• DOLAR
    5,6913
    % 0,59
  • EURO
    6,3238
    % 0,90
  • ALTIN
    272,3742
    % -0,13
  • BIST
    103.072
    % 0,61
Savcı Dr. Suat ÇALIŞKAN
Savcı Dr. Suat  ÇALIŞKAN
bu.mail.gizlidir@adaletmedya.net
Gerekçeli Kararın Yetersiz Oluşu
  • 25 Ağustos 2019 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

CEZA YARGILAMASINDA YETERSİZ GEREKÇE KAVRAMI VE YARGITAY UYGULAMASI

Türk yargı sisteminde başta Yüksek Mahkemeler Danıştay ve Yargıtay olmak üzere mahkeme kararlarının büyük çoğunluğunun ya hiç gerekçe içermediği veya çağdaş ve teknik anlamda yeterli gerekçe içermediği eskiden beri eleştiri konusu yapılmaktadır[1].

Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı CMK’nin 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının mutlaka gerekçeli olması gerekmektedir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek ve uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır.[2]

Yargı kararlarının yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçe içermemesi halini, “yetersiz gerekçe” kavramı ile ifade edebiliriz.

YETERSİZ GEREKÇE KAVRAMINA ŞU HUSUSLAR GİRMEKTEDİR:

 

İÇERİKTE GEREKÇESİZLİK: Gerekçe, dosya içeriği ile uyumlu olmalı, gerekçede tarafların taleplerine esas olan iddia ve savunmalarına dayanak oluşturan önemli olgular tümü değerlendirilmeli ve kararın gerekçesinde gösterilmelidir.

Mahkemelerin, bir cümleden ibaret olan, “itiraz yerinde görülmemiştir” şeklindeki gerekçeleri içerikte gerekçesiz kararlardandır[3]. Yargıtay’ın “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara yasaya uygun gerektirici nedenlere özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre onama” şeklindeki kararları da gerekçesiz kararlardan olduğu ifade edilmektedir[4].

AİHM, içselleştirme şeklinde önceki karar gerekçesini aynen kabul etmeyi gerekçeli karar ilkesine aykırı görmektedir. Karar içeriğindeki gerekçede yetersizlik halinin; hem iç hukukta Anayasanın, hem de AİHM açısından Adil yargılanma hakkının ihlali olduğu tartışmasızdır[5].

 

SÖZDE GEREKÇE: Sözde gerekçe, içerikte yeterli gerekçe içermeme halinde olduğu kadar ağır olmamakla birlikte, yukarıda açıklanan usul kanunlarında belirtilen içeriğine dair sayılan hususlara yer verilmesine rağmen yeterli düzey ve yoğunlukta olmaması halidir.

Sözde gerekçe, maddi ve hukuki inceleme yapılmaksızın maddi ve hukuki unsurların özet ve yüzeysel biçimde açıklandığı, gerekçenin tartışılarak oluşturulmadığı, matbu ya da form şeklinde önceden hazırlanıp boşlukların doldurulması sureti hazırlanan gerekçelerdir[6].

Bunun yanı sıra, “tüm dosya kapsamı karşısında davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır” denilmiş olması da yasanın aradığı anlamda bir gerekçe değil ancak bir sözde gerekçe olacaktır[7]. Sadece bulunsun tarzında baştan savma gerekçeler Anayasa 141/3. maddesine ve genel olarak hukuk devleti ilkesine aykırıdır[8].

AİHM, iç hukukta kararların yeterli gerekçeden yoksun ya da gerekçenin detaylı olmamasını adil ve güvenli yargılama hakkının ihlali olarak kabul etmektedir[9].

 

SONUCU BAKIMINDAN HATALI GEREKÇE:

Sonucu bakımından hatalı gerekçe veya iç gerekçe noksanı kural olarak bir gerekçenin mevcut olduğu, ancak farklı yönde bir karara yol açabilecek ölçüde önemli olan unsurların tartışılmamış olması halinde ortaya çıkar[10]. Bu gerekçe içermeme halinde ne dış gerekçe (gerekçesizlik) noksanı ne de sözde gerekçeden söz edilir[11]. Zira gerekçe içermeme halinde hiç gerekçe olmadığı kabul edilir.

Sözde gerekçe halinde ise formüle edilmiş, bazen bir iki satırdan ibaret gerekçeler vardır. Oysa burada gerekçenin ayrıntıları ile tartışılmış unsurları vardır ancak bunlardan başka esasa etki edecek başka unsurlar tartışılmamıştır.

 

NİTELENDİRMEDE YETERSİZ GEREKÇE:

Bu halde, delillerin gerekçeli kararda nitelendirilmesinde hataya düşülerek, hâkim veya mahkemenin farklı sonuçta karar vermesidir. Yargılama makamı, elde edilen bütün unsurları tek başına ve birlikte değerlendirmesinde doğru hususlardan hareket ettiği halde mantık gereği yanlış sonuçlara vararak, nitelendirmede gerekçe noksanı veya çelişkili gerekçe halleri yaratmaktadır[12].

Gerekçe hukuk kuralları ve hüküm fıkrası ile maddi vakıa arasında bir köprü görevi yaptığından[13]gerekçenin hukuk kuralı ve mantık ve de tecrübe kurallarına ters düşmemesi gerektiğinden, aksi halde gerekçe noksanından söz edilir[14].

Olgu ve hukuk kurallarından hareket edildiği halde yanlış sonuçlara varılması bir çelişki olup, çelişkili bir kararda sağlıklı bir gerekçelendirme yapıldığı söz edilmez[15].

 

KISA KARARLA GEREKÇENİN ÇELİŞMESİ:

Bu “gerekçe içermeme” halinde kısa karar ile gerekçeli karar çelişmektedir. Kısa karardaki gerekçe ile gerekçeli karardaki gerekçe ve kabuller değişmemelidir. Kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki olduğu zaman Yargıtay kararı bozmaktadır[16].

