceza Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanlarının mesleğin icrası kapsamında yaptıkları tıbbi işlem ve uygulamalardan kaynaklanan suçlar nedeniyle adli soruşturma yapılabilmesi için var olan “izin kurumu” gözden […]

27/05/2022 tarihli Resmi Gazete Yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı “   Türk Ceza Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanlarının mesleğin icrası kapsamında yaptıkları tıbbi işlem ve uygulamalardan kaynaklanan suçlar nedeniyle adli soruşturma yapılabilmesi için var olan “izin kurumu” gözden geçirilerek yeniden düzenlenmiştir. Nitekim 7406 sayılı Kanunla 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanun’una eklenen EK-18. Maddeye göre, “Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir…”.

2-Geçiş Hükümleri

7406 sayılı yasanın 15.madesiyle 3359 sayılı Kanuna geçici 13.madde eklenerek değindiğimiz Ek 18 inci maddeyle getirilen düzenlemelere ilişkin geçiş hükümleri belirlenmiştir. Düzenlemeye göre, “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur”.

Düzenlemeden de anlaşıldığı üzere;

  1. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hakkında, bu maddenin birinci fıkrasıyla getirilen izin usulü uygulanmayacak, bu kişiler anılan Kanunun 53 üncü maddesinde düzenlenen usule tabi olmaya devam edecektir.
  2. İzin verilmesine veya verilmemesine dair kesinleşmiş kararın bulunması: Geçici 13.madde gereğince 4483 sayılı Kanun kapsamında haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni kararı bulunanlar bakımından dava şartı gerçekleşmiş olduğundan, usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak Mesleki Sorumluluk Kurulundan yeniden izin istenilmesine gerek görülmemiş, mevcut soruşturma ve kovuşturmalara aynen devam olunacağı hükme bağlanmıştır. Aynı hüküm gereğince  4483 sayılı Kanun kapsamında haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilmeme veya işleme koymama kararı bulunanlar bakımından ise soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi zaten mümkün olmadığından, ek 18 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında yeniden işlem yapılması söz konusu olmayacaktır.

 

3-Görüşümüz: Derdest Soruşturma Ve Kovuşturmalarda Uygulama Nasıl Olmalıdır?

  1. Şayet düzenlemeyi salt usul hukuku kuralı olarak kabul edersek, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları hakkında (davanın açıldığı tarihte) doğrudan dava açmayı engelleyen bir düzenleme bulunmadığından, dolayısıyla kamu davası o tarih itibariyle meri usul kurallarına uygun olarak açıldığından,  Mesleki Sorumluluk Kurulundan izin alınmasına gerek yoktur şeklinde bir sonuca ulaşmak mümkündür. Zira usul hukukunda geçerli derhal uygulama ilkesi gereğince kamu davasının açılmasında izin koşuluna yer veren yeni (7406 sayılı) düzenleme, tamamlanmış işlemleri geçersiz hale getirmez ve dolayısıyla devam eden yargılamada uygulanamaz.
  2. Buna karşılık söz konusu düzenlemeyi usul kuralı olmasının yanı sıra maddi hukuk bakımından sonuç doğuran karma nitelikte bir düzenleme olarak kabul edersek, bu takdirde de özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının yaptıkları tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle halen yürütülen kovuşturmalarda da Mesleki Sorumluluk Kurulundan izin alınması gerekeceği sonucuna ulaşırız.

  3. Uygulamaya gelince ; geçmiş yasa (örneğin uzlaştırma, HAGB[2]) değişikliklerindeki uygulamalara baktığımızda, getirilen izin müessesesinin muhakeme şartı ve dolayısıyla dava engeli olmasından ötürü 7406 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan soruşturmaların yanı sıra kovuşturmalar da söz konusu Mesleki Sorumluluk Kurulundan izin alınması yoluna gideceğini öngörüyoruz. Dolayısıyla kovuşturma aşamasında ilk derece mahkemesinin CMK 223/8. madde gereğince durma kararı vererek Mesleki Sorumluluk Kurulundan izin talebinde bulunacağını, istinaf veya temyiz aşamasındaki dosyalar bakımından ise  da izin alınmak üzere bozma kararı verileceğini düşünüyoruz.

 

Kaynakça:

[1] Ünver-Hakeri,  Ceza Muhakemesi Hukuku, C.2, s. 91. “Bilindiği üzere, usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça “hemen ve derhal uygulanma” ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Usul Kanunlarında yapılan değişiklikler, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine geçmişe yürümezler. … önceki kanunun yürürlükte bulunduğu dönemde o kanuna uygun olarak gerçekleştirilen işlemlerin geçersizliği neticesini doğurmayacağı gibi, yenilenmesini de gerektirmeyecektir” (YCGK, 14.09.2021,    2020/474 -2021/39). [2]Örneğin bkz. “…uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik CMK’nun 253. ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu”(Y.7.CD,07/12/2021,2021/15351- 2021/16745 ). “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi CGK.nun 19.02.2008 gün ve 346-25; 17.02.2009 gün ve 36-35 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere usul hukuku yanında maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçları da olan bir kurumdur” (Y.8. CD,  , 28.11.2016 , 2016/10912 – 2016/10841).
Exit mobile version