• DOLAR
    5,6913
    % 0,59
  • EURO
    6,3238
    % 0,90
  • ALTIN
    272,3742
    % -0,13
  • BIST
    103.072
    % 0,61
Savcı Ahmet ASLAN
Savcı Ahmet  ASLAN
buespostagizlidir@adaletmedya.net
Basın Suçlarında Zorunlu Dava Süreleri
  • 19 Temmuz 2019 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

5187 sayılı Basın Kanunu, basın özgürlüğüne ilişkin hükümleri açısından “genel” nitelik taşımakla birlikte, basın yoluyla işlenen suçlara yönelik adli işlemler açısından yalnızca bu kanunda belirtilen eylem, kişi ve kurumlar açısından hüküm ifade etmektedir.

Kanunun 1/2. maddesinde, “Bu kanun basılmış eserlerin basımı ve yayımını kapsar” hükmüne yer verilmek suretiyle kanunun kapsama alanı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla basın suçlarına özgü soruşturma usulleri, sadece basılmış eserler aracılığıyla işlenen suçları kapsayacaktır.

Basılmış eser, kanunun 2/1-a. maddesinde, “Yayımlanmak üzere her türlü basım araçları ile basılan veya diğer araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserler ile haber ajansı yayınları” şeklinde tanımlanmıştır.

Bu tanıma göre bir eserin “basılmış eser” niteliğini haiz olması için yazı, resim, karikatür, fotoğraf vb. eserler ile haber ajansı yayınlarının salt basılması değil, “yayımlanmak amacıyla, basım araçları ile basılmış veya diğer her türlü araçlarla çoğaltılmış olması” gerekmektedir. Öyleyse burada “yayımlamak” kavramının da açıklığa kavuşturulması gerekir. Yayım, kanunun 2/1-b. maddesine göre, “basılmış eserin herhangi bir şekilde kamuya sunulmasını” ifade etmektedir.

Bu veriler ışığında, kanun metninde de yer aldığı üzere, 5187 sayılı Basın Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı suçları iki genel türe ayırmak mümkündür:

1-Basın Kanunu’nda tanımlanan suçlar.

2-Basılmış eserler yoluyla işlenen suçlar.

5187 sayılı Basın Kanunu, bu kanuna tabi suçlar açısından dava açma süreleri öngörmüştür. Bu süreler, sadece Basın Kanunu’nda tanımlanan suçlar açısından değil, başka kanunlarda tanımlanmakla birlikte Basın Kanunu’na tabi olan her türlü suç açısından geçerlidir.

Öngörülen süreler “muhakeme şartı” niteliğini haiz olduğundan, soruşturma neticesinde toplanan deliller suçun işlendiğine dair yeterli şüphe oluşturuyor ve hatta suçun işlendiğini sabit kılıyor olsa bile, bu süreleri aştıktan sonra fail hakkında kamu davası açılması mümkün değildir. Bu açıdan, soruşturmaya konu suçun niteliğinin de hiçbir önemi yoktur.

Kanunun 26/1. maddesi uyarınca basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının, bir muhakeme şartı olarak, günlük süreli yayınlar yönünden 4 ay, diğer basılmış eserler yönünden 6 ay içinde açılması zorunludur.

Maddenin 2. fıkrasında da sürelerin başlama anı açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre süreler, basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği, basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmemesi halinde ise suçu oluşturan fiilin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öğrenildiği tarihte başlayacaktır. Elbette bu süreler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun dava zamanaşımına ilişkin genel hükümlerinde (madde 66 ve 67) öngörülen süreleri aşamaz.

Maddenin 3. fıkrasına göre, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlatıldığı iddia edilen eserden dolayı yayımlatan aleyhine açılacak dava yönünden süre, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili hakkında verilecek beraat kararının kesinleşmesinden itibaren başlayacaktır.