 

KANUN MADDESİNİN TEKRARININ GEREKÇE SAYILMAMASI:

Gerekçelerin kanun maddesinin tekrarı şeklinde yazılması gerekçe olarak kabul edilmemektedir. Bu durum en çok ceza yargılamasında özellikle hâkimintakdirine bırakılmış hususlardan olan temel cezanın belirlenmesinde ve erteleme, paraya çevirme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi seçenek yaptırımların uygulanmasında, bu seçenek yaptırımların uygulanabilmesi için var olması gereken koşulların olayda değerlendirilmesi esnasında kanun maddesinde yazılı hususların tekrarı sureti ile ortaya çıkmaktadır.

AİHM de yasa maddelerinin tekrar edilmesinin gerekçe olarak kabul edilmeyeceğini ifade etmektedir. Georgiadis- Yunanistan davasında mahkeme yasa da geçen “büyük ihmal” kavramına yapılan atfı gerekçe olarak görmemiştir. Mahkeme bu kararı ile her somut uyuşmalık ya da talebin yasalar önünde sınanması ile ulaşılan sonucun bu uyuşmazlığın içeriğindeki özel nedenlerle açıklanmasını istemektedir[17].

Yargıtay, E. 1976/3-4, K. 1976/3 sayılı ve 7.6.1976 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, kanun maddesinin tekrarının gerekçe olmadığı hususu açık bir şekilde belirtilmiştir.

Yargıtay mahkeme kararlarının gerekçeli olduğunun kabulü için şu unsurların olması gerektiğini vurgulamaktadır:[18]

  1. Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 230. maddelerine uygun olmalı.
  2. Mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak düzeyde olmalı.
  3. Temyiz denetimine olanak verecek biçimde olmalı.
  4. Yargıtay’ın gerekçedeki denetim işlemini yerine getirmesini sağlayacak tüm unsurları içermeli.
  5. Kararın dayandığı tüm verileri göstermeli.
  6. Kararda yer verilen veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılmalı.
  7. Kararda suçun öğeleri ve kanıtlandığı kabul edilen olaylar açıkça gösterilmeli.

Yukarıda da ifade edildiği gibi yargı kararlarının gerekçeli olması halinde, tarafların ve yasa yolu denetim unsurlarının denetimi gerçekleşecek ve sonuç itibariyle ilgili öznelerin gerekli değerlendirmeyi yapabilmesi temin edilecektir.

Yetersiz gerekçe ili ilgili Yargıtay’ın pek çok kararına rastlamak mümkündür. Bu nedenle Yargıtay’ın yetersiz gerekçe ile ilgili uygulamalarını göstermek açısından birkaç örnek olaya değinmek faydalı olacaktır.

 

YARGITAY UYGULAMASI

 

Dosyadaki verilerle uyuşmayan değerlendirmeler

 

Yargıtay, iddianamede hakaret eyleminin gerçekleştiği yerin iş yeri içerisindeki oda olduğunun ifade edilmesi karşısında, aleniyet ögesinin ne şekilde oluştuğunun tartışılıp açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle cezanın yasal düzenleme gereğince artırılmasını hukuka aykırı bulmuştur.[19]

 

Yargıtay, sanığın ateş ederken her iki katılanın konteynırın içinde olup olmadığını bilip bilmediği de açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçe ile TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını bozma nedeni yapmıştır.[20]

 

HAGB şartlarının varlığına rağmen dosya ile uyumlu olmayan gerekçe ile HAGB uygulanmaması

 

Yargıtay, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, “sanığın sabıka kaydıyla belirlenen kişilik özellikleriyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat oluşmadığı” biçimindeki dosya kapsamıyla uyumlu olmayan yetersiz gerekçe ile CMK’nın 231. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesini hatalı bir uygulama olarak nitelendirmiştir.[21]

Beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi

 

Yargıtay, bir somut olayda sanıkların hırsızlık suçunu işlediklerine dair, müştekinin soyut iddiası dışında hukuka uygun, her türlü kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların atılı suçtan beraatları yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir.[22]

 

Hukuki nitelendirme hataları

 

Yargıtay, silahla tehdit suçundan verilen mahkûmiyet kararı ile ilgili olarak, sanığın eyleminin silahla yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasını hatalı bulmuştur.[23]

 

Hangi sanık ile ilgili hangi mağdura yönelik eylemle ilgili ne karar verildiği hususunun gerekçede belirgin olmaması

 

Yargıtay, sanık hakkında hangi maktule karşı beraat kararı verildiğinin belirlenemediği gibi, diğer maktul ve mağdura karşı açılan kamu davalarının da karşılanmadığı, bu şekilde gerekçeli kararın muğlak kaldığı olayda, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacağını belirtmiştir.[24]

Mağdurların anlatımları arasındaki çelişki giderilmeden hangi anlatımın hangi nedenle üstün tutulduğu açıklanmadan karar verilmesi

 

Yargıtay, bir kararında mağdurların anlatımları arasındaki çelişki giderilmeden hangi anlatımın hangi nedenle üstün tutulduğu tartışılıp açıklanmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle TCK’nın 43/2 maddesinin uygulanmasını bozma nedeni yapmıştır.[25]

 

Suçla ilgili esaslı unsurların yeterince aydınlatılamaması

 

Yargıtay, suçun ve delillerin nitelendirilmesini yeterli gerekçeye bağlanması gerekliliğini aramaktadır. Örneğin; sanığın iddianamede belirtilen sözleri söyleyerek çekiç gösterdiği hususunun yeterince aydınlatılamaması halinde, sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçe ile silahla tehdit suçundan karar verilmesini bozma nedeni yapmıştır.[26]

 

Suç oluşturan eylemlerin nelerden ibaret olduğunun karar gerekçesinde açıkça belirtilmesi zorunluluğu

 

