• DOLAR
    5,8890
    %0,55
  • EURO
    6,5329
    %0,05
  • ALTIN
    294,89
    %0,79
  • BIST
    7,6666
    %0,02
Av. Ahmet Kadir ALPARSLAN
Av. Ahmet Kadir  ALPARSLAN
mailadresi.gizli@adaletya.net
Türk Ceza Kanunu’nda İşkence Suçu
  • 15 Aralık 2019 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

İşkence kelime anlamı olarak Bir kimseye maddi veya manevi olarak yapılan aşırı eziyet demektir. İşkence suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.94’te “İşkence ve Eziyet” başlıklı bölümde geniş anlamda düzenlenmiştir. düzenlenmiştir.. İlgili kanun maddesinde; insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı veren, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine sebep olan ve aşağılayıcı nitelikteki davranışların tamamının işkence suçunu oluşturacağı belirtilmiştir.

Bu suçun maddi unsuruna baktığımızda fiil icrai veya ihmali bir davranışla gerçekleştirilebilmektedir. Bu suç kanun koyucu tarafından fiil yönünden seçimlik hareketli bir suç kapsamına alınmıştır. İnsan onurunu ihlal edip etmediği ise her somut olaya göre ayrı olarak değerlendirecek bir kriter oluşturmaktadır. İnsan onuruna aykırı her davranış bu yönüyle her zaman işkence suçunu oluşturmamaktadır.  Bu suç kalıbı ayrıca belirli bir süreç içerisinde sistematik olarak işlenebilmektedir. İşkence suçunun ihmali hareketle işlenmesi durumundan bahsetmek gerekirse örneğin; göz altındaki bir kimseye yemek verilmemesi veya tuvalete gönderilmemesi gibi fiiller oluşturabilmektedir.

Bu suçun faili yönünden bakacak olursak, kanun koyucu bu suçu özgü suç kapsamında tanımlamaktadır. Bu suçun faili ancak kamu görevlisi olmaktadır ve bu konuda herhangi bir sınırlamada bulunmamaktadır yani her kamu görevlisi bu suçun faili olabilmektedir. Ayrıca bu suçun oluşabilmesi için kamu görevlisin görevi dolayısıyla fiilleri gerçekleştirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde failin uygulamış olduğu fiiller Türk Ceza Kanunu’nun 96. Maddesinde bulunan eziyet suçunu oluşturacaktır.

Bu suçun mağduru ise Türk Ceza Kanunu 94.maddesinde belirtildiği üzere kamu görevlisinin göreviyle ilgili illiyet bağı bulunan herkes olabilmektedir.

Bu suç konusunu ise işkenceye maruz kalmış olan kimsenin şerefi, haysiyeti, iç huzuru, vücut bütünlüğü ve yaşamı oluşturmaktadır.  Bu suç tür bakımından ise zarar suçuna vücut vermektedir. Suçun mağduru acı ve ızdıraba uğramaktadır.

Manevi unsur yönünden ele alacak olduğumuzda kanun koyucu bu suçu kasten işlenebileceğini tanımlamaktadır. Kamu görevlisinin fiillerini saik bir amaç doğrultusunda gerçekleşip, gerçekleşmediğinin bir önemi de bulunmamakta olup, fiil suçun oluşması için yeterli bulunmaktadır.

Suçun neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış hallerini de kanun koyucu özellikle belirtmiştir. İşkence suçu sonucu mağdurun konuşmada sürekli bir zorluğa, yüzünde sabit bir ize, duyularından ve organlarından birisinin sürekli zayıflamasına ve iyileşmesinin imkansız bir hale gelmesi yada bitkisel hayata girmesi, konuşma yada çocuk yapma olanağının yitirilmesi, çocuğunu düşürmesine neden oluşturması veya vücutta kemik kırılması yada ölüme sebebiyet olması hallerinde suçun neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış hallerini oluşturacağını Türk Ceza Kanunun madde 94’ün ilgili bentlerinde belirtmiştir.

Kanun koyucu işkence suçunun çocuğa, beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan bir kişiye yada gebe kadına karşı işlenmesini ise suçun nitelikli hali olarak belirtmiştir. Fiilin uygulama biçimi bakımından cinsel yönden taciz şeklinde işlenmesi durumu ise suçun diğer bir nitelikli haline vücut vermektedir.

Suçun hukuka aykırılık unsurunu incelediğimizde  ise suçun failinin kamu görevlisi olması sebebiyle kamu görevlisine amirinin veya yetkili bir merciinin emri ile bu suçu işlemesi hukuku uygunluk nedeni sayılmamaktadır. Bu durumda hem emri veren hem de emri alan suçun faili konumuna gelmektedir. Kişinin rızası bakımından bu suç tipinden kişinin rızası da herhangi bir hukuka uygunluk nedeni oluşturmamaktadır.

Teşebbüs bakımından icra hareketleri bölünebildiği durumlarda suça teşebbüste mümkün hale gelmektedir. Örneğin kamu görevlisinin kemerini çıkartıp  mağdura işkence yapacağı sırada amirinin odaya girerek engellemesi gibi durumlarda teşebbüsün görünüş şeklidir. Elverişli hareketlerle suçun icrasına başlayan kamu görevlisi vazgeçme durumunda gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanabilir ve vazgeçme anına kadar oluşan suçlardan sorumlu olur.

İştirak yönünden bu suç özgü suç kapsamında bulunduğundan dolayı ancak kamu görevlisi faili olabilmektedir. İştirak edenler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu olmaktadır. Ancak bu suça iştirak edenlerde sorumluluk bakımından kamu görevlisi gibi sorumlu tutulmaktadır.

İçtima bakımından incelendiğinde bu suç tipinde zincirleme suç hükümleri değil, gerçek içtima hükümleri uygulanmaktadır ve fail her mağdur bakımından ayrı ayrı cezalandırılacaktır.

Bu suçun soruşturması ise re’sen savcılık tarafından yapılabilmektedir. Yaptırımı ise suçun basit şeklinin işlenmesi durumunda 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasıdır. Nitelikli unsurlarının bulunması durumunda 8 yıldan 15 yıla kadar hapis. Netice sebebiyle ağırlaşmış işkence bakımı durumunda 95 inci maddenin 1 inci fıkrası uyarınca ceza yarı oranında, 2 nci fıkrasında yazılı hallerde bir kat arttırılır. 95 inci maddenin 3 ncü fıkrasında belirtilen durumda 8 yıldan 15 yıla kadar hapis 4 üncü fıkrasında belirtilen durumda ise ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörülmüştür.

 

                                     Av. Ahmet Kadir Alparslan

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?