Maddenin 4. fıkrasına göre, sorumlu müdürün yayımlanan eserin sahibini bildirmesi durumunda, eser sahibi aleyhine açılacak davada süre, bildirim tarihinden itibaren başlayacaktır. Bu fıkrada genellikle gazete, dergi vb. süreli yayınlarda sık sık yer alan eser sahibi belirsiz yazı, resim vs. için özel bir düzenleme öngörülmüş; eser sahibi belli olmadığı için sorumlu müdür vs. üzerinden başlatılan soruşturma ve kovuşturmalarda, asıl cezai sorumluluk eser sahibine ait olduğundan, sorumlu müdürün eser sahibini bildirmesi halinde dava süresinin bildirim tarihinden itibaren başlayacağına hükmedilmiştir.

Maddenin 5. fıkrasına göre, takibi şikâyete bağlı olan suçlarda dava açma süreleri, suç için kanunun öngördüğü dava zamanaşımı süresini aşmamak şartıyla, suçun işlendiğinin öğrenildiği tarihten başlar. Burada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesinde hükme bağlanan şikâyet müessesiyle paralellik arz eden bir hükme yer verilmiş olup, işin doğası gereği savcılığın suç mağdurunun müracaatı üzerine eylemi öğrenme tarihi esas alınacaktır. Buna göre Cumhuriyet Başsavcılığı, sözgelimi basımcı tarafından teslimi yapılan eserde bir şahsa karşı hakaret suçu işlendiğini tespit etse bile takibi şikâyete bağlı olan bu suçtan dolayı re’sen harekete geçemeyeceğinden, dava açma süresi de suç mağdurunun Başsavcılığa müracaat tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.

Maddenin 6. fıkrasına göre, kamu davasının açılması izin veya karar alınmasına bağlı olan suçlarda, izin veya karar için gerekli başvurunun yapılmasıyla dava açma süresi durur. Ancak durma süresi 4 ayı geçemez.

Bu hükümlere göre, örneğin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde tanımlanan ve aynı maddenin son fıkrası uyarınca kovuşturma iznine tabi olan Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK.m.299) suçunun bir günlük gazete vasıtasıyla işlendiği iddiasıyla başlatılan bir soruşturma açısından 4 aylık dava açma süresi eserin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihte başlayıp kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluşması üzerine Adalet Bakanlığından izin talebinde bulunulduğu tarihte duracak ve kovuşturma izni verilmesi halinde kaldığı yerden işlemeye devam edecek, ancak henüz kovuşturma izni verilmemiş olsa bile durma tarihinden itibaren geçen 4 ayın ardından süre kaldığı yerden işlemeye devam edecektir.

Dava süresine ilişkin hesap yapılırken iddianamenin düzenlendiği tarih değil, iddianamenin 5271 sayılı ceza muhakemesi kanunu’nun 174 vd. maddeleri uyarınca kabul edildiği ya da kabul edilmiş sayıldığı tarih esas alınacaktır.

Ön ödemeye tabi suçlarla ilgili soruşturmalarda bu işlemlerin de yukarıda belirtilen dava açma süreleri dahilinde tamamlanması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Ancak uzlaşma açısından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/21. maddesinde “Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez” hükmü yer almaktadır.

Son olarak uygulamada karışıklığa sebep olan bir hususa değinmekte yarar var: 5187 sayılı Basın Kanunu’nda öngörülen bu süreler sadece bu kanuna tabi suçlar açısından geçerli olmakta, dolayısıyla örneğin internet aracılığıyla yapılan ve suç teşkil eden yayınlar açısından herhangi bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Ancak günümüzde bilhassa gazetelerde yer alan eserlerin aynı zamanda o gazetelere ait internet sitelerinde de eş zamanlı olarak yayınlandığı görülmektedir. Böyle bir eserin suç unsuru barındırması halinde gazetedeki eser açısından dava açma süresi söz konusu olmakla birlikte, internette yayınlanan aynı eser açısından herhangi bir sınırlama olmamaktadır. Bu durumda, yani suç unsuru barındıran bir köşe yazısının hem gazetede hem de internette yer alması halinde, bu yazıya ilişkin olarak başlatılan soruşturma açısından kamu davası açma süresi söz konusu olmayıp, internette yayınlanan yazı esas alınarak soruşturma neticesinde -genel dava zamanaşımı sürelerini aşmamak kaydıyla- her zaman kamu davası açılabilecektir.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?