Yargıtay, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilirken suç oluşturan eylemlerin nelerden ibaret olduğunun karar gerekçesinde açıkça belirtilip, tartışılması gerektiğini pek çok kararında vurgulamaktadır. Örneğin; sanıkların görevlilere karşı görevin yapılmaması için gerçekleştirdikleri cebir veya tehdit eylemlerinin nelerden ibaret olduğu tartışılıp değerlendirilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[27]

 

Mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesi

 

Yargıtay, suç delillerinin değerlendirilmesinde hataya düşülerek, mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken, beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bulmakta ve bu hususu yetersiz gerekçeye bağlamaktadır.[28]

 

Örneğin, sanığın kullandığı araçla olay yerinden ayrıldıkları olayda, aslı faile suçun işlenmesi sırasında ve sonrasında yardımda bulunan sanığın TCK’nin 39/2-c maddesi kapsamında kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan cezalandırılması yerine yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[29]

 

Örneğin; sanığın eyleminin TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu anlaşılmasına rağmen mahkumiyeti yerine yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedeni olacaktır.[30]

 

Tanık anlatımlarına neden itibar edilmediğinin açıklanması zorunluluğu

 

Yargıtay, tanığın anlatımlarına neden itibar edilmediğinin açıklanıp, tartışılmadan ve hangi anlatımın hangi nedenle üstün tutulduğu yöntemince açıklanmamasını “yetersiz gerekçe” olarak değerlendirmektedir.[31]

 

Tanıklar dinlenmeden, dosyadaki mevcut ifadeler arasında oluşan çelişki giderilmeden karar verilmesi

 

Yargıtay, kovuşturma aşamasında tanıklar dinlenmeden, dosyadaki mevcut ifadeler arasında oluşan çelişki giderilmeden hükme esas alınan deliller ile hangi beyana neden itibar edildiği karar yerinde açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmaktadır.[32]

 

Tatbiki ve temsili keşif yapılması zorunluluğu

 

Kovuşturma aşamasında bazen atılı suça ilişkin olarak keşif yapılarak yargılamadaki uyuşmazlığa ilişkin bazı soruların cevaplandırılması ihtiyacı ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda, keşif yapılarak suçun nitelendirilmesine yardımcı olacak soruların yanıtlanması gerekmektedir. Bu işlem yapılmadan karar verilmesi hem eksik incelemeye hem de yetersiz gerekçeye neden olacaktır.[33]

 

Detaylı kolluk araştırması yaptırılması ile hangi beyan ve delillere neden üstünlük tanındığının karar yerinde tartışılması

 

Bazen atılı suçla ilgili olarak suçun nitelendirilmesine yardımcı olabilecek detaylı kolluk araştırmasına ihtiyaç duyulabilir. Bu nedenle böyle bir durumda suçla ilgili detaylı araştırma yapılmamış ise, bu eksikliğin kovuşturma aşmasında giderilmesi gerekir. Bu işlem yapılmamış ise, hem eksik soruşturma hem de yetersiz gerekçe sorunu ortaya çıkacaktır.[34]

 

Sanığın delille ilgili hayatın olağan akışına uygun bir açıklama getirememesi

 

Örneğin, aracın camının kırılmasında kullanıldığından şüphelenilen seramik parçasınınüzerinden elde edilen DNA profilininsanıkla uyumlu olduğunun tespit edilmesi üzerine, sanığın savunmasında, seramik parçasında kendi kan örneğinin bulunmasına hayatın olağan akışına uygun bir açıklama getirememesi halinde, mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır. Bu hususun karar gerekçesinde işlenmemesi yetersiz gerekçe eleştirisi ile karşılaşacaktır.[35]

Katılanların aşamalardaki beyanları ve bu beyanı doğrulayan olay tutanağı ve adli muayene raporuna neden itibar edilmediğinin açıklanmaması

 

Bu durumda kararda yetersiz gerekçeye neden olacaktır. Örneğin, sanıkların atılı suçları işlediklerini beyan etmeleri, polis merkezi önünde gerçekleşen olay sonrası görevli memurlar tarafından tutulan olay tutanağında tarafların birbirlerini karşılıklı ölümle tehdit ettiklerinin belirtilmesi, doktor raporunda, katılanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir şekilde yaralandığının bildirilmesi ve benzeri durumlarda bu deliller ile ilgili bir değerlendirme yapmadan ve neden itibar edilmediği açıklanmadan beraat kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[36]

 

Davaların birleştirilmesi zorunluluğu

 

Bazen sanık ile ilgili aynı olaya ilişkin birden fazla dava olabilir. Bu davalar arasında birleştirme ve birlikte değerlendirilme zorunluluğu varsa, ya bu davalar birleştirilmeli veya diğer davanın onaylı örnekleri dosya içine dahil edilmelidir. Bu işlem yapılmadan karar verilmesi hem eksik inceleme hem de yetersiz gerekçe eleştirisi ile karşılaşacaktır.[37]

 

Müştekinin istikrarlı beyanları ile sanığın çelişkili savunmaları

 

Bu husus aslında, dosyadaki delillerin değerlendirilmesi ile ilgilidir. Şayet delillerin değerlendirilmesi sırasında yapılacak bir hatalı yorum eksik yetersiz gerekçe eleştirisi ile karşılaşacaktır. Bu nedenle delillerin yorumlanması sırasında hangi delile itibar edildiği, hangisine itibar edilmediği hükümde gösterilmelidir. Bu işlemde yapılacak bir hata yetersiz gerekçe eleştirisi ile karşılaşacaktır.[38]

 

Etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması

 

Şayet bir yargılamada sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekiyorsa, bu hususla ilgili işlemler yerine getirilmelidir. Örneğin, bir başka yargılama sonucu bu anlamda beklenecekse, bu eksiklik giderilmelidir. Bundan başka, etkin pişmanlık ile ilgili bir husus yerine getirilmesi gerekiyorsa, bu konudaki işlemler yerine getirilmelidir. Bu eksiklik giderilmeden karar verilmesi yetersiz gerekçe sorununa neden olabilecektir.[39]

 

Kanıt bulunmaması halinde ise beraat kararı verilmesi zorunluluğu

 

