• DOLAR
    5,7047
    %0,13
  • EURO
    6,3180
    %0,09
  • ALTIN
    269,74
    %0,01
  • BIST
    106.781
    %-0,70
Av. Begüm GÜREL
Av. Begüm  GÜREL
gizlimaill@adaletmedya.net
Yardım Nafakası
  • 29 Ağustos 2019 Perşembe
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Nafaka ile ilgili olarak Türk Medeni Kanunu’nda çeşitli düzenlemeler mevcuttur. Bu düzenlemeleri incelemeye geçmeden önce nafakanın tanımını yapmak gerekmektedir. Nafaka; bir kişinin geçimini normal bir düzeyde karşılayamayacak şekilde yoksulluğa düşmüş eşine veya boşanmış olunan eski eşine, çocuğuna veyahut boşanmadan bağımsız olarak yakın birakrabasına(alt soy, üst soy ve kardeş) ödeme yükümlülüğü olan kimsenin maddi desteği yaniparasal yardımıdır.

Kanunumuzda pek çok nafaka çeşidi öngörülmüştür. Bunlar; tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yazımızın konusu olan yardım nafakasıdır. Yardım nafakası, saydığımız diğer nafakalardan oldukça farklıdır. Bu yazımızda yardım nafakasının koşullarını, kimlerin bu nafakayı talep edebileceğini, talep etme usulünü ayrıntılı olarak ele almaya çalışacağız.

NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Yardım nafakası bir boşanma davasından bağımsız olarak kan hısımlığıyla alakalı bir akrabalık ilişkisinin de gerekliliği olarak belki de toplumsal etik kurallarımızın değerlendirilmesiyle ortaya çıkmış bir nafaka çeşididir. Doktrinde ve uygulamada bu nafakaya amacına uygun olarak yardım nafakası denilmektedir.

TMK md 364/1’e göre, nafaka yükümlüsü olanlar, üstsoy ve altsoy kan hısımları ile kardeşlerdir. Üstsoy ve altsoy hısımlar, hangi derecede olursa olsun yardım nafakası ile yükümlüdürler. Büyük baba, şartları gerçekleşmişse, torununa nafaka ödemek zorunda olduğu gibi, bir kimsenin torun çocuğu da babasının büyük babasına nafaka ödeme yükümlülüğü altındadır. Yani tartışmasız üst soy ve alt soyun nafaka konusunda yükümlü oldukları aşikârdır. Kardeşler bakımından ise kardeşin refah seviyesi önem arz etmektedir.

MK md 364/1’de sayılanlar dışındaki hısımların ne nafaka ödemeye yönelik bir kanuni yükümlülükleri vardır ne de nafaka talep edebilirler.

Yukarıda sayılan kişiler aynı zamanda yardım nafakası isteme hakkına sahip olan kişilerdir. Bir başka deyişle; yardım nafakası yükümlülüğü çift yönlü bir kurumdur.

YARDIM NAFAKASININ KOŞULLARI

-Nafaka talep eden kimse, kendisine yardım edilmediği takdirde, yoksulluğa düşecek olmalıdır.

Yardım nafakası talep eden kimse geçinebilmek için gerekli maddi unsurlardan yoksun olabilir. Burada önemli olan yoksulluğun somut bir şekilde varlığı değildir. Yoksulluğun gerçekleşebilme ihtimali de bu nafakanın talebini ve nafakanın bağlanmasını engellemez.

-Nafaka isteyen kimse iyi niyetli olmalıdır.

Yardım nafakası talep eden kimse çalışabilir bir güce sahip değilse; veyahut kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa iyi niyetli olduğu kabul edilir.

-Nafaka ödemesi yapacak olanın ödeme gücünün bulunması gerekir.

Kendisinden yardım nafakası talep edilen kimse öncelikle kendi yaşam standartlarını normal bir seviyeye getirdikten sonra, yardım nafakası kapsamında nafaka ödemekle yükümlendirilebilir. Herhangi bir geliri olmayan kimseden yardım nafakası talep edilmesi ve bu kapsamda yardım nafakasını ödeme yükümlülüğünün yüklenmesinin imkânı yoktur.