Kovuşturma aşamasında, sanık hakkında delil olmaması halinde beraat kararı verilmelidir.  Sanığın ne şekilde söz konusu suçları işlediği tartışılıp açıklanmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[40]

 

Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamını etkisiz kılacak şekilde karar verilmesi

 

Yerel mahkeme, bozma kararına uyduktan sonra bozma kararını etkisiz kılacak şekilde karar veremez. Bu şekilde karar verilmesi yetersiz gerekçe eleştirisi ile karşılaşacak ve verilen karar hukuka aykırı olacaktır.[41]

 

Suça konu belgelerin duruşmaya getirtilip incelenmesi zorunluluğu

 

Kovuşturma aşamasında, suça konu belgeler duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcı nitelikte olup olmadığının kararda tartışılması, denetime olanak verecek şekilde asıllarının dosya içine konulması gerekir. Bu zorunluluğa uymamaksuretiyle, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi bozma nedeni olarak değerlendirilecektir.[42]

 

Sanığın eyleminin suç oluşturmaması veya suçun unsurlarının kanıtlanamaması

 

Bu hallerde beraat kararı verilmesi gerekmektedir. Örneğin, tehdit suçunda, sanığın tehdit iddialarını kabul etmemesi, tanık beyanlarında tehdit suçu ile ilgili bir hususun yer almaması, görüntü tespit tutanağında tehdit suçuna ilişkin herhangi bir veri bulunmaması halinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince fail hakkında beraat kararı verilmelidir. Bu gibi durumlarda mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı olacak ve yetersiz gerekçe sorunu ortaya çıkacaktır.[43]

 

Suçun ispatına yarayacak bir hususun araştırılmaması

 

Kovuşturma aşamasında atılı suç ile ilgili tüm delillerin toplanması gerekir.

Örneğin, internet üzerinden işlenen bir suçta, elektronik posta adresi kullanıcısının kimliğinin araştırılması ve beyanının tespiti sonucu sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir. Bu işlem yapılmadan karar verilmesi halinde, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe söz konusu olacaktır.[44]

 

Haksız tahrik oluşturan eylemlerin Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde açıkça gösterilmemesi

 

Kovuşturma aşamasında yapılan uygulama ile ilgili hususların ve buna ilişkin eylemlerin fail ve eylem ilişkisi kurularak gerekçede açıklanmalıdır. Bu şekilde davranılmaması hukuka aykırı olacaktır.

 

Örneğin; sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde açıkca gösterilmesi gerektiği gözetilmeden soyut, yetersiz ifadelerle, her bir sanık için farklı oranlarda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması bozmaya neden olacaktır.[45]

 

KAYNAKÇA

 

AKTAN, Hamdi Yaver; Yargıtay Uygulamasında Adil Yargılanma İlke-leri, GlobalHukuk Eğitimi Programları Direktörlüğü(IGUL), Nergiz Yayınları, Yayın No:4, Ankara, 2004.

ALP, Mustafa;Anayasa Hukuku Acısından Mahkeme Kararlarında Sözde (Görünürde)Gerekçe, Prof Dr. Tevfik Birsele Armağan, İzmir 2001.

AŞÇIOĞLU, Çetin; Yargı Kararlarında Gerekçe, Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu C. IX, Bildiriler-Tartışmalar, Ankara, 1992.

AYKONU, Mustafa Sadrettin: Hukuk Mahkemelerinde Kısa Karar ve Gerekçeli Karar Sorunu, Yargıtay Dergisi, 198, sayı 1-2.

ÇELİK, Adem;Adil Yargılanma Hakkı, Adalet Yayınevi, Ankara.

KURU, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulu, 6. Baskı, Cilt 3, İstanbul, 2001.

ŞEKER, Hilmi; Strazburg Yargı Kararlarında; Doğru, Haklı, Yasal ve Makul Gerekçe Biçimleri, İstanbul Barosu Dergisi Cilt:78, Sayı: 2 Yıl, Yıl: 2004.

TUTUMLU, Mehmet Akif; Hukuk Yargılamasında Hüküm ve Gerekçeli Karar, Seçkin Yayınları, Ankara 2007

 

[1]   Aşçıoğlu, Çetin; Yargı Kararlarında Gerekçe, Ticaret Hukuku ve Yar-gıtay Kararları Sempozyumu C.IX, Bildiriler-Tartışmalar, Ankara, 1992, s.47.

[2]YCGK, E: 2017/2-319, K:2017/251, Teb:2015/174603, KT: 25.04.2017: “…Anayasa’mızın 141 ve 5271 sayılı CMK’nun 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacağından kuşku yoktur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar  bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkeme tarafından CMK’nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulması, bunun yanında direnmeye ilişkin gerekçenin de gösterilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Yerel mahkemece, Özel Dairenin bozma kararı ile tamamen ortadan kalkan sanık hakkındaki ilk hükümde direnilirken, bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan hüküm kurulmuştur.  Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, saptanan bu usulü nedenden dolayı diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. BOZULMASINA, 25.04.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi…”

[3]   Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulu, 6. Baskı, Cilt 3, İstanbul, 2001, s.3054

[4]   Aşçıoğlu, 1992, s. 49

[5]   Çelik, Adem;Adil Yargılanma Hakkı, Adalet Yayınevi, Ankara, s.99.

[6]   Aktan, Hamdi Yaver; Yargıtay Uygulamasında Adil Yargılanma İlkeleri, GlobalHukuk Eğitimi Programları Direktörlüğü(IGUL), Nergiz Yayınları, Yayın No:4, Ankara 2004, s.119; ALP, Mustafa; Anayasa Hukuku Acısından Mahkeme Kararlarında Söz-de (Görünürde)Gerekçe, Prof Dr. Tevfik Birsel’e Armağan, İzmir 2001, s.426;Aşçıoğlu, s.49;

[7]   Kuru, s.3055

[8]   Alp, Mustafa;Anayasa Hukuku Acısından Mahkeme Kararlarında Sözde (Görünürde)Gerekçe, Prof Dr. Tevfik Birsel’e Armağan, İzmir 2001, s. 436

[9]   Şeker, Hilmi; Strazburg Yargı Kararlarında; Doğru, Haklı, Yasal ve Makul Gerekçe Biçimleri, İstanbul Barosu Dergisi Cilt:78, Sayı: 2 Yıl, Yıl: 2004, s. 454

[10]  Alp, s.438

[11]  Aşçıoğlu, s. 51

[12]  Aşçıoğlu, s.52

[13]  Yargıtay 2. HD. 29.1.1993, 7573/559 , Tutumlu, 2007, s.99

[14]  Aşçıoğlu, s. 52

[15]  Aşçıoğlu, s. 52

[16]  Aykonu, Mustafa Sadrettin-Hukuk Mahkemelerinde Kısa Karar ve Gerekçeli Karar Sorunu, Yargıtay Dergisi, 198, sayı 1-2, s.28

[17]  Şeker, s. 454

[18]Y.3.CD, E: 2017/16445, K: 2018/11897, Teb: 3 – 2015/262704, KT: 28.06.2018: “…1) Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve temyiz denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçedeki disiplin işlemini yerine getirmesi için, kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, suçun öğeleri ve kanıtlandığı kabul edilen olayların açıkça gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve sanık HÖ’ün soruşturma ve kovuşturma evreleri boyunca suçlamaları kabul etmemesi ve mağdurlardan HHÖ. dışında diğer mağdurların sanığı teşhis edememeleri karşısında, sanığın eylemleri ne şekilde gerçekleştirdiği kararda açıklanıp tartışılmadan yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyet kararları verilmesi,…BOZULMASINA, 28/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi…”

[19]Y.4.CD, E. 2014/50755, K. 2019/4231, KT. 13.03.2019: “….TCK’nın 125/4. maddesinde ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi, iddianamede hakaret eyleminin gerçekleştiği yerin iş yeri içerisindeki oda olduğunun ifade edilmesi karşısında, aleniyet ögesinin ne şekilde oluştuğu tartışılıp açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle cezanın anılan Kanun maddesi gereğince artırılması,Kanuna aykırı ve sanıklar … ve …’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamadeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA…13/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[20]Y.4.CD, E. 2014/45310, K. 2019/3219, KT. 27.02.2019: “….a-Sanığın, tüfekle katılanların kaldığı inşaat şantiyesinde bulunan konteynıra ateş ederek katılanları tehdit ettiği iddia ve kabul olunan olayda; sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, katılanlardan …’ın olay gecesi duyduğu ses üzerine uyumakta olduğu konteynırdan çıktığında, sanığı inşaat şantiyesinde elinde tüfekle gördüğünü ve sanığın kendisine “sana da sıkayım mı” şeklinde sözler söylediğini, diğer katılanın bu esnada şantiyede kaldıkları konteynırın içine girdiğini beyan etmesi, katılan …’in de aşamalarda olay gecesi sanığın katılan …’a “sana da sıkayım mı” dediğini, kendisinin konteynırın içine girdiğini beyan etmesi karşısında; ateş etme eylemi sonrasında tehdit sözünü sadece katılan …’a söylediği gözetilmeden, sanığın ateş ederken her iki katılanın konteynırın içinde olup olmadığını bilip bilmediği de açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçe ile TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,…”

[21]Y.4.CD, E. 2014/46332, K. 2019/3549, KT. 05.03.2019: “…2)CMK’nın 231/8. maddesine değişiklik getiren ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına bir kez karar verileceğine ilişkin düzenlemenin 28/06/2014’de yürürlüğe girmesi, sanığın adli sicil kaydına konu ilamların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması ve suç tarihi itibariyle engel oluşturmaması, yargılama sürecinde denetime olanak verecek şekilde dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmaması, üzerine atılı suçlardan dolayı maddi bir zarar oluşmaması ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, “sanığın sabıka kaydıyla belirlenen kişilik özellikleriyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat oluşmadığı” biçimindeki dosya kapsamıyla uyumlu olmayan yetersiz gerekçe ile CMK’nın 231. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,…”

[22]Y.2.CD, E. 2017/2505, K. 2019/4755, KT. 12.03.2019: “…Sanıkların tüm aşamalarda üzerlerine atılı suçu kabul etmemeleri karşısında; sanıkların hırsızlık suçunu işlediklerine dair, müştekinin soyut iddiası dışında hukuka uygun, her türlü kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların atılı suçtan beraatleri yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,…”

[23]Y.4.CD, E. 2014/45250, K. 2019/3226, KT. 27.02.2019: “…2-Sanık hakkında silahla tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden; a-Katılan N.D.’un aşamalarda, olay günü sanığın, kendisini bıçakla yaralamak istediğini, kendisinin kaçarak eve girdiğini beyan etmesi, silahla tehdit suçu açısından olayın tanığı konumunda bulunan diğer katılanların olay günü sanığın elinde bıçakla bulundukları eve gelmesi üzerine, katılan N.D.’un kaçarak eve girdiğini, sanığın, katılana ulaşmak için evin kapısını tekmelediğini beyan etmeleri karşısında; somut olay gözetilerek, sanığın eyleminin silahla yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,…”

[24]Y.1.CD, E. 2018/4863, K. 2019/1528, KT. 12.03.2019: “…Sanıkhakkındamaktuller … ve …’a karşı kasten adam öldürme suçlarından, mağdur …’e karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan sanığın ayrı ayrı cezalandırılması istemli iddianame tanzim edildiği, mahkemenin kabul ve uygulamasında sanık hakkında hangi maktule karşı beraat kararı verildiğinin belirlenemediği gibi, diğer maktul ve mağdura karşı açılan kamu davalarının da karşılanmadığı, bu şekilde gerekçeli kararın muğlak kaldığı anlaşıldığından yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,…”