YARDIM NAFAKASINDA SIRA

Medeni kanun, nafaka yükümlüsünün birden fazla olması halinde, nafakayı talep edenin bunlardan birine başvurmasını engelleyip, adil bir düzen getirmek amacıyla md. 365/1’de bir sıralama öngörmüştür. Buna göre; “Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.” İlk sırada talepte bulunanın altsoyu, ikinci sırada ana ve babası, üçüncü sırada refah halinde olmaları şartıyla kardeşleri nihayet dördüncü sırada büyük anaları be büyük babaları nafaka ödeyecektir.

YARDIM NAFAKASINDA KUSUR

Toplumsal hayatta bireyler iş hayatındaki aksaklıklardan veyahutkendi başarısızlıklarından bir başka ifadeyle; kendi kusurlarından dolayı yoksulluğa düşmüş olabilirler. İşte bu noktada bu kimselere yardımlayükümlü olanlar bu yükümlülüklerinden sırf kendi kusurları nedeniyleyoksulluğa düştüler diye yardım etmekten kaçınamazlar. Nitekim Yargıtay’ın da görüşü bu yöndedir.

YARDIM NAFAKASINDA YOKSULLUK KAVRAMININ ÖLÇÜTÜ

Yardım nafakasının tayininde kişinin yoksulluğa düşmüş olmasınıngerekliliğinden yukarıda bahsetmiştik.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir kararı gereğince “…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddivarlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamalarıkarşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesigerektiği…” vurgulanmıştır.Yardım nafakasının yoksulluğa düşmüş olduğunu iddia eden bir kimseye bağlanabilmesi için o kişinin geçimini sağlayamayacak, geçimini sağlayabilecek imkânlardan yoksun olmasını gerektirebilecek bir durumadüşmüş olması gerekir. Yani yoksulluk ölçütü değerlendirilirken sübjektif değil, objektif bir değerlendirme yapmak gerekir.

YARDIM NAFAKASININ MİKTARININ BELİRLENMESİ

Yardım nafakasının hâkim tarafından tayine edilmesi durumunda,Türk Medeni Kanunu bunun sınırlarını belirlemiştir. TMK md.365/2’ye göre;“Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüneuygun bir yardım isteminden ibarettir.”

Yani nafaka talep edenin geçinmesi için gereken miktar yardım nafakasında üst sınır, nafaka ödemesi yapan kimsenin ödeme gücü ise; yardımnafakasının alt sınırıdır.

YARDIM NAFAKASININ 18 YAŞINDAN SONRA ÖĞRENİM NEDENİYLE TALEP EDİLMESİ

4721 Sayılı Medeni Kanun’un 328.Maddesi uyarınca;“Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devameder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve babadurum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmaküzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”

Eğitim hayatı devam eden çocuğun, 18 yaşını doldurması sebebiyle eğitim hayatında yalnız bırakılması doğru bulunmamaktadır. Çocuğun eğitim masraflarını karşılamak adına anne ve babanınyükümlülüklerinin devamı gerekmektedir. Zira yukarıdaki kanun lafzında da yeterince açık bir şekilde “eğitimi sona erinceye kadar” denmeksuretiyle çocuğun durum ve koşullara uygun olarak anne babasından yardım talep etmesi mümkündür.

Nitekim, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararında; “Bu bağlamda; eğitimine devam eden reşit birey, kendi emek vegeliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise anne babadan öğreniminitamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir.Mahkemece yardım nafaka miktarı tayin edilirken; davacınınihtiyaçları ve davalının geliri birlikte göz önünde bulundurulmalı,TMK’nın 4’üncü maddesinde düzenlenmiş olan hakkaniyet ilkeside nazara alınmalıdır.

Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; üniversiteeğitimine devam eden reşit davacının, davalı babasından ve dava dışı annesinden öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteme hakkı bulunmaktadır.” denilmiştir.

YARDIM NAFAKASININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Yardım nafakası talep hakkı ya da yükümlülüğü mirasçılara geçmez

– Yardım nafakası kural olarak üçüncü kişiye devredilemez.  Ancak muaccel olan alacak devredilebilecektir.

– Yardım nafakası alacağı ilama dayanıyorsa hiçbir şekilde haczedilemez. Ancak sözleşmeye dayanıyorsa kısmen haczedilebilir.

– Yardım nafakası isteme hakkından önceden feragat edilemez.

– Yardım nafakası isteme hakkı, Yargıtay’a göre kamu düzenine ilişkindir.

USUL HÜKÜMLERİ

Yardım nafakası davaları, taraflardan birinin yerleşim yeri aile mahkemesinde açılır. Davacı kural olarak yoksulluğa düşmüş olan altsoy, üstsoy ya da kardeşlerdir. Ancak md.365/4’e göre; eğer nafaka isteme hakkına sahip olan kimse resmi ya da kamuya yararlı bir dernek tarafından bakılıyorsa, dava bunlar tarafından da açılabilir. Bunun gibi md.366’ya göre; korunmaya muhtaç kişiler bununla yükümlü kurumlar tarafından bakılacakları için bu kurumlar yapmış oldukları masrafları nafaka yükümlüsünden isteyebilirler. Davalı ise, nafaka yükümlüsü olan kişi ya da kişilerdir.

Davacı yoksulluk içinde olduğunu ve nafaka istediği kişi ile arasında, nafaka ödenmesini gerektirecek bir hısımlık bağının bulunduğunu ispat edecektir. Davalının ödeme gücünü ise davacı ispat etmek zorunda değildir. Aksine ödeme gücünün olmadığını davalı ispat edecektir.

Yardım nafakası, içtihadı birleştirme kararına göre kararın kesinleştiği andan değil, davanın açıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Nafaka ödeme yükümlülüğü, talep eden ve ödeyenin ölmesi ile kendiliğinden sona erer. Yardım nafakası almakta olan şahsın evlenmesi halinde de yardım nafakası sona erer. Nafaka alacaklısının herhangi bir şekilde yoksulluğu sona erer veya kendisi çalışabilecek duruma gelirse yine yardım nafakası sona erecektir. Taraflar, değişen koşullara göre yardım nafakası miktarının artırılmasını ve azaltılmasını dava ile talep edebilirler.

SONUÇ

Kanun koyucu, Türk Medeni Kanunu İkinci Bölümünde “Aile” yi düzenlemiş,Birinci Ayırımda “Nafaka Yükümlülüğü” nü hüküm altına almıştır (TMK md.364-366). Bu düzenleme ile aile fertlerinin birbirlerine yardım etmelerini, sadece ahlaki bir yükümlülük olarak kalmasına müsaade etmemiş, bunu hukuki bir yükümlülük haline getirmiştir.

Yardım nafakası, sadece çekirdek aile içerisinde değil üstsoy, altsoy ile kardeşler için de karşılılık esasına dayanabilir. Bununla birlikte nafaka isteminde bulunma hakkına sahip olan kimseye, resmi veya kamuya yararlı bir kurumda bakılmakta ise, bu kurum veya bu kurumun bağlı olduğu idare, nafaka yükümlüsü olan kimseden yardım nafakası isteminde bulunabilir. Yardım nafakası için 2 koşulun bulunması gerekmektedir. Birincisi, istemde bulunulması, ikincisi, yoksulluk hali ki burada kişinin yoksul olmasının yanında yardım almadığı takdirde yoksulluğa düşecek olması hali de dikkate alınacaktır. Bu halin, gerçek ve samimi olması gerekir.

Son olarak yardım nafakası, alacaklının ya da borçlunun ölümü ile kendiliğinden sona erecektir. Yardım nafakası almakta olan şahsın evlenmesi halinde de yardım nafakası sona erer. Nafaka alacaklısının herhangi bir şekilde yoksulluğu sona erer veya kendisi çalışabilecek duruma gelirse yine yardım nafakası sona erecektir.

 

Av. Begüm GÜREL

(Stj. Av. Selin Salur)

 

KAYNAKÇA

1.) DURAL, Mustafa/ÖZ, Turgut: Türk özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, 10. Baskı, İstanbul, 2015.

2.) ÜNSAL, Yağmur: Nafaka Çeşitleri ve Koşulları, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 90, Sayı 5, Eylül 2016, s. 204-223.

3.) ÖZDEMİR, Hayrunnisa: Yargıtay Kararları Işığında Türk Medeni Hukukunda Yardım Nafakası, Terazi Hukuk Dergisi, Cilt 9, Sayı 100, Aralık 2014, s. 65-78.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Yardım Nafakası

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?