[25]Y.4.CD, E. 2014/48449, K. 2019/3435, KT. 04.03.2019: “…Mağdurlardan…’nin soruşturma aşamasındaki, sanığın, bıçağı kendisine yönelterek ”seni öldüreceğim” dediğine, mağdur …’in ise, “öldüreceğim sizi diyerek bıçağı …’ye doğru salladığı” şeklindeki beyanı karşısında, mağdurların anlatımları arasındaki çelişki giderilmeden hangi anlatımın hangi nedenle üstün tutulduğu tartışılıp açıklanmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle TCK’nın 43/2 maddesinin uygulanması,…”

[26]Y.4.CD, E. 2014/46099, K. 2019/3034, KT. 26.02.2019: “….Sanık savunması, katılanın ve tanıkların aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın iddianamede belirtilen sözleri söyleyerek çekici gösterdiği hususunun yeterince aydınlatılamaması karşısında; sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçe ile silahla tehdit suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,…”

[27]Y.18.CD, E. 2017/1025, K. 2019/4026, KT. 27.02.2019: “…Somut olayda, sanıkların görevlilere karşı görevin yapılmaması için gerçekleştirdikleri cebir veya tehdit eylemlerinin nelerden ibaret olduğu CMK’nın 230/1-c maddesi gereğince tartışılıp değerlendirilmeden yetersiz gerekçeyle sanıkların mahkûmiyetine karar verilmesi,…”

[28]Y.4.CD, E. 2014/44233, K. 2019/3268, KT. 28.02.2019: “….İddianame ve gerekçeli kararda, sanığın, katılana gönderdiği mesaj içeriğinde “Ö… sevgilin Mevlüt’e söyle korkmasın orası Allah’ın evi ve oğlum yanımda, senden ekip isteyecek kadar aciz olmasın, gelsin yoksa ben evine gideceğim, o zaman filim kopar” dediğinin kabul edilmesi karşısında, sarfedilen bu sözlerin, TCK’nın 106/1. maddesinin son cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturduğu, gözetilmeden, ”sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığı” biçimindeki yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,…”

[29]Y.1.CD, E. 2019/1412, K. 2019/3062, KT. 28.05.2019: “….Mağdurun ve tanık …’in beyanları dikkate alındığında; sanık …’ın akrabası ve dosya dışı olup cezası kesinleşen hükümlü … ile beraber kendi kullandığı araçla olay yerine geldiği, araçtan … ile birlikte inerek okul bahçe kapısından içeri girdiği, tanık …’un, …’nin okula girmesini engellemek istediği ancak sanığın, tanığın yanında kalarak buna izin vermediği, …’nin, sanığa hitaben “bu olay bugün bitecek, bu iş namus meselesi” diyerek mağduru bıçakla öldürmeye teşebbüs etmesinden sonra mağdurun beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanık …’a arabayı yaklaştırmasını söylediği, ardından sanık …’ın kullandığı araçla olay yerinden ayrıldıkları olayda, aslı faile suçun işlenmesi sırasında ve sonrasında yardımda bulunan sanık …’ın, TCK.nin 39/2-c maddesi kapsamında kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan cezalandırılması yerine yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,…”

[30]Y.13.CD, E. 2018/9234, K. 2019/2778, T. 27.02.2019: “…Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen iddianame ile hırsızlık suçundan cezalandırılması talep edildiği, müştekinin, olay tarihinde alışveriş yaptıktan sonra suça konu cüzdanı işyerinin kasasında unuttuğu, sanığın da müştekinin ayrılmasından sonra kasadan cüzdanı alarak ayrıldığı, müştekinin henüz mağazadan dahi çıkmadığı olayda;sanığın suça konu eşya üzerinde hakimiyetini kaybetmediği de göz önüne alındığında, mahkemece de sanık hakkında hırsızlık suçundan yeterli delilin bulunmaması nedeniyle beraatine karar verildiği anlaşılmakla birlikte, oluşa, sanık beyanları ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu anlaşılması karşısında mahkumiyeti yerine yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi;…”

[31]Y.4.CD, E. 2014/45362, K. 2019/3295, KT. 28.02.2019: “…1-Sanık … Ö…’ın kovuşturma aşamasında verdiği ifadesinde, ellerinde halı kursunda kullandıkları bıçakların olduğunu beyan etmesi, tanık …’ın ise soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde sanıkların tehditte bulunduklarını, kovuşturma aşamasında da sanık …’in elinde bıçak olduğunu gördüğünü söylemesi karşısında, bu anlatımlara neden itibar edilmediği açıklanıp tartışılmadan ve hangi anlatımın hangi nedenle üstün tutulduğu yöntemince açıklanmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,…”

 

[32]Y.18.CD, E. 2017/471, K. 2019/4123, KT. 27.02.2019: “…Sanığın mahkemede alınan beyanında, katılan ile tartıştığı ancak iddia edildiği gibi hakaret etmediği yönündeki savunmasına karşın, tanıklar … ve …’ın sanığın hakaret içerikli eylemleriyle olayın gelişimi açısından soruşturma aşamasındaki farklı beyanlarda bulunmaları gözönüne alındığında, kovuşturma aşamasında tanıklar dinlenmeden, dosyadaki mevcut ifadeler arasında oluşan çelişki giderilmeden ve CMK’nın 230/1-b maddesi gereğince hükme esas alınan deliller ile hangi beyana neden itibar edildiği karar yerinde açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,…”

 

[33]Y.1.CD, E. 2019/920, K. 2019/2849, KT. 20.05.2019: “…Dairemizin, ”20.06.2013 günü saat 09.00 sıralarında gerçekleşen öldürmeye teşebbüse ilişkin olayda ise, maddi gerçeğin hiç bir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılması açısından mahallinde, mağdur …, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk ile tanık …’un hazır edilmesi suretiyle tatbiki ve temsili keşif yapılarak, mağdurun bulunduğu yerden, sanıkların olayda kullandıkları iddia edilen … plakalı aracın içindeki şahısları görüp tanımasının mümkün olup olmadığı, olay yerinde ve.. plakalı araçta tespit edilen mermi isabet izlerinin hangi konumdan yapılan atışlarla oluşmuş olabileceklerinin tespitinden sonra sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde eksik inceleme ve oluşa uygun düşmeyen yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulması” yönündeki 20.06.2017 tarihli bozma kararına uyulduktan sonra keşif günü belirlendiği halde, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin keşif yapılmadan hüküm kurulması,…”

[34]Y.5.CD, E. 2015/7201, K. 2019/2723, KT. 04.03.2019: “….TCK’nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması karşısında; dava konusu olaya ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın, vergi mükellefi olması halinde ve gerektiğinde hakkında vergi incelemesi yaptırılması, icra müdürlükleri nezdinde alacaklı olduğu takip dosyalarının araştırılıp varsa borçluların faiz karşılığı sanıktan ödünç para alıp almadıkları hususunda tanık olarak beyanlarına başvurulması, faiz karşılığı borç para verip vermediği hususunda detaylı kolluk araştırması yaptırılması ile hangi beyan ve delillere neden üstünlük tanındığının karar yerinde tartışılması sonrasında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,…”

[35]Y.2.CD, E. 2016/19238, K. 2019/4625, KT. 12.03.2019: “…Tüm dosya içeriğine göre, müştekinin aracını sokağa park ettikten kısa bir süre sonra tekrar yanına geldiğinde aracın sol arka kapı camının kırık ve içerisinde bulunan kendisine ait çantanın yerinde olmadığını fark ettiği, olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı araştırmada aracın sol arka lastik hizası zemin üzerinde aracın camının kırılmasında kullanıldığından şüphelenilen seramik parçasının tespit edildiği, 24/05/2013 tarihli ….Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce hazırlanan uzmanlık raporunda olay yerinde tespit edilen ve muhafaza altına alınan seramik parçası üzerindeki sürüntü örneğinden elde edilen incelemede, 05/04/2009 tarihinde başka bir araçta meydana gelen hırsızlık olayıyla ilgili olarak yakalanan sanık … isimli şahıstan aldırılan kan örneği ile seramik parçasının üzerinden elde edilen DNA profilinin uyumlu olduğunun tespit edildiği, sanığın savunmasında, seramik parçasında kendi kan örneğinin bulunmasına hayatın olağan akışına uygun bir açıklama getirememesi karşısında; sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyeti yerine yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,…”

[36]Y.4.CD, E. 2014/48329, K. 2019/3659, KT. 06.03.2019: “….Katılanların aşamalardaki ifadelerinde, sanıkların atılı suçları işlediklerini beyan etmeleri, polis merkezi önünde gerçekleşen olay sonrası görevli memurlar tarafından tutulan 17/08/2012 tarihli olay tutanağında tarafların birbirlerini karşılıklı ölümle tehdit ettiklerinin belirtilmesi ve… Üniveristesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 17/08/2012 tarihli doktor raporunda, katılan…’ın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir şekilde yaralandığının bildirilmesi karşısında, katılanların aşamalardaki beyanları ve bu beyanı doğrulayan olay tutanağı ve adli muayene raporuna neden itibar edilmediği açıklanmadan, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,…”

[37]Y.5.CD, E. 2018/14137, K. 2019/2534, KT. 26.02.2019: “….Sanık hakkında yargılama konusu olayla ilgili olarak görevi kötüye kullanma suçundan temyize konu bu kamu davasından başka, yapılan UYAP sorgusunda; dava dışı diğer sanıklar ile birlikte kamu kurum ve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırma suçundan ….1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/59 Esas sayılı dosyasında da kamu davası açıldığı ve her iki dava arasında suçun sübutu ile iştirak hükümlerinin değerlendirilmesi ve eylemlerin nitelendirilmesi bakımından CMK’nın 8/1. maddesinde yer aldığı şekilde hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu anlaşıldığından, bahse konu davanın akıbetinin araştırılması ve mümkünse davaların birleştirilmesi, kesinleşmesi veya birleştirme olanağının ortadan kalkması durumunda ise, asılları veya onaylı örnekleri bu dosya arasına konularak delillerin birlikte takdir edilmesi ve hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,…”

[38]Y.2.CD, E. 2017/2063, K. 2019/4231, KT. 06.03.2019: “…2- Tüm dosya içeriğine göre; sanığın olaydan 3 gün önce tanıştığı müşteki ile suç tarihinde saat 21.55 sıralarında cafede yemek yediği ve bir süre oturduktan sonra müştekiye ait cep telefonunu konuşmak bahanesiyle alıp olay yerinden uzaklaştığı somut olayda; sanığın aşamalarda sunduğu dilekçelerde kimlik fotokopisinin müştekide olma sebebine dair çelişkili savunmalarda bulunması ve suça konu cep telefonunu müştekiden para karşılığı satın aldığına dair savunmasının aşamalardaki beyanları istikrar gösteren müşteki tarafından doğrulanmaması karşısında, sanığın dosya kapsamına uygun düşmeyen savunmasına itibar edilip TCK’nın 142/1-b ve 143. maddelerine uyan hırsızlık suçundan mahkumiyeti yerine, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,…”

 

[39] Y.10.CD, E. 2018/4568, K. 2019/1082, KT. 20.02.2019: “….Sanığın savunmasında suç konusu uyuşturucu maddelerin … tarafından kendisine verildiğini, adı geçen şahısla cep telefonuyla görüşme yaptığını beyanla …’ın açık adres bilgilerini mahkemeye bildirdiği, ayrıca dosyada mevcut 22/01/2018 tarihli Jandarma Kriminal Polis Laboratuvarı Amirliği Uzmanlık Raporu’na göre suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği poşet üzerinden kimliği belirsiz parmak ve avuç izi tespit edilmesi hususları tümüyle nazara alındığında; … hakkında suç duyurusunda bulunulması, makul süre soruşturmanın sonucu beklenerek dava açılması ve sorgusunun yapılması durumunda bu dava ile birleştirilmesi sağlanarak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği halde, …’ın yakalanıp savunması alınsa dahi suçunu ikrar etmeyeceği ve cezalandırılmasına yetebilecek ölçüde başkaca herhangi bir maddi delil sunulmadığından bahisle yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,…”

[40]Y.4.CD, E. 2014/46769, K. 2019/3522, KT. 05.03.2019: “….1) Akıl hastalığı nedeniyle kusur yeteneği bulunmadığı saptanan sanığa yükletilen suçlara ilişkin tüm kanıtlar gösterilip tartışıldıktan sonra, suçların kanıtlanması halinde TCK’nın 32/1 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunması, kanıt bulunmaması halinde ise beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın ne şekilde söz konusu suçları işlediği tartışılıp açıklanmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanık hakkında doğrudan ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,…”

[41]Y.12.CD, E. 2019/1107, K. 2019/2818, KT. 28.02.2019: “,,,,Dairemizin 28.11.2017 tarih 2016/12573 esas, 2017/9494 karar sayılı ilamı ile “5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği; somut olayda, sabıkasız olan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi talebi bulunan, dosyaya yansıyan zapta geçirilmiş olumsuz davranışları bulunmayan sanık hakkında, CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi” gerekçesiyle mahkemenin 12.03.2015 tarih, 2014/352 esas, 2015/99 karar sayılı kararının bozulmasına karar verilmesine ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamını etkisiz kılacak şekilde, sabıkasız olan ve hakkında TCK’nın 62. maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanan sanık hakkında ” kişilik özelliği ile yargılama sürecindeki tuıtum ve davranışları” şeklindeki dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi,..”

[42]Y.11.CD,  E. 2019/1635, K. 2019/2590, T. 13.03.2019: “…Sanığın kullandığı araca ait plakalar ile trafik ve tescil belgelerindeki soğuk mühür izlerinin sahte olduğu, sanığın 3 kere resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında, mahkemece sahte belgeler üzerinde bulunması gerekli zorunlu unsurların bulunup bulunmadığı ve aldatma niteliğini haiz olup olmadığı yönünde herhangi bir inceleme yapılmadığı anlaşılmakla; Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suç tarihinde yürürlükte bulunan 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30. maddesine göre; tescil plakalarında işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürlerinin bulunmasının, hüküm altına alınması karşısında öncelikle suça konu belgeler duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcı nitelikte olup olmadığının kararda tartışılması, denetime olanak verecek şekilde asıllarının dosya içine konulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,…”

 

[43]Y.18.CD, E. 2018/147, K. 2019/4185, KT. 04.03.2019: “…2- Sanık …’un katılan …’i tehdit ettiğini kabul etmemesi, katılanın babası olan tanık …’in aşamalardaki beyanlarında da tehditten bahsetmemesi ve olay anına ilişkin sesli kamera çözüm tutanağında da tehdit sözlerinin yer almaması karşısında, sanık …’un atılı tehdit suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,…”

 

[44]Y.17.CD, E. 2018/2479, K. 2019/2667, KT. 04.03.2019: “….1-Şikayetçi …’nın ve katılan …’nin banka hesaplarına…. de internet cafe işleticisi olan ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen …. in iş yerinde kurulu telefona bağlı IP adresinden yetkisiz internet erişimi sağlanarak, sanığın hesabına katılana ait hesaptan 03/06/2008 günü saat 11.38.25’te 440,00 TL ve şikayetçiye ait hesaptan saat 12.06.14’te 440,00 TL paranın EFT işlemi ile aktarıldığı, sanığın kendi hesabına transfer edilen paraları şahsına ait internet bankacılığı ve cep telefonu sistemini kullanarak cep telefon aboneliği …. adına oluşturulan 3. kişiye gönderdiği, kriminal inceleme sonucunda Abonelik Sözleşmesindeki imzanın S.T. eli ürünü olmadığının tespit edildiği, yetkisiz internet erişiminin yapıldığı IP numarası abonesi …. ile sanık arasında herhangi bir irtibatın tespit edilemediği olayda; sanığın suç işleme kastı olmadığına ve haksız menfaat temin etmediğine yönelik savunmasına delil olmak üzere MSN yazışmalarını içerir CD ibraz etmesine rağmen “Soruşturmaya konu olan …. adresinden 01/06/2008 – 30/06/2008 tarihleri arasında e-posta ve Windows Live Messenger Programına erişim neticesinde oluşan IP bilgisinin kayıtlarında yer almadığı” bilgisini içeren ve Microsoft Corporatıon vekili olarak …. Hukuk Bürosunca ibraz edilen 23/02/2009 tarihli yazı nedeniyle CD’nin incelenmediği ve delil olarak değerlendirilmediği anlaşılmakla; sanığın savunma delili olarak ibraz ettiği MSN yazışma dökümlerinin ilgili kuruluşa yazı ekinde gönderilerek Microsoft Corporation vekili tarafından ibraz edilen 23/02/2009 tarihli dilekçesinde verilen bilgiler ile arasındaki çelişkinin giderilmesi ve varsa suç tarihindeki MSN yazışma içeriklerinin dosyaya temini ayrıca sanığın gerçek suçlu olduğunu belirttiği myolci@hotmail.com elektronik posta adresi kullanıcısının kimliğinin araştırılması ve beyanının tespiti sonucu sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçe ile sanığın hırsızlık suçundan dolayı yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,…”

 

[45]Y.1.CD, E. 2017/2423, K. 2019/1337, KT. 05.03.2019: “….3- Maktul ve mağdurlardan sanıklar S., A. ve F.’ya yönelen haksız tahrik oluşturan eylemlerin Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde açıkca gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, “iki aile arasındaki husumet ve eylemler öncesi yaşananlar “ şeklindeki soyut ve yetersiz gerekçe ile ve ayrıca haksız tahrik uygulamalarında indirim oranları da gerekçesiz bir şekilde farklı belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde hükümler kurulması,…”

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?